Çift Dikişli-4

1.1K 93 8
                                        

İtiraf etmek istemese de ikinci randevu için birazcık, çok azıcık özenmişti Utku. Elbette Savaş için değildi o daima kendisi için hazırlanırdı. Ama saçlarını düzeltirken sürekli göz gezdirdiği yolun getireceği kişi için heyecanlı olduğu belliydi.

Boğazını temizleyerek gözlerini sürekli baktığı yoldan çevirip etrafa baktı. Yelkenleri hemen suya indirmemek onun için bir kuraldı. Savaş çok güven veren birisiydi evet ama hala daha başına gelenlerin zararsız olacağına inanmıyordu.

Farkında olmadan sabırsız adımlarla volta atmaya başladı.

"Çok mu heyecanlısın?" Arkasından gelen sesle irkilerek oraya döndü. Savaş yüzünde kocaman bir gülümseme varken ona bakıyordu.

"Ne alakası var? Ayağım uyuşmuş." Yalanını tasdiklemek için sol ayağını rastgele salladı.

"Öyle olsun." İnanmadığı belliydi ama onu kızdırmak istemeyerek kabullendi.

"Nereye gidiyoruz?" İçindeki soruyu hemencecik dile getirdi.

"Güzel bir yere, biraz uzak ama." Savaş'ın sözleriyle kaşları çatıldı. Nereye gideceklerini açıkça söylememesi onu sinirlendiriyordu ama bir parçası bu gizemden fena halde etkileniyordu.

"Ne yapacağız o zaman?" Kollarını göğsünde kavuştururken sordu.

O anda fark etmediği kaskı havaya kaldırıp salladı Savaş, "Güzel bir yolculuk endişelenme."

İçinde deli gibi kıpırdanan kelebekler varken dudağını ısırdı gülmemek için Utku. Ergenlerdi, fena halde yakışıklı bir çocuk tarafından tavlanmaya çalışıyordu ve motorlu bir yolculuk bu pastanın tepesindeki vişne gibiydi. Nasıl hoşuna gitmezdi ki?

Kaska uzanırken, "Sakın kaza yapma." Dedi. "Yaşayacak güzel günlerim var."

Savaş gülerek kaskı ona uzatmak yerine kendisi kafasına geçirdi. "Senin kadar olmasın ama benim de yaşamak istediğim güzel günler var." Hemen sonra gülümsedi. "Seninle."

Belli etmemek için karnına sertçe vurdu ama hoşuna gidiyordu bu iltifatlar. Yüzündeki gülümsemeden belliydi.

Savaş motora binip arkasını gösterdi. Utku heyecanını belli etmemeye çalışarak arkasındaki boşluğa oturdu.

"Belime tutun yoksa düşersin." Motoru çalıştırırken Utku güldü.

"Sakın yanlış anlama." Kollarını beline sıkıca doladı. "Düşmemek için."

Savaş nazlı nazlı konuşan bedenle çekip dudaklarını ısırdı. Fena bir çocuktu Utku ve bunun da farkındaydı. Savaş'ı bitiriyordu şu cilvesi.

Birlikte yolculuğa başladıklarında Savaş belindeki ellerin hissiyatını unutmaya çalışarak yola odaklandı. Utku ise gözlerini etrafta gezdirirken esen rüzgarın teninde gezinmesini hissediyordu. Çok hoştu neredeyse denizin yüzeyinde gökyüzünü izlemek kadar huzur vericiydi.

Nereye gittiklerini bile düşünmüyordu. Yolculuk yapmayı seviyordu ve bu şekilde sonsuzluğa sürse gıkını çıkarmazdı.

Yaklaşık yarım saat süren yolculuk sonrası Utku motorun durduğunu hissederek gözlerini araladı. Durdukları yer bir anaokuldu.

Utku geldikleri yere anlam veremeyerek bakarken kaskı çıkardı. Motordan indiklerinde, "Neden buradayız?" Diye sordu.

"Gel." Savaş bir şey demeden elini uzattı. Utku cevapsız kaldığı için memnuniyetsizlikle yanağını şişirse de elini uzatıp elini tuttu.

O önde Utku arkada içeri girdiler. Küçük bir yerdi ve Utku'nun beklediği gibi çocuklarla dolu değil boştu.

"Burası eski bir anaokul." Diye açıkladı içeri girdiklerinde. "Yeniden inşa edildi ama boyama işi kaldı. Sıkıcı olmasını istemedim bu yüzden boyama işini ben üstlendim."

Utku ona bakarken, "Galiba tek başına üstlenmek istemedin." Diye alay etti.

"Sınıftayken sürekli bir şeyler çizdiğini fark ettim." Savaş duraksamadan konuştu. "Çizerken farkında değilsin ama gülümsüyorsun. Ne zaman boyalara gözün kaysa hemen eskiz defterini çıkarıyorsun. Ben de düşündüm ki yaptığın bir şeyi herkesin görebileceği bir yere ait kılarsan bu eskize çizmekten daha çok hoşuna gider."

Sözler birer çiçek gibi etkiliydi. Sanki Savaş'ın dudaklarından dökülen bu çiçekler Utku'nun kalbinde filizleniyordu.

Çizmeyi sevdiğini bilen kişi sayısı çok azdı. Huzur veren bir hobiydi onun için bu. Savaş'ın ona bu kadar dikkat etmesi ve hatta onun için burayı boyamaya gönüllü olması nasıl hoşuna gitmezdi ki?

"Peki madem." Elbtte Utku deli gibi sevindiğini belli etmeyecekti. "Geldik o kadar yapalım bari."

Savaş onun deli gibi sevindiğini anladı ama bu ağırbaşlı tavrına ayak uydurup, "Teşekkür ederim sen olmasan hayatta yapamazdım." Diye reverans yaptı.

Utku kıkırdayarak etrafına bakındığında, "Sana giymen için tulum vereyim." Dedi. "Üstün boya olmasın."

"Gerek yok." Utku'nun üstüne başına boya sürmeyi sevdiğini elbette itiraf edecek hali yoktu. "Eski zaten bunlar bir şey olmaz."

Savaş üzerindeki beyaz kumaş pantolona ve baskılı oversize tişörtüne baktı. Yine de bir şey demedi.

"Fırçalar ve boyalar burada. Ben duvarları beyaza boyadım dün. Sadece koridoru boyayacağız. Diğer yerleri öğretmenler öğrencileriyle yapacak." Dedi etrafı gösterirken. "Sen direkt çizime başlayabilirsin, kurumuşlar."

"Sen de yapacak mısın?" Utku boyaların olduğu yere giderken sordu.

"Evet." Savaş yüzünde bir tebessümle cevap verdiğinde Utku da güldü.

Sonrası saatler süren sessizlikti. Utku işine konsantre olduğunda sessizleşiyordu. Savaş ile ortak huyları buydu.

Küçük bir anaokuluydu ama Utku detaya önem verdiği için uzun sürdü. Küçük Prens çizdi, çilekler çizdi, sevimli ifadelere sahip pizza ve cupcake de çizdi. Birbirlerinden bağımsız şeyler çizseler de uyumlulardı.

Savaş'ın ne yaptığına göz ucuyla baktığında sayılar ve matematiksel ifadeler yaptığını gördü. Çizim yapamıyor olsa da yazım stili iyiydi. Utku onun dikkatli haline sırıtıp işine döndü.

Saatler sonra işleri bittiğinde koridor çok sevimli görünüyordu. Utku bilerek üstünü başını batırmıştı ve son derece mutluydu. Onun aksine Savaş sadece elleri ve biraz da kollarını boya yapmıştı.

"Çok güzel oldu." Utku çıkardıkları esere bakarken gülüyordu.

"Çizen kişi sensen nasıl güzel olmasın?" Omzuna dolanan kollar gülerek kafasıyla omzuna vurdu Utku.

İltifatları çok seviyordu ve Savaş bu işte gerçekten iyiydi.

İtiraf etmese de üçüncü günü deli gibi merak ediyordu. Savaş beklediğinden de çok şaşırtıyordu onu ve zihninde bir yer durmadan onunla olan anıları başa sararken o sırıtarak göğsüne kafasını yaslıyordu.

ZevkHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin