Sürpriz

7.1K 139 22
                                    

BÖLÜM ŞARKISI: EVANESCENCE - BRING ME TO LIFE

Multimedia'da Mike ve Rose var, iyi okumalar :)

ROSE TIVERLY-

"Anne!"

Kız kardeşimin tiz çığlığı kulaklarımda yankılanıyordu. İçimde oluşan korkuyla yataktan fırladım, kızkardeşimin çığlığı koridorun sonundaki odadan geliyordu. Annemin çalışma odasından...

"Sarah!" korku bütün içimi kaplamıştı. Odamdan çıkıp annemin odasına koştum ama koridor bir türlü bitmiyordu. Ve ben boşluğa koşuyor gibiydim. "Sarah! Nerdesin!" Sarah ses vermiyordu. Koşmaktan bacaklarım ölesiye yorulmuştu. Duraksadım. Gözlerimi kapatıp sadece sese odaklanmaya çalıştım, kız kardeşimin sesini aradım ama yoktu. 

Gözlerimi tekrar açtığımda karşımda duruyordu. Bu sahneyi defalarca yaşıyordum. Annem. Üstünde beyaz ipekten bir elbise, benimki gibi kızıl olan saçları tek omzundan usulca dökülmüş, ayağında geçen pazartesi aldığımız pamuk babetleri. Ve boynunda bir ip. Yerden bir iki metre yüksekte sallanan bedeni...

"Anne!" diye çığlık attığımda kendimi kokuşmuş bir yatakta buldum. Yine lanet olası bir kabustan uyanmıştım. Bu kabusların farklı versiyonlarını neredeyse her gece görüyordum. İlk zamanlarda daha fazla oluyorlardı ancak artık alışmıştım. Yataktan doğrulup şakaklarımı ovuşturdum, çenemi fena halde kasmış olmalıydım. Yüzümdeki soğuk teri silip HOLL'deki ufak odama göz gezdirdim. Dün beraber olduğum adam babama iyi para vermiş olmalıydı. Bugün babamın dayağıyla uyanmamıştım. Büyük ödül(!)

Banyoma girip dişlerimi fırçaladım ve yüzümü yıkadım. Bok gibi görünüyordum.  

Kapımın tıklatılmasıyla yerimden sıçradım. Şu kapıyı daha yavaş çalamazlar mıydı? 

"Gel!" diyerek banyodan çıktım. Kapıdaki minik suratı görünce yüzümdeki bütün ifadesizliğim yerini gülümsemeye bıraktı. "Sarah!" 

Koşarak küçük kardeşimin minik bedenini sarmaladım. Kollarını benden ayırıp iki yanağımdan sulu sulu öptü.

"Bugün okula beraber gidebilir miyiz?" Ah. tabi ya, bugün okul vardı. O saçma okula hala neden devam ettiğimi ben bile bilmiyordum. Kız kardeşim benden üç yaş küçüktü bu yüzden aynı okuldaydık. Sanırım onu korumak için okula gidiyordum. 

"Neden olmasın ufaklık." diyip alnına minik bir öpücük kondurdum. "Beni resepsiyonda beklemeye ne dersin?" 

Kafasını sallayıp yanımdan ayrıldı. Onun HOLL'e gelmesinden nefret ettiğimi söylemiş miydim?  Böyle iğrenç bir yerde bulunmasını istemiyordum.

Dolabımı açıp kırmızı bir büstiyer seçtim. Altına da kot şort ve dizin biraz üstünde biten gri çoraplarımı geçirdim. Beyaz tenimin üstü dövmelerle doluydu. Dövmelerimi çok seviyordum. Annem olsa asla dövme yaptırmama izin vermezdi. Ah. O iğrenç kadının beni koruma anlayışı baya farklıymış.

Saçlarımı arkadan toplayıp, biraz makyaj yaptım. En azından bu şekilde diğer yaşıtlarım gibi görünüyordum.

Okula vardığımızda bana doğru koşan Mike'ı görünce Sarah gülerek benden uzaklaştı. Ne kadar zekiydi böyle! Keşke bende kaçabilseydim, ancak Mike'ı seviyordum. Gevezeliği olmasa daha çok sevebilirdim.

Yanıma gelip kollarını belime doladı. "Seni çok merak ettim." yüzünü boynuma gömüp derin bir iç çekti.

Onun kollarından ayrılıp "Hey, ben iyiyim. Babam bana insaflı davranıyor." diyerek gülümsedim. Mike herşeyimi bilirdi. Babamın bana sürekli şiddet uyguladığını, annemin ölümünden sonra geçirdiğim ağrılı dönemi. Hepsinde o yanımdaydı ancak fahişelik yaptığımı elbette bilmiyordu. Her haftasonu HOLL'de kaldığımı da bilmiyordu. 

Mike ve Alba'dan başka arkadaşım yoktu. Alba benden iki yaş büyüktü ve bana nazaran sarı saçlıydı. Tek ortak noktamız mavi gözlü olmamızdı. 

Mike bana acıyan gözlerle baktıktığında onu umursamama kararı aldım ve okulun ön giriş kapısına ilerledim. Burası hiç bana göre değildi. Hadi ama! çevrem kısacık boylarıyla on santim topuklu giyen ucubelerle doluydu. Bense oldukça rahatsız edici bi kızdım, özellikle donuk bakışlarımla. 

Sınıfa girip en arka sıraya oturdum ve tabi ki kafamı sıraya koyup uyuklamaya başladım. 

Okuldaki bütün günüm sıramda uyuklayarak geçti diyebilirim. Babamdan HOLL çağrısı gelene kadar herşey gayet iyiydi. İçime kara bir bulut çökerken kendi kendime söz verdim. MEZARINA TÜKÜRECEĞİM ANNE. MEZARINA TÜKÜRECEĞİM. SÖZ VERİYORUM.

HOLL'e geldiğimde Suzanne'ın talimatlarıyla hazılanıp üçüncü kat 322 numaralı odaya ilerledim. Acaba bugün hangi piçle yatacaktım? Göğsümde biriken ağırlık tamamen soyut muydu emin değildim. O kadar aşşağılanıyordum ki. Bir babanın kızını satması nasıl birşey kimse anlayamazdı. Canım yanıyordu. Kimisi bana hiç acımıyordu, odadan ağlayarak çıktığım ilk zamanlarım aklıma geldikçe tekrar ağlıyordum. 

İki sene önce henüz on beş yaşındayken, buraya ilk gelişimdi. Annemin ölümünün ardından üç ay geçmişti, babam, kahrolası babam üç ay boyunca beni ıslah etmişti. Yediğim dayaklar sayısızdı. Hergün biraz daha öğreniyordum, babamın nasıl biri olduğunu. Babam bende annemi görüyordu, çünkü ona en çok benzeyen bendim. Kızıl saçlarım, beyaz tenim, mavi gözlerim ve zayıf bedenimle annemin kopyası gibiydim. Bu yüzden benden daha çok nefret ediyordu. Ben onu terk eden karısıydım, ben onun iğrençlikte süründürdüğü kızıydım, ben onun hiçbir şeyiydim. 

Kapının önüne gelince duraksadım. Duruşumu düzelttim ve içimden "Sarah için." dedim. "Sarah için." 

Kapıyı açtığımda onu gördüm. Ellerim buz gibi olmuştu. Kısık çıkan sesimle tek diyebildiğim

 "Mike?"  oldu.

VOTE VE YORUMLARINIZI EKSİK ETMEYİN ÇOK ÇOK TİŞİKİR.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Apr 20, 2014 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Barbed Wire ( Dikenli Tel )Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin