anastasia's pov;
Gecelerin soğuk ve uzun olmasını severdim. Çünkü kendi cennetimi bu zaman aralığında yaratırdım. Gündüzlerin sakladığını geceler aydınlığa kavuştururdu. Ve gündüzün körlüğünden ancak gecelerde kurtulurdunuz.
Hayal ettiğim bir sürü şey vardı. Günün birinde kendi sergimi açıp ünlü bir ressam olmak gibi. Bu en lüksüydü tabii. En saf olanı Golden cinsi bir köpeğe sahip olmaktı. Ya da karanlık gecelerde hayal ettiğim diğer masum dileklerden biriydi. Bir an hatırlayamadım. Zihnim bomboştu. Saat gece yarısını geçmişti oysa, hayal kuramayacak kadarda yorgundum.
Yavaşça bileklerime baktım. İki bileğimde de beyaz bir sargı vardı. Neydi beni hayallerimden yıldıran? Sırf hiç sevmediğim kuzenimin sümüklerini görmemek için aptal bir çocuğa mesaj atmıştım ve sonuç bu muydu?
Ne demişti bana? Ateş benzinle buluşursa ne olur?
Seçtiği fazla anlamlı kelimeler canımı yakmıştı sadece. Değil mi? Farklı olan bir şey yoktu.
"Hayır," dedim ağlamaya başlayarak. "Her şey farklı şimdi."
Gözyaşlarım kuruyana dek saatlerce ağladım. Ben aptal bir çocuk için intihar ettiğimi kendime hatırlatarak hiç durmadan hıçkırdım. Dünya üzerinde acı çeken herkes bunu yapardı. Sessiz ve karanlık bir köşeye çekilince tüm gözyaşlarını serbest bırakırdı.
"Lanet olsun." diye fısıldadım. Zayn'le olma fikri bile imkansızken benim bunun için kendime zarar vermem kesinlikle aptallıktı. Zavallı gibi davranmıştım. Bana o soruyu sorduğunda bir anda tek bir şey istemiştim. Gözlerimi geceye kapatıp, derin uykumu ona açmak.
Gerçekten koca bir zavallıydım.
"Berbat görünüyorsun." dedi her şeyin bir numaralı sorumlusu olan kuzenim. Geldiğini fark etmemiştim. On beş yaşında, ergenliğin en üst safhasındaydı. Ama güzeldi. Sapsarı saçları ve pürüzsüz bir cildi vardı. Ebeveynleri bir iş için Dubai'ye gitmek zorunda kalmıştı ve bakmam için bana postalamışlardı. Ayrıca yüklü bir para vermeselerdi hiçbir güç bu ergeni kapımdan içeri sokamazdı.
"Uyuyacağım." diyip ona kıçımı döndüm. Konuşmak istemiyordum. Tek istediğim uyumaktı.
"Pekala, ben dışarıda bekliyor olacağım." dedi.
Cevap vermedim. Zaten beklemedi ve kapıyı kapattı. Pencereden dışarıya bakarken saatin kaç olabileceğini tartıyordum. Altı falan olmalıydı çünkü şehir merkezinde olmamıza rağmen pek insan sesi duyulmuyordu.
Gözlerimi kapatıp düşüncelerimi savmayı denedim.
Belki on belki on beş dakika sonra uyku ve uyanıklık arasındaki çizgiye yaklaşmıştım ki kuvvetli bir çığlık sesi duydum. Hastanedeydik, muhtemelen dokuz aylık süreyi dolduran herhangi bir ufaklık annesinin sınırlarını zorluyordu.
Yeniden aynı çığlığı duyduğumda yorgun bir şekilde gözlerimi açmayı denedim ama olmadı.
Çok geçmeden o sesi bu kez fısıltı şeklinde işittim. "Aman tanrım, aman tanrım! Buna inanamıyorum! Tanrım!"
Sesler gittikçe boğuklaştığında kendimi bundan kurtaramadım ve uykuya saatler sonra teslim oldum.
*
"Ateş benzinle buluşursa ne olur, Anastasia?"
Yağmurun altında titremeye başladım. "Hayır, kes şunu."
Bana yaklaşmayı kesmeliydi. Korkuyordum.
"Sana göstereceğim Ana, sana göstereceğim."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
fire meet gasoline // z.m
Fiksi Penggemar❝Ateş benzinle buluşursa ne olur?❞ @scpattz // #alwaysinourheartzaynie