9

192 28 3
                                        

Semih'ten

5 dakikadır kapıyı çalıp çalmamak arasında kalıyordum. Aşırı gerilmiştim. Olayların bir anda buraya kadar geleceğini tahmin edemezdim doğrusu.

Tam zile bassam mı basmasam mı diye yeni bir ikileme girerken kapı bir anda açılmıştı.

Gülerek konuşan barışla gözlerimi ona çıkartmıştım.

"Sana biraz zaman verdim ama bu kadar da uzun süre kapıyı çalmıycağını düşünemedim yavrum."

Geçmem için kenara geçip yol vermişti bir yandan.

Yanaklarımın kızardığını hissedebiliyordum. Neden kızarırsın ki yani. Hiç bir şey olmadı. Alt tarafı sana yavrum dedi. Bu da çok normal bir kelime.

Kendime kıza kıza içeri girmiştim.

Bir anda burnuma gelen kokuyla beraber bir anda durdum ve arkamı döndüm.

"Bana kuymak yaptığını söyleme sakın."

Barış gülerek konuşmaya başlamıştı.

"Tamam söylemem ufaklık. Hadi geç masaya."

Bu 2 oluyordu. Bana neden adım dışında kelimeler kullanıyordu ki. Ufaklıkta değildim ayrıca.

Kısa bir nefes verip peşinden ilerlemeye başladım. Bir anda gördüğüm kahvaltı masası ile ağzım açık kaldı.

Barış hazırlamıştı değil mi bunu. Bizim tanıdığımız barış. Şokla masaya bakarken barış elinde portakal suyuyla gelmişti.

"Otursana. Bak kuymak soğutulmaya gelmez. Senin iyi bir gurme olduğunu düşünüyorum. Soğumadan yorumlaman lazım."

Onu dinleyip masaya oturmuştum. Masada gördüklerimle şok içerisinde kalmıştım. Barışın bu tarafını görebilmek aşırı özel hissettirmişti.

Karşıma oturup ekmekten bir parça kopartıp kuymağa bandırmıştı.

Ağzına atacağını beklerken elini bana yaklaştırıp "Ağzını açmıycak mısın?" demişti.

Dediği gibi ağzımı açmıştım. Elini geri çekerken dilim eliyle temas etmişti. Ben elini silmesini beklerken sanki normal bir şeymiş gibi parmağını yalamış ve kahvaltısına başlamıştı.

Bir süre sessizce kahvaltı etmiştik. Arada onun hazırlayıp hazırlamadığından emin olmaya çalışsamda bariz kendisi hazırlamış gibi gözüküyordu.

Kahvaltı ettikten sonra masayı birlikte toplayıp salonda koltukta yan yana oturmuştuk.

Konuşucak o kadar şeyimiz yoktu ki kimse bir şey diyemiyordu bile.

Benim ne hissettiğimi anlamış olucak ki konuşmaya başlamıştı barış.

"Yani sen diyorsun ki bu arda da kenani seviyor."

Onu onaylamak ister gibi başımı sallamıştım.

Sevmiyordu...yani bence seviyor gibiydi. Ama bunu barış bilmesede olurdu.

"Sen kenana söyledin mi peki arda senden hoşlanıyormuş diye?"

"Hayır söylemedim. Aslında söyliycektim fakat fırsat bulamadım. Bide sinir etti beni."

Anladığımı belirtir şekilde mırıldandım.

Barış'tan

Sikiyim...şu an evimde semih var. SEMİH KILIÇSOY BENİM EVİMDE. VE YALNİZİZ.

Üstüne atlamamak için kendimi tutmasam çocuğu şuracıkta yiyip bitirebilirdim şimdiye kadar.

Bu tatlılık ne böyle. Üstüne yanlışlıkla içecek mi döksem acaba. Ya da bi bahane üretmem lazım.

keşke / barsemHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin