Arkadaşlar yb nin geç geldiğinin farkındayım -_- Dersler sağolsun :D Yorum atıp kendinizi hissettirir bide usenmeden vote lerseniz çokkk sevinirim ★.★ eheheh iyi okumalarrrr -.*
Kırmızı laleler... Kırmızı.. Galiba her zaman en sevdiğim renk bu olmuştu. İnsanlar genelde mavi gibi daha çok sakinleştirici renkleri seçerdi ama bence kırmızıydı. Üzerimde ise kırmızı çok şirin baharlik bir elbise vardı. Düşüncelerimden sıyrılıp etrafı dikkatlice izlemeye başladım bir kırın ortasındaydım,ortama bin bir çeşit çiçeklerin birbirinden güzel kokuları hakimdi. Hafif rüzgar esiyor olması kokuları daha çok burnuna getiriyor ve ferahlatma hissi yaratıyordu. İstemsiz bir biçimde rahatlamanın hissiyle yüzümde ufak bir gülümseme belirdi. Güneşin içimi ısıtmasıyla birlikte yüzümdeki tebessüm dahada büyümüş mutluluk hissiyle küçük bir kıkırdamaya dönüşmüştü. Karşımda kocaman bir orman vardı ormandan hafif bir su sesi geliyor kuşların cıvıltıları eşliğinde bir senfoni oluşturuyordu yine ayaklarıma hakim olamadan istemsiz bir bicimde ormana doğru ilerlemeye başladım. Sonunda ormanın içinde bir gölün ve büyük bir çınar ağacının yaninda buldum kendimi. Burası oldukça tanıdıktı. Sanki daha önce burada bir çok kez bulunmuştum. Burası öyle rahatlatıcı ve huzurluydiki sanırım ömrümün geri kalanında burada sorunlardan uzak kalabilirdim. Derken galiba birileri benim mutluluğunu bozmak üzere programlanmış olmalı ki uzaktan gelen karga sesiyle irkildim. Güneşin önüne bir şey geçmiş gibi etraf biranda kararınca sesin yönüne doğru baktım milyonlarca karga çıldırmış gibi sesler çıkararak bana doğru geliyordu. Geri sendeledim kaçmaya çalışırken kargalarin yanımda bitip beni gölün dibine göndermesi bir oldu. Suya düşmemle gözlerimi farklı bir yerde açmam bir oldu. Direk üstümü yokladım kesinlikle ıslak degildim. Ve üstündeki şirin kırmızı elbise simsiyah olmuştu, etrafına bakinindigimda ise direk o eski korkunç evde olduğumu anlamıştim. O kapının önünde duruyordum hemen ani bir atak yapıp kapıyı açmaya yeltendim ama tam o sırada yine arkamdan gelen sesle irkildim arkama döndüm ve çığlıklar eşliğinde kendimi yatakta buldum. Rüyanın şokuyla bir iki dakika yatakta öylece durdum. Bu sefer farklıydı..... 2 ay boyunca her gün ayni rüyayı görürken biranda neydi bu ne görmüştüm ben. Rüyada kır dayken hissettiklerim sıradışı şeylerdi yada en azından hissetmeyi özlediğim şeyler.....
-------------------×××××
Çınar ağacının tepesinde durmuş öylece gölün salınışını izliyordum ama içimdeki o his bir turlu gitmiyordu gole baktıkça rüya daha çok aklıma geliyordu. Bir türlü aklımdan çıkmıyor. Uff kafamı salladım düşüncelerimden boyle kurtulabilecekmişim gibi ama o kargalar... Onlarda neyin nesiydi suya düşme,siyah elbise, o kapı. Ben bu düşüncelere dalmışken " Turuncu kafa" sesiyle irkilip sağ tarafımdan gelen sese kafamı çevirdim. Karşımda iki çift yemyesil neredeyse güneşte etrafına ışık saçan büyüleyici iki çift gözle karşı karsiya kaldım. Gelen bir "Turuncu kafa" sesisyle kendime gelip James'i farketmem bir oldu. O ne ara buraya gelmiş, ağaca çıkmış ve yanıma oturmuştu? Rüyamda nasıl daldıysam bunların hiç birini fark etmemişim. Yine uzun süre düşünceli bir şekilde bakmış olmalıyım ki,
-Turuncu kafa sen iyi misin? Dedi endişeli bakışlarla birlikte. Kafamı sallayıp kendime gelmeye çalışarak.
- AA şey iyiyim, iyiyim sadece (duraksadım ve önüme dönüp) bazı şeyler kafama takıldı. Gülerek oda önüne döndü.
- Gelmişsin dedi ukala ukala sırıtarak. Anlaşmamış gözlerle ona bakınca (evet hala kendime gelememiştim).
- Hani dün sormuştum "Yarında gelir misin?" diye dedi. Sırıtışı hala yerindeydi. Ukala!
