Ecrin, kollarını tutan adamın onu bırakmasıyla omzunu silkip karşısındaki adama gözlerini dikti. Adamın üstü ıslaktı. Beyaz gömleğinde çay lekesinin ve limonata lekesinin birbirine karıştığı seçilebiliyordu. Belli ki bu adamı rahatsız ediyordu ve Ecrin o an bundan büyük bir haz duydu. Ancak bulundukları durumda kaçırılan taraf olduğu için duyduğu haz kısa sürede kayboldu.
Bugün ikizini bulacaktı. Ne ummuştu ne bulmuştu! Üzerindeki tüm bakışlar 'Seni öldüreceğim' diyordu. Recep'in bakışları da dahil... Gerçi buna şaşırmamalıydı. O köstek Recep'ti!
Bu sokak arasında tek başınaydı. Sokağın sonunda, adamın arkasında siyah bir araba vardı. Taş duvarların arasında aklına mükemmel bir kaçış planı gelmesi için aklını irdeleyen Ecrin'in kısa süreli çabası meyve vermedi. O muzur aklı bile, böyle bir şey karşısında şaşkınlıktan bir fikir üretememiş ve onu bu savaşında yalnız bırakmıştı!
"Bakıyorum tanınmamak için saçını bile boyatmışsın ama yanındaki köpeğini değiştirmeyi unutmuşsun." Damarlarındaki adrenalin başı buyruk artarken, Ecrin başını önce sağa sonra da sola yatırdı. Kısa bir süreliğine gözlerini Köstek Recep'e çevirdi. Bahsi geçen köpeğin kendi olduğunu anlamamış gibi görünüyordu. O daha çok onları buraya sürekleyen iki adama odaklanmıştı.
"Sen kimin arkadaşına köpek diyorsun?! Adamın dışı Hollywood, içi Bağcılar çıktı. Kim olduğunu sanıyorsun?" Ecrin, adamın üzerine yürümek için bir adım atmıştı ki arkasından biri kollarını tuttu. Arkasına döndüğünde cüssesi kendininkini ikiye katlayacak olan kendini buraya sürükleyen adamla burun buruna geldi ve'hürmetler abicim' der gibi başını eğip, önüne döndü. Ne yapabilirdi ki bu adama? Ağzının içini ısırırken elinden hiçbir şey gelmemesine dayanamayıp tekrar bağırmaya başladı. "Bak, benim işim gücüm var!""İkisini de alın. Bizimle gelecekler!"
"Pardon?" Kaşlarını çatan Ecrin, kolları arkada, bedenini kurtarmak için kendini ileri iterken adamın ciddi olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.
"Pardon çıkalı eşekler çoğaldı. Şimdi mi geldi aklına özür dilemek?"
"Ben özür falan dilemiyorum. Hiç alınma üzerine. Bizi hiç bir yere götüremezsin!"
"Veli, göster bakalım nasıl götürebiliyoruz insanları." Yüzündeki gülümsemeyi genişleten adam, Ecrin'in omzu üstünden Veli'ye başını salladı. Kollarını tutan Veli, onu havaya kaldırıp götürmeye başlayınca Ecrin tekmelerini havaya savurdu. Ancak bu bile Veli'yi durdurmuyordu. Tek çaresi çığlık atmaktı.
"Nereye götüreceksin bizi?" Herkes sokağın sonundaki arabaya yönelmişti. Ancak ilk kez konuşan Recep bir anda ilgiyi üzerine çekti. Ecrin bile çığlık atacakken sustu. Etraflarındaki iki adam ve patronlarından kaçarak kurtulma planının yüzde yüz başarısız olacağını anlamış olan Recep, Ecrin'in başlarına açtığı bu beladan mantıklı bir kurtuluş yolu arıyordu. Adamlardan biri tam onu kolundan tutacağı sırada konuşmaya karar vermesinin sebebi buydu.
"Ne oldu, işiniz mi vardı?"
"Tabi ki işimiz var, be adam! Az önce söyledim, ya!" Ecrin yine tekmeler atmaya başlamıştı ancak kimse onu umursamıyordu.
"Bak, biz seni gerçekten tanımıyoruz kardeş ve gerçekten işimiz var." Recep ellerini iki yana açmış, kendilerini masum göstermeye çalışırken Ecrin ona ters ters bakışlar atıyordu. Adam onları kaçırmıştı, köstek Recep 'kardeş' diyordu!
"Evet, sizi bırakayım da soluğu patronunuzun yanında alın, değil mi? Sizi kimin gönderdiğini öğrenmeden hiçbir yere gitmiyorsunuz. Buradan gidelim artık. Sıkıldım bu oyundan." Ecrin daha da sinirlenemeyeceğini düşündükçe adam damarına daha çok basıyordu ve daha fazla sinirlenebiliyordu. Ecrin'in yüzü saçları gibi kırmızıya yakın bir renk almıştı.
"Bak, bizi hemen bırak dedim sana! Yoksa-"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Çifte Bela
Humorİkizinin olduğunu öğrenmesiyle, bir gece yaşadığı köyden en yakın arkadaşıyla kaçan Ecrin, daha önce hiç gelmediği İstanbul'a gelir ve İstanbul sandığından büyük çıkınca her şey birbirine girmeye başlar. Ecrin'in parmağına geçirilecek olan yüzük, İs...