19 4 70
                                        

Odamın kapısı açılınca zaten zar zor uykuya dalmışken tekrar uyandım. Gece boyu acı ve ağrıdan uyuyamamıştım, ancak sabaha karşı uykuya dalabilmiştim, uyanmamak için alarmlarımı bile kapatmışken, sanırım abimdi, biri gelip beni uyandırma çabasına giriyordu. Ama uyanmayacaktım, beynim uyanmış olsa da gözlerimi açmayacaktım. Büyük ihtimal onlara kahvaltı hazırlamam için beni uyandırma çabasına girecekti ama bugün olmazdı, iki gram uykum varken ve gün boyu yataktan çıkmamayı düşünürken şu an uyanmayacaktım.

Abimin yatağımın yanındaki koltuğa oturduğunu hissettim. Sonrasında tok bir ses duydum, baş ucumdaki komodine bir şey koymuş olmalıydı. Sonrasında bir süre hiçbir şey yapmadı, yani en azından sesi çıkmamıştı. Sonra, komodinin üstüne koyduğu her ne ise onu aldı. O sıra ne yaptığını merak ederek hafiften gözlerimi araladığımda beynime kan sıçradığını hissettim. Çünkü tam baş ucumda, elinde ilk yardım çantası ile Dağhan oturuyordu!

Yorgunluktan hayal felan görüyor olabilir miydim? Sanırım olamazdım.

Delirmiş miydim acaba? En son hatırladığıma göre aklım yerindeydi.

Emin olmak için çok kısa bir an gözümü araladığımda şizofren olmadığımın da garantisini aldım çünkü gerçekten Dağhan'dı. Üstelik aşağıya sarkan elimi tutmuş, sargısını açıyordu. Sargıyı açtı ve sonra elimi tekrar bıraktı. Sargı bezlerinden kurtulduğumda rahatladığımı hissettim çünkü tenim nefes alamıyordu ve bu da biraz parmaklarımın kasılmasına sebep olmuştu.

Rahatladığım birkaç dakikanın ardından elimi tekrar sarmaya başladı. Ama önceki kadar sıkı değildi, daha rahattım. En son sargı bezinin ucunu bantla yapıştırdı ve elimi tekrar serbest bıraktı. Çantayı tekrar komodine koyduğunda neden gitmediğini merak ettim. Alında çok fazla merak ettiğim soru vardı ama bunların cevabını almak için doğru zaman değil gibiydi.

Birkaç dakika daha bekledi, derin bir iç çekti ve sonra -çok tuhaftı- hızlıca odamdan çıktı. O, odadan çıkar çıkmaz acıyan gözlerimi açtım çünkü dakikalardır zar zor dayanıyordum.

Uyuyor numarası yapmak küçükken daha kolaydı sanki.

Yattığım yerden doğrulup yatağın başlığına yaslandım. Az önce yaşadıklarımın alakasını düşünmeye başladım ama cevap yoktu. Belki de o kadar çok onu suçlamıştım ki gerçekten elimin onun yüzünden bu hâlde olduğuna inanmıştı ve açtığı yarayı kapatıyordu. Başka bir sebep olabileceğini düşünmüyordum. "Dağhan'ın bana iyilik yapması" ihtimalinin doğması için tek neden buydu.

Yine de hesabını soracağım!

Dağhan'ı bir kenara bırakıp saatin kaç olduğunu merak ederek telefonumu aldım. Sekize geliyordu. Bir de abimden bir mesaj vardı. Yemek yapmakla uğraşmamamı, bana kahvaltı gönderdiğini ve yemeği de dışarıdan sipariş edeceğini söyleyen bir mesajdı. Güne güzel başlamak için güzel bir mesajdı, bu kadar erken olmasaydı iyiydi ama yine de güzeldi. Canım abimdi, en sevdiğim abimdi, bir tanecik abimdi.

Ben daha mesajın etkisinden çıkamadan abimden bir arama geldi. Aramayı yanıtlayıp hoparlörü açtım.

"En sevdiğim abim!"

"Canım. Uyandın mı?"

Abimin zekasının geriliğinden, yani geri zekalı oluşundan, dolayı sorduğu "Uyandın mı?" gibi sorulara şu an takılmadım ve "Uyandım." dedim.

"Mesajımı almışsın, kahvaltın gelir yarım saate felan."

"Keşke bu kadar erken olmasaydı abim ya. Ben gece uyuyamadım ki hiç. Uyuyacaktım biraz."

"Kahvaltını yapınca uyursun o zaman."

"Hayır uyuyamam. Zaten kalmadı uyku muyku, dağıldı gitti. Şey soracağım. Kahvaltı sizin oradaki yerden değil mi? Değil, cevabını kabul etmiyorum. Ama dürüst de olman gerekiyor."

D&BHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin