Belki de tanım şudur; yolun ortasında dururken sen, karşında ki arabanın son sürat üzerine gelmesiyle oluşan anlık hissizlik.Hani o an hiç bir şeyi duymaz ya kulaklar, hani gözlerin tek odağı arabanın parıldayan farlarıdır ya, vücut kıpırdamaz, kaçmak aklına bile gelmez...
Eğer araba çarpmasını rüya da görürseniz bu gururunuzun kırıldığına işarettir.
İşte budur "Aşk" denilen kelime.
Sonsuz şekilde yorumlanabilir ama en güzeli içinde hayat bulur.
Belki de; küçük bir çocuğun sokakta arkadaşlarıyla oynadıktan sonra, eve yorgun argın geldiğinde mutfakta gördüğü o güzel sürprizdir.Eve gelmenin verdiği üzüntüyü yok eden, onu rahatlatan, sevinci kısa sürse de, saniyelerin dakikaların sonsuz mutlulukla geçmesini sağlayan o sürpriz.
Masada, o bütün ihtişamıyla parıldayan sürahideki limonata.
&
14 yıl önce
"Anne ama çok tatlı, şuna baksana dışarıda yaşayamaz ki bu, çok küçük." Gözlerimi irice açıp, anneme en az minik ellerimde tuttuğum yavru köpek kadar masum bakışlarla bakıyordum.
"Olmaz dedim ya Badem. Alerjim var benim köpeğe, kaşıntı yapıyor.Bırak bulduğun yere onu." Annem bir yandan çorbayı karıştırıyor bir yandan da televizyondan sevdiği Latin dizisini izliyordu.
"Ama ama ya ölürse? Bununla yaşaya bilir misin?" Kaşlarımı hafif çatmıştım ve başım omzuma doğru eğilmişti. Bunun işe yarayacağını düşünüyordum. Bu köpekle o kadar çok hayalim vardı ki ona isim bile bulmuştum.
"Sinirlenmeye başlıyorum, lafımı ikiletme hadi. Oyalıyorsun beni, işim var." İşi olduğunu söylüyordu ama diziyi izlemeye devam ediyordu. Bir süre daha bekledim ama izin vermeyeceğini anlamıştım. Sonunda dolu dolu gözlerimle evden çıkıp, bahçe kapısının önünde ki kaldırıma oturdum. İstediğim bir şey olmayınca sürekli ağlayan bir çocuk değildim ama bu köpeğin benim olmasını çok istiyordum. Bir süre öylece köpeği severek oturdum. Hıçkırıklarım kesileceğine artmaya devam ediyordu.
"Hey küçük niye ağlıyorsun öyle?" Bir çocuk gelip yanıma oturdu. Gözyaşlarımdan tam göremiyordum ama büyük ihtimalle benden birkaç yaş büyüktü.
"Bu köpeği eve almak istiyorum ama annem izin vermiyor.Ya sokakta ölürse? Dedem bir ay önce öldü. Üstelik onun evi vardı ve yaşlıydı ama bu köpek çok küçük." Dudağında hafif bir gülümseme oluştu.
"Ona bir isim buldun mu?"
"Tabi ki, bence adı Limonata olmalı." Gülümsemesi kahkahaya dönüşmüştü.
"Limonata mı? Neden?"
"Çünkü sarı ve tatlı, limonatada öyle." Gülmesini durdurmaya çalışıyordu ki bu çabası beni güldürmüştü.
"Pekala adı limonata olsun, ben ona bakabilirim evimizin büyük bir bahçesi var.İstediğinde görmeye gelirsin."
"Gerçekten mi? Peki ya ailen kızmaz mı?"
"Sorun olmaz küçük, onu dert etme" Küçük kalbim o kadar sıcak olmuştu ki belki de bir daha hiç böyle olmayacaktı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sürahideki Limonata
De TodoBelki de tanım şudur; yolun ortasında dururken sen, karşında ki arabanın son sürat üzerine gelmesiyle oluşan anlık hissizlik.Hani o an hiç bir şeyi duymaz ya kulaklar, hani gözlerin tek odağı arabanın parıldayan farlarıdır ya, vücut kıpırdamaz, kaçm...