Çift Dikişli-final

1.4K 96 8
                                        

Utku hızlı adımlarla akşamın bir vaktinde o çardağa giderken endişeliydi.

Savaş bugün okula gelmiş ve her zamanki gibi onunla uğraşmıştı ama öğle molasında gitmiş ve bir daha dönmemişti. Utku anlamsız endişe hissiyle günü zor bitirirken ondan haber almaya çalışmış ama geri dönüt alamamıştı.

Ve şimdi Berk ile dedikodu yaparlarken Savaş'ın okul dışında kavga ettiğini öğrenmişti. Feci bir kavgaydı ve neredeyse polislik olmuşlardı.

Kendini can havliyle evden atan Utku Savaş'a mesaj atmış ve onu çardakta bekleyeceğini gelmezse evine gelip basacağını söylemişti.

Savaş'ın birazcık aklı varsa bu tehditi ciddiye alırdı çünkü Utku blöf yapmıyordu.

Nihayet görünen çardağa emin adımlarla gittiğinde gördüğü bedenle adımları daha hızlandı. Ya Savaş çok hızlı ulaşmıştı buraya ya da zaten buradaydı.

"Savaş!" Sesi hiçte düşük seviyede değildi ama yolda kimse yoktu bu yüzden duyacak kimse de yoktu.

Savaş ona döndüğünda Utku ancak o zaman görebildi yüzündeki yaraları. Kaşı ve dudağının köşesi patlamıştı. Elmacık kemiği mosmordu.

Utku hızla yanına otururken sertçe yutkundu. Ne zaman ve nasıl olduğunu anlamadığı bir şekilde Savaş içine işlemişti ve şimdi onun bu hali yüreğini ağrıtıyordu.

Ellerini kaldırıp yaralarına dokundu parmak uçlarıyla, acıtmaktan korkuyordu.

Öte yandan Savaş yüzünde gezinen tüy kadar hafif parmak uçlarıyla gözlerini kapattı. İlk kavgası değildi ve son da olmayacaktı ama ilk kez yanında birisi vardı. Kavgalardan sonra yaralarını kendi sarar sonra da eve gitmek istemeyerek buraya gelirdi. Yalnızlığa alıştığından değil kimseyi yanında görmek istemediğindendi. Ta ki Utku ile tanışıncaya kadar. Onun mesajını görene kadar burada olmasını ne kadar istediğini fark bile etmemişti Savaş. Şimdi bu huzurlu anın tadını çıkarırken aralarında oluşan ince ipliğin kalınlaştığını hissediyordu.

Utku çok şey sormak istiyordu ama Savaş'ın iyi olduğunu görmesiyle endişesi azalmıştı ve istediği tek şey yaralarını sarıp onu azarlamaktı.

"Aptal, haline bak." Fısıldayarak azarlanan Savaş buna üzülmek ya da öfkelenmek şöyle dursun mutlu bile olmuştu.

"Çok mu kötü?" Diye sordu gözlerini açmazken. Yüzünde gezinen ellerin etkisiyle kapanmış gözleri ve tebessümüyle oturuyordu.

"Kötü tabii." Utku sinirlenmek istiyordu ama içinde ona karşı sadece sevgi ve şefkat vardı. Bu yüzden yüzünü avuçları arasına aldı. Soğuk yanaklar sıcak avuçların içinde evine kavuşmuş gibiydi.

"Öpmek istemeyeceğin kadar mı kötü?" Nedenini, nasılını düşünmeden açıkça konuştu Savaş. Gözleri kapalıyken daha cesurdu ve bunu kaybetmemek için aralamamıştı elalarını.

Utku ise bakakalmıştı suratına. Bu kadar açıksözlü oluşuna hem öfkeleniyor hem utanıyor hem de karşılık vermek istiyordu. Utku böyleydi işte duyguları çok kolay yönetiyordu.

Yavaşça yaklaşıp alnını alnına yasladı, "Bilmem, denemek lazım." Derken kendi kalbinin atışını duyuyordu.

Savaş duyduğu şeyler gözlerini yavaşça açarken dibindeki çilli yüze baktı. Kahverengi gözleri beklentiyle dolmuşken Savaş'ın elaları dipsiz kuyuyu andırıyordu.

"Deneyelim o zaman." Dese de ilk adımı tamamen ondan bekliyordu Savaş. O bir şeyler yapsın istiyordu çünkü kendisi yaparsa durması zor olurdu. Zorla bir şeyler asla yapmazdı bu yüzden ipleri onun eline bırakmıştı.

Utku gözlerinin tam içine baktı. Elalar artık görünmüyordu bile beklenti ve arzudan katrana benziyordu. Gözlerini kapatıp yutkunarak tekrar açtı Utku, "Senden nefret ediyorum." Hemen sonra dudaklarını dudaklarına yasladı.

Savaş bir kalp atışı hızında pek çok duyguyu bir arada hissetti ama hemen sonra onun da eli havalanarak çilli suratı kavramıştı.

Aç bir öpüş değildi bu. Susuz birisinin kana kana su içmesi gibiydi. Muhtaçlık, ferahlık, rahatlama ve daha fazlasını isteme arzusu taşıyordu.

Savaş, çilli olanın alt dudağını kavrayıp emerken usulca kendi üst dudağına dil darbeleri atan bedeni kendine çekti. Dakikalarca dinginlikle öpüştüler. Nefesleri birbirlerine karışana dek öptüler bir birbirlerini. Ayrıldıklarında ikisi de isteksizdi.

"Resmi olarak sevgilimsin." Savaş nefes nefese bunu ilan ettiğinde Utku keyifle güldü.

"Sen öyle san." Nazlı nazlı gülerken Savaş onun bu haline dudaklarını ısırarak baktı.

Onu ilk gördüğü anda anlamıştı ne fena bir çocuk olduğunu ve görmek istemişti. Utku'nun nazı da niyazı da başı gözü üstüneydi. Onunla ilk göz göze gelişinde anlamıştı bu kıvılcım saçan bedene yaklaşırsa alev alacağını ama istemişti işte. Bir kelebeğin ateşin etrafına pervane olması gibi dolanmıştı etrafında. Yanmak da umurunda değildi kül olmakta.

Çünkü içindeki bu aşk ve sevgi gerekirse onu küllerinden doğurur yine alevin etrafında pervane ederdi.

"Seni seviyorum." Aynı anda ikisinin de dudağından ayrılan bu itiraf hayatlarını birbirine bağlamış gibiydi.

Ebediyen...

Ve özel bölüm de final yaptı

Tekrardan oy verip yorum yapan herkese eyvallah

Bay bayy

Insta: fromthemonlight

ZevkHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin