1

200 5 1
                                    

Sıradan bir gecenin sonundaydım. Uykusuz, yarı sarhoş ve biraz mide bulantısıyla birlikte. Ve sıradan bir günün başladığını, benim için hiç birşey ifade etmeyen gün ışığının kendini göstermesiyle anlamıştım. İçimde yaşama dair bir heyecan yoktu. Artık anlamsız geliyordu. Aslında bir anlamı olmasını gerektiren bir sebebim de yoktu. Sadece yaşıyordum ve bunun için kime kızacağımı bilmiyordum. Belki de kendime kızıyordum, sadece anlayamıyordum, neden herşey tatsız, kuru, bayat ekmek gibiydi? Zevk almıyordum, tutkum yoktu. Yavaşça gün daha da aydınlanıyordu ve gece boyunca uyuyamamıştım. Gün ışığı gözlerimi tırmalıyordu. Kalktım ve kendime gelmek için yüzümü yıkadım. Uykusuzluktan göz altlarım çökmüş, göz çevrelerim mor bir renk almıştı. Bakımsızdım. Leş gibi alkol kokmam beni kendimden daha da tiksindiriyordu. Kendimi sevmiyordum, o aynaya bakmak istemiyordum, yaşamak için bir sebebim yoktu ama zorundaydım. Birşeyler buna zorunlu kılıyordu. Monotonlaşmış hayatımı sevmeye zorunlu kılıyordu. Düşünüyordum ve Tanrım, düşünmekten delirmek üzereydim. Sadece dinlenmek istiyordum. Kendime gelmem gerekiyordu.

Unutulmuş Bir Kadının ÖyküsüHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin