Çift Dikişli-3

1.5K 109 7
                                        

Utku elindeki saate göz gezdirdi. Geleli sadece iki dakika olmuştu ama yine de dakik birisi olduğundan geç gelinmesinden hoşlanmıyordu. Üstelik içten içe bir tarafı çift dikişlinin yani Savaş'ın onu kandırdığını düşünüyordu. Neden o an bu randevu teklifini kabul ettiğini bilmese de şimdi pişmandı açıkçası.

Buraya gelmenin tam bir aptallık olduğunu düşünerek gitmek için hareketlendi ama kolundan tutulana dek anca iki adım atabilmişti, "Nereye?"

Savaş'ın sesiyle adım atmayı keserek yan tarafa döndü. Sahiden de gelmişti ve Üstelik çevresinde ne bir tanıdık vardı ne de yüzünde alaycı bir ifade.

"Hadi gidelim." Utku daha tepki veremesen Savaş onu kolundan tutarak yürütmeye başlamıştı bile.

Nereye gittiklerine bakarken orasının tamamlanmamış bir park olduğunu gördü.

"Ne yapacağız orada?" Diye sordu biraz da endişelenerek tenha bir yerdi çünkü ama yüzünde elbette bunu belli etmiyordu. Savaş'ın ağzına laf vermek istemiyordu bir tarafı.

"Seni gizli yerime götüreceğim. Aslında bir kafeye de gidebiliriz ama orası benim için çok değerli." Kendi kendine gülümseyerek konuşuyordu Savaş. Yüzündeki ifade yüzünden Utku merak ederek sessizce onu takip etti.

En sonunda parktaki kuytuda kalan çardağa girdiler. Savaş kolunu bırakarak oturdu ve ona yanını gösterdi. Utku tek kelime etmeden oturdu.

Savaş çoktan getirdiği termosla iki bardak çay hazırlayıp birini ona verdi.

"Neden değerli bir yer senin için?" Utku ne kadar bakarsa baksın bir türlü özel ya da değerli hissettirecek bir taraf bulamamıştı o yüzden merakla sordu.

"Bir kere küçükken evden kaçmıştım bizimkilerle kavga edip. Eve dönmemek için de sokaklarda gezinmiştim. Tesadüfen buldum burayı. Aslında korkutucu ama bu çardağa girdiğimde hayatımda ilk kez ateş böceği görmüştüm. Çok güzellerdi." Savaş iç çekerek güldü. "O zamandan beri bir umut yine görürürüm belki diye geliyorum."

Utku sessizce onu dinledi. Hayatında hiç ateş böceği görmemişti o da bu yüzden biraz kıskandı biraz da merak etti.

"Neden buraya getirdin beni?" Diye sordu Utku. Onun için bu kadar özel bir yeri neden ilk randevu yeri olarak seçmişti ki?

"Bana ilk kez gördüğüm ateş böceklerini hatırlatıyorsun çünkü." Dediğinde Utku yüzüne bakakaldı. "Seni ilk gördüğüm anda onları görmüş gibi hissettim. Çok güzelsin."

Bu açıksözlülüğü beklemediğinden istemsizce kızardı Utku. Dudaklarını ısırırken bu şaşkınlıktan nasıl kurtulacağını düşünüyordu. Bir yanı bu iltifat için heyecanlanmışken diğer yanı onu azarlayıp vurmak istiyordu.

"Korkmuyor musun bunları söylemeye? Gay olduğunu öğrenirlerse başına neler gelir önemsemiyor musun?" Utku sözlerine karşılık vermeyi geçerek aklına takılanları sordu.

"Hayır." Ela gözlüye baktı çilli olan. Bir yalan emaresi arıyordu yüzünde ama Savaş'ın yüzü hem çok net hem de çok kesindi.

"Nasıl?" Sormak istediği onlarca soru arasından bu sıyrılıp çıktı dudaklarından.

Nasıl bana güvenebilirsin? Nasıl hislerin hakkında bu kadar kesin olabilirsin? Nasıl beni birden böylesine sevebilirsin? Nasıl senin için bu kadar değerli olan bu yere beni böylece getirebilirsin?

"Çünkü sensin." Ela gözlü olan yüzünde samimi bir gülümseme ile ona bakıyordu. "Güveniyorum çünkü sensin, eminim çünkü kalbim bana seni söyledi, seviyorum çünkü biliyorum ki böylesine yoğun bir duyguyu başka bir şeyle karıştırmış olamam."

Utku açıkça yanakları kızararak ve sözlerin etkisiyle kalbi hızlanarak ona bakıyordu.

"Sen..." ne diyeceğinden emin olamayarak gözlerini kaçırdı. "Böyle şeyler söylememelisin."

Savaş onun bu haline gülmek dışında bir şey yapmadı sadece sindirmesi için ona zaman verdi. Birkaç dakikayı sessizlikle öldürdüler.

"Ya kabul etmezsem hislerini?" Utku en sonunda ona dönerek sorduğunda Savaş iç çekti.

"Kendimi zorla sevdiremem ama o kadar çabuk da vazgeçmem." Sesinden kararlılık akıyordu resmen.

Utku bu cevaba ürpermeli hatta kavga etmeliydi belki ama neden hoşuna gitmişti ki?

Kalan zamanlarında Utku sessizce onun kendisi hakkında bir şeyler anlatmasını dinledi.

Küçükleri korumayı sevdiğini ve abi olma hissini sevdiğini öğrendi. Yemek yemeyi çok sevdiğini, en sevdiği mevsimin kış olduğunu, matematik dışındaki derslere kafasının basmadığını, şarkı dinlemeyi sevmediğini öğrendi.

Birlikte çay içerken gündelik sohbet ettiler ama bir şekilde Utku bunun pek fazla olmayan randevu deneyimlerinden daha iyi olduğunu düşündü.

Hatta Savaş onu evine kadar bırakmıştı.

"İkinci randevuya da gelecek misin?" Savaş Yüzündeki meraklı ifadeyle sorduğunda Utku yutkundu.

Arkasını dönüp eve girerek kapıyı kapatmadan önce, "Söz verdim sözlerimi tutarım." Dedi.

Savaş'ı arkasında yüzünde bir tebessümle bıraktığını bilmiyordu.

ZevkHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin