Mükemmel bir sabaha tekrar şükrederek başladım.
O hayatımda olduğu andan beri hep mutluluk var üstümde sebepsiz. Bilmiyorum neden böyle garip hissediyorum.
-----------------------------Kendimi tanıtarak başlamalıyım sanırım. Ben Alara Deniz. 16 yaşında Deniz Kolejinde okuyorum. İsmindende anlaşılacağına göre babam Mehmet Deniz'e ait bir okul.
Ben baba parasıyla pohpohlanan kızlardan değilim. Olmakta istemedim. Elimden geldiğince çalışarak para kazanmaya(!) çalışıyorum-Babam ne kadar karşı çıksada-.
Annem odama gelip perdelerimi açtı. Ve her zamanki rutin cümlesiyle beni uyandırdı;"Alaraaaaa kalk artık sabah oldu okula geç kalacaksın." Ah tabi ya bugün okul var. Ne çabuk geçti yaz tatilim. "Anne Cansu aradı mı?" dedim. -Cansu benim en yakın arkadaşım. Birde Melisa var tabii. Zaten yakında tanıyacaksınız.- "Aradı tabi hemde 6 kere. Hadi formaların ütülendi. Giy ve kahvaltıya gel." diyerek odamdan ayrıldı. Bende o sırada banyoya yönelmiştim. Tabii ki duş alıp gidecektim.
Duştan sonra formalarımı giyip kahvaltıya indim. Babamın yanaklarına sulu öpücüklerimi kondurduktan sonra masada kendi yerimi aldım.
Kahvaltımız bittikten sonra dişlerimi fırçalayıp çantamı ve telefonu kaptığım gibi aşağıya indim. Anneme "Bizim kızlarla yürüyceeez." diyip evden çıktım.Buluşmak için parka doğru yürüyordum ki birine çarpmıştım. Kafamı kaldırdığımda Melisa'yı gördüm. Kocamaaan bir çığlık ve sarılma faslından sonra Melisa "Yaz tatilinde nerelerdeydin? Hiç görüşemedik hayırsız" dedi. Aslında nedese haklıydı. "Bizimkilerle ailecek tatil için Akçay'a gittik. Orda babam yazlık almış falan orayı düzenledik kanka ondan yani. Yoksa beni biliyosun ben her dakika dedikodu için yanıyorum." dedim. Ufak bir kahkaha attı. Ve ardından bam! Cansu geldii.
"Oo Cansu hanımlarda teşrif ettiler çok şükür." dedim. "Konuşmayında yürüyelim yoksa Apocuğumuzun dersine geç kalıcaz. Yok yazılmak istemeyiz dimi?" dedi Cansu. Haklıydı Alparslan hoca bu belli olmaz.
Okula geldiğimizde hemen sıraya geçtik. Müdürün can sıkıcı konuşmasından sonra da sınıflara.
Kırk dakikamız hocanın o gür sesiyle başbaşaydı. Sınıfta en arkada ben önümde de Cansu ve Melisa beraber oturuyordu. Melisa söze başladı"Okula yeni üç kişi gelmiş."Aslında tahmin etmesi zor değil her yıl yeni birileri nakil oluyor. " Nolur üçüde erkek de?" dedi Cansu. Of Cansu offf. "Hayır. Yani öğrendiğime göre iki erkek bir kız. Kız olan bizden bir yaş küçük. Erkekler bizimle bir." dedi Melisacığım. "O zaman şu yenilere biraz okulu gezdirelim ne dersiniz?" dedi Cansu. Ama benim canım hiiç istemiyordu. "İsterseniz siz gidersiniz benim canım hiç istemiyor."dediğim sırada kapı çaldı. İçeriye müdürümüz ve ardından iki meteor girdi. Müdürümüz iki meteoru tanıtmaya başladı. İsimleri Enes ve Batur Berk. Cansu'ya baktığımda Batur'a bakıyordu. Onu dürttüm ve " Kendine gel lan. Ağzının suyu aktı."diyip kahkahayı bastım. O sırada yanımda bir kıpırtı hissettim. Baktığımda yanıma Enes oturmuştu. Gerçektende sempatik birine benziyordu.Elini uzattı ve "Merhaba ben Enes. Sen?" dedi. Yakışıklı olabilirdi ama gerekmediği sürece konuşmayacaktım. Bu yüzden "Alara" diyip sustum.
Alparslan hocamızda Edebiyat anlatmaya devam etmişti.
