Dünya üzerinde duyduğum en mükemmel ses bulunduğum odanın içinde bile yankılanırken akan göz yaşımı silmeye çalıştım. Şarkılarında bahsettiği kadın ben değildim. En saf duygularını adadığı kadın ben değildim. Gerçek anlamda sevdiği kadın ben değildim.
Bu acıtıyordu elbette ama asıl acıtan şey, mükemmelliyetçi olmama rağmen onu hataları ile kabullenmiş olmamdı. O beni kabullenmedi. Ben onun için delirirken o benden hoşlanmadı bile. Belki de kendini bir ilişkideymiş gibi hissetmek için yapıyordu tüm o şeyleri. Hediyeler, öpücükler, sarılışlar... Hepsi sahteydi.
Arenadaki gürültülü ses kesildiğinde geriye alkışlar kalmıştı. Niall'ın herkese teşekkür ettiğini duyabiliyordum. Konserin bittiğini bildiğim için hızla toparlandım. Gözlerimi sildim, büyük beden kazağımı düzelttim, dağınık saçımı biraz daha arkaya ittim. Odanın büyük kısmını kaplayan ayna ne kadar acınası gözüktüğümü haykırırken ise tek yaptığım göz devirmek olmuştu.
Aslında bu günün geleceğini her zaman düşünürdüm. Nasıl olacağını tahmin etmek kalbime ağrılar sokardı ve şimdi kalp ağrısına ek olarak midemde oluşan o koca boşluk beni deli ediyordu. Odaya yaklaşan ayak sesleri, koridorda yankılanan gülüşmeler, keyifli bir sohbet... Onun için gerçekten hiçbir şey ifade etmiyor olmalıydım.
Ve nihayet o an geldiğinde kapıyı açan bedenini gördüm. Birkaç çalışanla birlikte kapının önünde dikiliyordu, beni gördüğü zaman ise yüzündeki gülümsemenin zavallı hissetmeme yol açacak şekilde solmasını izlemiştim. Ciddi bir ifade takınıp çalışanlardan gitmelerini rica ettiğinde ağlamamak adına yumruğumu sıkıyordum.
"Burada ne yapıyorsun?" dediğini duydum, önceden kendime çok yakın hissettiğim fakat şu an bana çok uzak olan bedenin. Aklım almıyordu. Onu bu denli benimsemişken bir yabancı ile konuşuyormuş gibi hissetmek işkenceydi sanki.
"Senden sadece birkaç mesaj ile ayrılacağımı mı düşündün?" diye sordum ayakta kalmaya dikkat ederek. Burada ne aradığımı sorduğundan beri kendimi dünyanın en yüzsüz insanı yerine koymuştum ve o insan şu an ağlayarak yere çökmek istiyordu. Ama güçlü durmayı seçtim.
"Benden ayrılacağını düşünmüyordum." dedi bana doğru yürürken. Ben de onun aksine geriye adımladım ve makyaj masasına dayandım.
"Oh, haklısın. O kadar büyük hayranınım ki senden ayrılamam değil mi?" dedim. Kaşlarını çatmıştı.
"Saçmalıyorsun Crystal. Bu konu gereğinden fazla uzadı artık. Nasıl hissettiğimi söylemek ne zamandan beri suç oldu?"
Derin bir nefes aldım. Nasıl hissettiğini söylemek ile hislerini nasıl doğru şekilde söyleyebileceğin arasında kocaman fark vardı fakat Niall bunu anlamıyordu. Öyleyse onun kurallarıyla oynayacaktım.
"Peki, o zaman ben de sana nasıl hissettiğimi söyleyeyim tamam mı? Hem de senin tarzında." dedim odanın ortasında duran bedenine ilerledikten sonra. İçlerinde herhangi bir anlam göremediğim mavileri yorgunca yüzümü incelerken ellerimi omuzlarına koymuştum. Konserden geldiği için hızlı nefesler alıyordu, yani omuzlarının iniş-çıkış süresi de hızlıydı.
"Şu an dokunduğum adamın omuzları benim aşık olduğum adamın omuzları ile aynı değil. Çünkü benim aşık olduğum adamın omuzları bana güven verir." diyerek konuşmaya başladım. Yüzünün asıldığını görebiliyordum, yine de konuşmaya devam ettim, "Eskiden o adama sarılırken tek hissettiğim huzurdu, biliyor musun? Yüzümü yasladığım güzel teni, hayata karşı olan tüm endişelerimi alıp götürüyordu. Biliyordum ki, onun yanındayken kimse beni yıkamazdı. Nitekim asıl dikkat etmem gereken şeye dikkat etmemişim. Sana. Beni yıkanın özellikle sen olacağını gerçekten bilemezdim. Teşekkür ederim Niall. Bana gerçek dünyayı gösterdiğin için."
Konuşmamın ortalarına doğru tutamamış olduğum göz yaşlarım teker teker çeneme ilerlerken onun da gözlerinin dolduğunu görmüştüm. Açıkçası bu ilginçti çünkü benim duygularıma en ufak bir önem verdiğini düşünmüyordum.
"Güzel bir ayrılık konuşması oldu." dedi kıkırdamadan önce. Bu tepkisine karşılık çatılan kaşlarım ile hayal kırıklığına uğrayan kalbim gerekli tepkiyi veriyordu.
"Tabii eğer ayrılıyor olsaydık." diye konuşmaya devam etti. O sırada yüzümdeki yaşları silen parmaklar öncelik sıramda baya gerilerdeydi. Asıl odaklandığım nokta Niall'ın söyledikleriydi ve imâ ettiği şey karşısında dilim tutulmuştu. Benden ayrılmak istemiyor muydu?
"Ne demek ayrılıyor olsaydık?" diye sordum saf kalbim hemen umutlanmaya başlarken. Az önce canımı yakan şey şimdi beni mutlu ediyordu, bu kadar çabuk duygu değişimi yaşamam yanlıştı.
"Turu bir haftalığına erteledim." dedi sadece. Konuyla olan bağlantısını anlamaya çalışıyordum fakat hemen hayallere kapılmak da istemiyordum. Sadece mantıklı cevaplara ihtiyacım vardı, bu yüzden sorgulayan bakışlarımı ona dikmek haricinde bir tepkide bulunmadım.
"Aramızda bazı sorunlar olduğunu görebiliyorum Crystal. Ve sevdiğim kadını kaybetmek istemediğim için onunla biraz özel zaman geçirmem gerektiğine karar verdim. Miami'yi sever misin? Aslında iki gündür rezervasyon işleri ile uğraşıyorum o yüzden sevsen iyi edersin."
Tam anlamıyla şoktaydım. Hatta şok olmanın ötesinde bile olabilirdim. Tüm bu söyledikleri... Ah, işim var derken bunu kastetmişti! Ben ise tıpkı bir aptal gibi her şeyi yanlış anlamıştım, harika!
"Niall, sen... Evet, severim." dedim bu sefer mutluluk göz yaşları dökerken. Niall hayatımda gördüğüm en mükemmel insan olabilirdi, aman Tanrım!
-Bir Yılın Ardından-🎼
Önümde duran koca kalabalığın ışıltısından gözlerimi alamıyordum. Öylece arkasında durduğum platformun, elimde tuttuğum ödülün anlamı benim için o kadar büyüktü ki neredeyse ağlayacaktım. Burada olduğuma inanamadığımı en az yüz kere dile getirmiş olmalıydım. Heyecandan ellerim titriyordu. Amerikan Müzik Ödülleri ve yılın albümünü kazandığım gerçeği...
Benden konuşma bekleyen insanlar arasında onu bulmaya çalışıyordum. Burada bulunduğunu biliyordum, ona çok yakışmış olan lacivert takım elbisesini görmem yeterli olacaktı. Nitekim çok geçmeden sol köşede bulmuştum onu. Dikkatle beni izliyordu.
"Öncelikle her şey için teşekkür ed- Ah, ne var biliyor musunuz? Bu klişe laflar ile sıkılmak için çok erken." dedim kalabalığın gülüşme seslerine eşlik ederek. Etrafımda dönen koca kamera beni canlı yayında gösteriyordu, gerçekten sıkıcı olmak istemiyordum.
"Pekâlâ, asıl teşekkür etmek istediğim tek insan var." diyerek gülümsedim, gözlerimi kameradan ayırmadan. İnsanların uzun süre bugünü konuşacağını biliyordum, heyecanlıydım.
"Bu başarılı albümü yazmama sebep olan kişi, sana çok ama çok şey borçluyum." dediğimde kalabalıktan gelen sesler çokça yükselmişti. Herkes delirmiş gibi çığlıklar atıyor, onun ışık saçan yüzüne bakıyordu. Neredeyse tüm ilgi ikimizin üzerindeydi, o yüzden daha fazla zaman kaybetmeden devam etmeye karar verdim. Konuşmayı bitirmenin vakti gelmişti.
"Eğer o mükemmel tatilde beni aldatmış olmasaydın, evde pijamalarım ile ödül törenini izliyor olacaktım. Teşekkür ederim."
Bu dakikadan itibaren hissettiğim tek şey intikam duygusuydu ve bu beni güçlü kılıyordu. Bundan sonra da böyle devam edecekti. Artık güçlüydüm, hatalarımdan ders almayı öğrenmiş, büyümüştüm. Bunun yaşanmasını sağladığı için de o mükemmel insana teşekkür ediyordum. Hayatımın en güzel hatası olarak geçmişimde yer alacaktı.
🌹
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Call Me Back
Historia Corta"Ara beni güzelim." -Text Me Back adlı kitabın devamıdır.♡
