Iştahsızdım, hiç birşey yiyesim yoktu. Fakat yeterince kilo vermiştim. Sanki tek ihtiyacım alkoldü. Onsuz kendimi eksik hissediyordum. Dolabı isteksizce açtım. Geçen haftadan kalma, bozulmuş bir tabak makarna vardı. Doğru dürüst yemek yemiyordum uzun zamandır. Sanırım ihtiyacım olduğunu da düşünmüyordum. Alkol benim için yeterliydi ama daha fazla bunu yaşamak istemiyordum. Çünkü aptal insan topluluğunun bana zarar vermesi yetmezmiş gibi, bende kendime zarar vermek için çaba gösteriyordum. Hayır, bunu yapmayı kesmeliydim.
Dışarı çıkmıştım, yürüyordum. Insanların, otomobillerin sesleri, zihnimdeki karmakarışık, anlaşılmayan seslerle birbirine karışıyordu. Sadece duymak istemiyordum. Hiçbirşeyi duymak istemiyordum. Kalabalığın ortasında kaybolmayı diledim. Uzun bir zaman sonra sokağa çıkmak ağır gelmişti. Bir simit alıp banka oturdum, çevreme alışmaya çalıştım. Simit doymam için yeterliydi. Ama aklımda hala alkol vardı ve aklımdan bir türlü çıkmıyordu. Simitimi isteksizce yerken insanları izledim bir süre. Fakat yüzlerden ziyade maskeli suratlar görüyordum veya bir rol oynuyor da olabilirlerdi. Bazen hep oynanmak istenilen roller olur ya, onun gibiydi. Herkes bir rolü oynama çabasındaydı. Ve bazıları ise bu rolü oynamakta zorlanmış kişilerden oluşuyordu. Ben de bir deliyi oynuyor olmalıydım. Düşünüp duran, aklını alkol ile yitirmiş bir deli.
Fakat sanırım tek bir ortak rolümüz vardı;Yaşıyor gibi davranıyorduk.
