Oturup yemek yedik. Saat 7 olmuşdu hava kararmaya başladı. Şehrin ışıkları güzel bi manzara oluşturuyordu. Benim karşımda sevdiğim adam vardı normal bir şekilde yemek yiyorduk. Yemekler bitti tatlılar gelmişti ben yavaş bir şekilde çiğniyodum tek taşım kırılmasın veya boğazımda kalıp gebermiyim diye. 10 dakika sonra tatlım bitti. İçinden sert bişey çıktı yüzük sandım ama fıstıkmış.
T: nefes bak şu ilerde bi dükkan var ben ordayım iki dakikaya geliyorum.
N: tamam bekliyorum burda.
Tahir karşıdakı dükkana girdi. Girdiği yerin üst katı büyük bi cafeydi. Sonra dükkanın olduğu tarafdaki evlerin, marketlerin iş yerlerinin, hepsinin ışıkları kapandı. Ben mutlulukla izlerken sanki herkesin haberi var gibi bizi izliyordu. Tahir dışarı çıkıp yan tarafdaki adama komut verdi. Ve ışığı sönen yerlerin hepsinde 5 harf olmak üzere büyük let ışıklar yandı.
"HAYATIMIN ANLAMI OLDUN ŞİMDİ DE KADINIM OLUR MUSUN?"
Ben sevinç göz yaşları dökerken Tahir bağırdı.
T: Benimle evlenir misin nefes?
Aramızda en fazla 10 metre vardı. Şuan tek istediğim şey ona sarılmakdı birden koşmaya başladım.
Tahirden
Aramızda 5 adım vardı kollarımı açtım sonra bi fren sesi önümden geçen gri araba
nefesi kanlar içinde yerde görürken korku dolu bakışlarla kala kaldım. İnsanlar nefesin üstüne adeta çullanurken "nefes!!!" Diye bağırarak yanına koştum. Yere oturup kafasını dizime koyup "uyan nefesim uyan! Nolur uyan!" Diye bağırmaya başladım. Göz yaşlarım durmaksızın akıyordu. Korkularım teker teker üstüme gelirken en çok korktuğum şey oluyordu. Nefes yavaşça gözlerini yavaşça açınca heycanla "nefes!" Dedim elini zorla kaldırıp yanağıma yerleştirdi. Göz yaşlarımı silip "a-ağlama t-tahirim. B-bana bir şey o-olursa hayatına d-devam et. B-ben gidiyorum tahir. S-sen kendine dikkat et" Dedi gözleri yavaşça kapanırken eli yavaşça yere düşerken göz yaşlarım daha çok akmaya başladı. Bağırarak "biri ambulansı arasın lütfen biri ambulansı arasın!" Diye bağırdım. Ama herkes sinema izler gibi yüzüme bakıyordu. Daha fazla dayanamayıp nefesi kucakladım. Koşar adım arabaya yürüdüm. Karşıdan fatih geldi. "Abi noldu?" Dedi şaşkınlıkla "nefese araba çarptı aç kapıyı öne bin hastaneye gidicez hadi acele et hadi!" Dedim kapımı açınca nefesi yavaşça arabaya yerleştirip yanına bindim fatih'te öne binip arabayı sürmeye başladı. Yaklaşık yarım saat sonra hastaneye gelince hemen nefesi kucaklayıp indim. Bağıra çağıra "doktor! Doktor yokmu? Biri yardım etsin nolur!?" Dedim ağlayarak karşıdan hemşireler sedyeyi getirdiler hemen nefesi yerleştirip acile sürerken doktor geldi yolun ortasında. "Nasıl iyi değilmi? İyileşecek değilmi?" Dedim doktor üzgün bir şekilde hemşirelere bakınca hepsi durdu. Gözlerimi korkuyla açıp "neden durdunuz? Götürsenize. Müdale edin uyandırın onu. Hadi devam edin götürün diyorum ya! Neden durdunuz?! Neden lan neden?!" Diye bağırdım. Doktor "malesef artık çok geç. Başınız sağolsun" Bumuydu cidden? Bu kadarmıydı mutluluğum. "Sen ne diyon lan? Ne dediğinin farkındamısın lan sen?" Dedim nefesin yanına geçip yanağını okşamaya başladım. "Uyan nefesim uyan! Nolur uyan. Kalk şurdan. Aç gözünü de şu doktor inansın senin yaşadığına! Uyan nefesim lütfen uyan!" Birden biri beni geri çekerken hemşireler yüzünü örtüyle kapattı. Beni tutan kullardan kurtulup hemşireleri tuttum "kapatmayın! Kapatmayın yüzünü! Kapatmayın!"*2 gün sonra*
Nefesin üstüne toprak attıklarını görünce hemen bağırarak "durun! Durun atmayın! Toprak atmayın o daha çok genç! Toprak atmayın lütfen!" Dedim herkes durunca yere çöktüm
Murat yanıma çöküp "abi o artık öldü. Bırakta mezarında üşümesin hadi izin ver de toprakla örtelim üstünü" Dediğinde kafamı sallayıp "tamam ama çok dikkatli olun canı acımasın" Diyip ayağa kalktım. Kızlar bana sarılıp ağlamaya devam ederken ayrılıp Fatih'ten küreği alıp yavaşça toprakla üstünü örtmeye başladım. Elveda nefesim elveda... Belki karım olamadın ama İMKANSİZİM oldun
