"Ne diyeceksin ki adama?" Ecrin, köstek Recep'i her zaman kendisine muhalefet olduğu için yanında taşıyordu. Adamın ona bir gün 'evet' dediğini bilmiyordu. Onun yüzünden yanlış fikirleri hemen su yüzüne çıkıyor, yeni planlar yapılıyordu. Aslında bu sebebi Ecrin uydurmuştu. Gerçekte Recep'i yanında taşımasının tek sebebi, tek yakın arkadaşının o oluşuydu. Her iki nedenden şunu çıkarabilirdi: çıkardığı: ne kadar sinir bozucu olsa da onu bıçaklayıp, İstanbul Boğazı'ndan atamazdı. Ona ihtiyacı vardı.
"Sen benim ikizim olabilir misin, diyecek halim yok herhalde." Aslında diyebilir miydim? Emre gelip bana ikisizimsin dese, bana sarılmak istese muhtemelen Emre'nin genetik olarak bana benzeyen fiziksel özellikleri yok olana kadar onu döverdim. Neyse ki o akıl sahibi, eğitimli biriydi.
"Eh, direk doğum tarihini soracak halin de yok."
"Neden soramayacakmışım? Gerçi, doğum tarihine kim bilir ne yazılmıştır."
"Evet, bunu ölçüt olarak kullanamazsın. Tıbbı yeni bitirecek ikisi de. Hastanede onlara ulaşmamız ne kadar zor, farkında mısın?"
" Onları dışarıda yakalayacağız." Ecrin'in gözleri hain bir şekilde parlayıverdi. Aklından geçenler ikizinin asla hoşuna gitmezdi.
"İkizini mi ayartacaksın?" Ecrin, Recep'in ciddi olup olmadığını çok merak etti. Gözlerini kısarak yüzünü süzdü. Korktuğu gibi ciddi bir şekilde kendisine bakıyordu. Yalandan Recep'in suratına tükürdü. İstanbul iki günde bozmuş çocuğu.
"Bazen o kadar saçmalıyorsun ki mantıklı yanın ortaya çıktığında başka biriyle konuşuyorum sanıyorum." Recep Ecrin'e gözlerini devirdikten sonra sık sık aklına gelen bir soruyu ona yöneltti.
"Şu ikizlerin birbirleri arasındaki bağ doğruysa, doğru kişiyi hissetmen gerekmez mi?" Ecrin, mistik güçleri olduğuna inanan Recep'e gözlerini büyüterek baktı. Ey, Emre! Konuş benimle, kafanın içinden!
"Nereden bileyim? Aramızda bağ kaldığına inanmıyorum, hiç görmedim onu." Recep sıkıntıyla başını salladı. Ecrin de oturduğu sandalyede gerinip etrafına bakındı.
Sabahtan ilk hastaneye gitmişlerdi ancak Emre Demir'i ararken hasta olmadıkları fark edilmiş ve hastaneden şutlanmışlardı. Bu Ecrin'i çileden çıkarmıştı ancak durdurmuş muydu? Hayır. Hastanenin her polikliniğinden kovulmadan Emre Demir'in acil serviste görevli olduğunu öğrenmişti. Güç bela bir hemşireyi kafalayıp yüzde elli ikizi olan Emre'yi uzaktan görmüştü.
"Benim içim ısındı." deyiverdi bir anda Recep'e dönerek. Recep'in gözleri aşırı büyüdü, bu sıradan sözlere karşı.Oysa basit üç kelimeyi yan yana getirerek bir cümle kurmuştu Ecrin!
"İçim ısındı falan deme! Sakın! Tövbe! Üniversitede çocuğun tekine ölüyordun. Çok aşığım, çok iyi biri gibi. İÇİM ÇOK ISINDI diyordun, çocuk gay çıktı! İçinin ısındığı kişiler konusunda, içine çok güvenmemelisin." Ecrin, gözlerini devirip Allah'tan sabır dilerken Recep bu haline gülmeye başlamıştı. Lanet olsun ki Köstek Recep yine haklıydı. Ama Ecrin altta kalmayacaktı.
"Doğru söylüyorsun aslında. İçime güvenmemem gerektiğini Allah küçüklüğüm de öğretmek için seni çıkarmış karşıma!" Recep gözlerini kısarak çayından bir yudum aldı. Hastaneye öğleden sonra tekrar gidecekleri için, yakında bir pastaneye oturmuşlardı. En yakındakine. Ecrin iki adım uzaklaşınca, Recep'in başının etini yemeye başlamıştı çünkü.
Limonatasını hüpletirken gözüne bir adam kestirdi. Oturdukları çok şık bir yer olmasa da adam çok şık giyinmişti! Nasıl rahatça oturabiliyordu öyle? Zengin olduğu belliydi. Gerine gerine oturuyordu bir kere masasında. Adamın bu kasıntı haline kendi kendine gülen Ecrin, bir anda adama yakalandı ve bakışlarını Recep'e çevirdi. Yine de gülmesine engel olamıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Çifte Bela
Humorİkizinin olduğunu öğrenmesiyle, bir gece yaşadığı köyden en yakın arkadaşıyla kaçan Ecrin, daha önce hiç gelmediği İstanbul'a gelir ve İstanbul sandığından büyük çıkınca her şey birbirine girmeye başlar. Ecrin'in parmağına geçirilecek olan yüzük, İs...