İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

for my biggest supporter on this journey❣️🐶

22 4 71
                                        

"Buraya taşınmak konusunda emin misin? Her şeyden ve herkesten biraz fazla uzağız."

​Sunghoon arkadan yaklaşarak Jake'in belini kollarının hakimiyetine hapsetti ve çenesini onun omzuna yasladı.

"Yani o kısım benim de pek hoşuma gitmiyor ama bence güzel bir yer. Ayrıca kurdumu salmak için bolca alanımız da olacak. Hem sessiz hem de sakin... Tam olarak ikimizin de istediği gibi."

​Jake, gözleri etrafına parıltılar saçarak büyük evi inceliyor; hemen bitişiğindeki ağaç evi ise çoktan nasıl dekore edebileceğini planlıyordu.

"Sen nasıl istiyorsan güzelim."

​Sunghoon eve dahi bakmıyordu. Evin konumu veya şekli gibi detaylar açıkçası pek umurunda değildi. Onun için önemli olan tek şey Jake'in yanında olmasıydı. Jake'in olduğu yer, zaten Sunghoon'un evi sayılırdı.

​Kafasını eğip Jake'in boynuna birkaç öpücük bıraktığında, sarışın olan huylanıp kıkırdadı.

"Sunghoon, eve bakıyor musun sen?"

​Jake, onun dudaklarından kaçarak bedenini kollarının arasında ona doğru çevirdi. Elleri, alışkanlıktan olsa gerek, uzun boylu olanın boynunu çoktan sarmalamıştı.

​"Bakıyorum ya işte eve... Evime."

​Gözleri Jake'in bakışlarında kaybolmuştu çoktan. En sevdiği melodi olan sevdiğinin gülüşü kulaklarını kutsadığında gülümsedi Sunghoon.

"Salaksın... Bunu biliyorsun, değil mi Sayın Park?"

​Sunghoon düşünüyormuş gibi kafasını hafifçe geriye attı.

​"Belki de..."

​Gözleri tekrar sarışının gözlerine değdiğinde, belindeki sarılışını sıkılaştırıp bedenini daha da yakınına çekti.

​"Ama yine de beni seviyorsun, değil mi Sayın Park?"

​Sunghoon alnını Jake'inkine yaslarken konuştu.

​"Aslında sana aşığım ve hâlâ benim bir Sim olduğumu unutuyorsun."

​Jake'in amacının onu kızdırmak olduğunu pek tabii biliyordu Sunghoon. Dudağının kenarı havalanırken sarışını daha sert bir hareketle kendisine çekti; aralarındaki minicik mesafe tamamen yok olmuştu.

​"Sen de bir Park olmak üzere olduğunu unutuyorsun. Sanırım arada bir hatırlatma geçmem gerekiyor."

​Jake, Sunghoon'un sözlerine karşılık verme fırsatı bulamadan dudakları mühürlendi. Sunghoon ondan hızlı davranarak, onun dudaklarını kendi dudaklarının arasında esir almıştı.

Jake nefessiz kaldığında geri çekilmek zorunda kaldı. İçine çektiği oksijen henüz ciğerlerine ulaşamadan Sunghoon tekrar ileri atılsa da Jake başını hafifçe yana yatırarak ondan kaçtı.

"Nefes almama izin ver bari..."

​Kesik ve derin nefeslerinin arasından fısıldadığında Sunghoon çoktan mızmızlanmaya başlamıştı bile. Somurtarak yüzünü sarışının boyun girintisine gömdü.

​Huysuzca mırıldandığı anlaşılmayan hayıflanmaların ardından dikkati çabucak dağılmış ve dudakları, yeni hedefi olan Jake'in boynunda gezinmeye başlamıştı.

​Sarışın olan gülümseyerek gözlerini kapattı; bir yandan nefeslenmeye devam ederken diğer yandan Sunghoon'a yer açmak için başını hafifçe geriye attı. Bir eli Sunghoon'un omzuna asılırken, diğeri gencin siyah saçlarının arasında geziniyordu.

Cage-EnhypenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin