(Medyada Jag)
Bölüm şarkısı: Crıs Cab- Englıshman ın New York
Lucky'den
Dersler sonunda bitmişti. Ve en son dersteydik. Aynı zamanda bayan cesurla aynı sınıftaydık. Bende şans olsaydı zaten. Barry denen çocuğu dövmek için sabırsızlanıyorum. Son ders beden miymiş neymiş, dışarı çıktık. Bir de koç Jackson var tabii. Ne kadar da gıcık. Sürekli peşimde gezip basketbol takımına katılmamı istiyor. Sonunda girmeyeceğimi kesin bir dille belirtip başımdan gitmesini söyledim. Bir de "Notunu düşürürüm baban umrumda olmaz" dedi. Eğer notum düşerse sınıfta kalırım. Geçen sene zaten kaldım. Ve Kris de benim yüzümden bilerek kaldı. Bu sene kalmaya hiç niyetim yok.
Mecburen kabul ettim ve okulun alt katındaki spor salonuna indik. 13 kişi vardı takımda bizle birlikte. "Bugün nasıl oynadığınıza bakıp yarın kaptanı seçeceğim" topu bana atıp "Bol şans" dedi ve gitti.
Barry topu elimden alıp sektirdi ve basket. Bu çocuk harbiden iyi oynuyordu ve bana meydan okuyordu. Cesaretine hayran kaldım. Elinden topu almaya çalışınca yeniden basket attı ve alayla sırıttı. "Bönöm köm oldoğomo bölöyör moson? Deme bence çünkü gayet iyi biliyorum ve seni hiç sevmedim" dedi. Bu çocuk sinirlerimi harbiden zorluyor.
"Of ne kadar kötü oldu bu şimdi. Ben sana bayılıyordum" diye alayla konuşup dikkatini dağıttım. Topu alıp potaya tam atacakken "Lua'ya aşıksın kabul et" dedi. Şaşkınlığın verdiği etkiyle topu elimden düşürdüm. "Lua da kim" dediğimde yine o aptal alaycı gülüşünü sergiledi. "Hadi ama, kırmızı saçlı kız" Onun adı Lua mıymış. Güzel isim. Geçen sene annem babamdan boşanmıştı ve kendine başka bir ev tutmuştu. İşinde çok başarılıydı ve Perezlerle ortaktı. Babam da Perezlerle çalışıyordu. Annemin hayatında babamdan başka hiç kimse olmadı. Babam kendisinin yanında yaşamamızı söylese de ben kabul etmemiştim fakat annem onun yanında kalamayacağımı belirtmişti.
Babamsa... Herneyse lanet olası bir kadınla evlendi. "Öyle bir şey yok seni salak. Hem onu bugün gördüm sadece" dediğimde topu alıp basket attı. "Öyle bir şey olmadığını biliyorum Luck, sadece dikkatini dağıtmak için söylemiştim" Bir de ismimi kısaltıyor. "Bana bak bence sen fena halde kaşınıyorsun"
Topu kenara atıp üstüme doğru yürüdü. Ellerini göğüslerime koyarak ittirdi. "Sen kimsin lan" deyip karnıma yumruk attı. Ani bir darbeydi ve bir anda nefesim kesilmişti. Şimdi bittin sen. Gözüne yumruk attığımda acıyla inledi. "Eğer sinirlenirsem, beni kimse tutamaz" Elini gözüne koyup biraz masaj yaptı. "Bana bak. Lua'ya iki yıldır aşığım. Sakın ona aşık olup aramızı bozmaya kalkma. Sikerim belanı"
"Hey, ben sizi basket oynayın diye bıraktım buraya kız kavgası yapın diye değil" Koç Jackson geldiğinde sinirim hala geçmemişti. "Ne kız kavgası lan. Şu siktiğimin okuluna niye geldiysem" deyip ordan çıktım. Kris koşarak yanıma geldi. "Blue, sinirini kontrol edeceğine söz ver" dediğinde başımı salladım. Neydi ki bu şimdi.
"Nick, Martina ona vurmuş." O sürtük benim kardeşime mi vurmuş bana mı öyle geliyor. "Ne. Ne dediğinin farkında mısın lan sen?!" diye bağırdığımda herkes bana baktı. "Sakin ol Blue. Şimdi oraya gidiyoruz ve sakince konuşuyoruz" başımı salladım yoksa gitmeme asla izin vermezdi.
Arabama atlayıp son hızla eve gittim. Nick odasındaydı sanırım. Kapıyı adını bilmediğim biri açtı. Sanırım yeni alınmış. "Nerde o sürtük" kız şaşırmıştı. "Nerde lan"
"Bayan Martina dan mı bahsediyorsunuz" dediğinde sakince başımı salladım. "Bahçede misafirleri var efendim" kızı ittirip bahçeye girdim. "Sürtükler kraliçesi de burdaymış" diye bağırdığımda herkesin gözü bana döndü. "Hemen. Bu evden. Defolun"
Hepsi koşar adımlarla çıktığında Martina'nın kolundan tutup odasına çıkardım. "Sen ne bok yediğini sanıyorsun" dediğimde sırıttı. "Sadece ayak altında çok geziyordu" Bu gerçekten beni delirtmeye çalışıyor. "Lan sen beni delirtmeye mi çalışıyorsun" Ayağa kalkıp yanıma yaklaştı. Ellerini göğsüme koyup okşamaya başladı. Ne yapıyordu bu sürtük şimdi. "Seni delirtebilirsem ne mutlu bana" Babam bugün Fransa'ya gidecekti ve iki gün boyunca gelmeyecekti. Bu da demek oluyordu ki evde durup Martina ve Nick'i kontrol etmeliyim. Lanet olsun.
Martina'yı ittirip odadan çıktım. Kafamı dağıtmaya ihtiyacım vardı fena halde. Odama gidip soğuk bir duş aldım. Havluyu sarıp banyodan çıktım ve bana kahve getirmiş olan hizmetçiyi gördüm. Az önce kapıyı açan hizmetçiyi. Şu haliyle fazlasıyla seksiydi. Ona yaklaşıp saçlarıyla oynadım. Gülümseyip vücudumu süzdü. "Sakın çığlık atayım deme"
Luanna'dan
"Barry sen ne yaptığını sanıyorsun. Lucky'i dövmekte nedir?" diye bağırdığımda aldırış etmedi. Jag yaralarını temizliyordu. "Hem de dayak yemek?" sinirlenmişti. "Of Lua senle uğraşamam şimdi" dediğinde yorulduğumu farkettim. "Jag konuşuruz sonra ben gidiyorum" başını salladı ve bende okuldan çıktım. Eve doğru yürürken telefonum çaldı. Arayan Bayan Martina.
+Efendim Martina
Martina'yı severdim. Mükemmel dans ederdi. Hatta idolumdür diyebiliriz. Başarılı bir işe, sevdiği adama ve büyük bir eve sahip. Bir insan başka ne ister ki.
-Lua, saat altıda kulübe gel
+Peki Martina
-Ha, bu arada biraz sinirlerim bozuk sadece sen gel.
+Tamam görüşürüzAcaba ne olmuştu. Bana sürekli dans öğretmek ister ama ben kabul etmem. Aslında birkaç hareket biliyorum ama hiç dans etme gereksinimi duymamıştım. Martina da beni çok severdi. Sırdaş olduk bir bakımdan. Annem gibi, annemin göstermediği sevgiyi gösteren annem gibi. Eve girdiğimde annemin misafirleri vardı.
Babam da Fransa'daydı ve iki gün sonra ancak gelebilirdi. Misafirlere ve annem görünmemek için parmak uçlarımda yürüyerek merdivenlere geldim ki annem "Kızım bak, Carla senle tanışmak istiyor" dedi, ananın amk lan. Yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirip yanındaki koltuğa oturdum. "Bizden mi kaçıyordun Lua" dediğinde neye uğradığımı şaşırdım. "Hayır, sadece biraz yorgunum" dedim. Anlayışla başını sallayıp gülümsedi. "Çok tatlı bir kızın var Nathalie. Çok sevdim" Genç gösteriyordu tıpkı annem ve Martina gibi. Tabi Martina'nın güzelliğini geçemezlerdi. "İzninizle biraz dinleneyim. Anne birazdan Martina'yla buluşacağım izin var değil mi" dediğimde gülümseyip "Tabi" dedi. Carla'ya baktığımdaysa yüzü düşmüştü. Neden acaba?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SADECE BENİM
Teen FictionNe olursa olsun benimdi o. Benim aşkım, benim kalbim, benim beyazım, benim siyahım; benim gökkuşağım. Hiçkimse alamazdı onu benden. Gücü yetmezdi. Ben onun için yaşıyordum sanki. Karanlığımın arasındaki tek ışık. Siyahımın arasındaki tek beyaz. O be...