ÖMÜR ‘DEN
Annem ve babamın geri barışmasının tek yolu başka bir şehre yerleşmekti. Ama annem bir türlü kabul etmiyor. Benden küçük iki kız kardeşim var . Büşra 8 yaşında oysa melek daha 4 yaşında. Ve babamı doğru dügün hatırlamıyor çünkü annem ve babam melek daha 1 yaşında iken ayrılma kararı almıştı. Babam daha sonra pişmam olmuş ayrılmaktan vaz geçmişti ama annem artık istemiyordu babamı. Hakim 9 mahkemenin sonunda (3 yıl sürdü bu 9 mahkeme) boşamaya karar vermişti ki biz annemi barışmaya ikna ettik. Bütün arkadaşlarım anneannem , teyzem ,kuzenlerimi burada bırakıp adanaya yerleşmeye karar verdik. 26 ocak sömestre giriş günü daha karnemi bile alamadan yola koyulduk. Adana daki evimiz şehir merkezine yakın işlek bir yerdeydi. Küçük sevimli mahallede bir ev bulmuştu babam.
İki katlı bir binanın ikinci katıydı ev. Ne çok büyük ne çok küçük sevimli bir evdi. Nakliyeciler eşyaları indirmeye başladığın da 40 yaşlarında bir teyze annemin yanına gelmişti.sanırım komşulardan biri. Bunları düşünürken babam televizyonu benim odama koymalarını söyledi adamlara.
Ömür: “baba lütfen ben odamda televizyon istemiyorum! Televizyon boş kafalı insanların gerek duyduğu bir şey ben televizyonun yerine kitaplığımı kuracağım istemiyorum.” Diyerek çıkıştım. Babama.
Babam: “kızım senin bu dik kafanı Bir gün kopartacam nereye koyacam ben bu televizyonu kitaplığının bir köşesinde dursun işte. Sana ne zararı olacak ki. Lütfen ömür lütfen kızım 15 dakikada ömrümden ömür götürdün kızım rica ediyorum.” Dedi ama nafile ne olursa oldun istemiyordum o televizyonu.
Ömür: “hayır baba sizin odanıza kurun istemiyorum” dedim. İnadım inat.istemiyorum kardeşim. İstemediğim bir şeyi neden yapıyorum ki Allah Allah ….
O sırada annem gelen teyze ile sohbet ediyordu. Babamın yanından ayrılıp onların yanına gittim. Onlar konuşrken bir çocuğun onları dinlediğini fark ettim. Geçerken meraktan baktı herhalde :P
Ömür : “merhaba ben Ömür nasılsınız.?” Diyip teyzenin elini öptüm. Bizde saygı böyledir anneannem bize öyle öğretti. “el öpmekle dudak kirlenmez” derdi anneannem. Tam bir Osmanlı kadını. Çok konuşmasa daha ok sevecem ama olmuyor işte :D
Bunları düşünürken çocuğu yine fark ettim.
Ömür : “Ömür ben , siz kimsiniz ?” dedim :D elimi uzattım. Sağ elini sol göğsünün üzerine koyarak abdestliyim dedi. Buna alışıktım. Arkadaşımın biride kızlarla ten temasına geçmezdi yurtta öyle öğretmişler. Bu yüzden anlayışla gülümsedim. Kendini tanıtmamış olduğunu fark etmiş olacak ki tekrar konuşmaya başladı.
Rüzgar : “bu arada ben rüzgâr memnum oldum.” Dedi. Dedi gülülmsedim. Ne güzel ismi vardı. Bazen ılık bazen kırıcı olur du rüzgar. Acaba isminin anlamını taşıyor muydu? Sevimli biriydi. Kumral saçları biraz uzuncaydı. Kirli sakalları , kalıp gibi dudakları, çok güzeldi. Sonra gözleri sanki bir eşya arıyor gibi, kaybetmiş gibi bakıyordu. Derindi sanki kaybolacak gibi.düşüncelerimden utandım resmen !!!! kıpkırmızı olmuşumdur eminim !!! hemen kafamı eğdim sanki yasak elmaydı o.. bakınca ölecekmişim gibi… bu çok saçma ama benim erkek olan arkadaşlarım çoktu. Onlara böyle hissetmemiştim. Bunları düşünürken billur teyze evet adı billur muş. Bizi akşam yemeğine çağırdı.annemlerde kabul etti komşuluk iyi olmalı derdi annem tanımadan insanı yargılama. Önce git gör sonra beğenmezsen geri çekil derdi. Bizde öyle yapacaktık.
Eşyaları yerleştirdik bayağısı bitti en azından Büşra ile melek raha uyuyabilecekti. Ben gece meleklede uyurdum sıkıntı değildi. Annemle babamda başının çaresine bakardı zaten çok yorulmuştum. Kendimi hemen banyoya attım. Ben öyle 5 dakikada yıkanan insanlarda hiç olmadım en az 45 dakika banyodan çıkmazdım. Saçları çok uzundu onları yıkamak,kremlemek,taramak dakikalar sürerdi.banyomu yapıp çıktım. Eşofmanlarımı giydim. Saçarlımı kurutmaktan nefret ederdim ve bu yüzden annemle çok kavga ederdik.!
Hazır olduğumda annemlerle birlikte billur teyzelere geçtik.zile basıp bekledik kapıyı benim yaşlarımda bir erkek çocuğu açtı .
Çocuk: “merhaba ben umut hoş geldiniz” dedi.
Sevimli bir çoçuktu.Boyu oldukça kısaydı.Hoş bulduk deyip içeri geçtik,salona geçince odun sobasını gördüm anneannemin evinden kalma bir alışkanlıktı soba görünce dayanamaz yanına otururdum. Üşmesen bile oturturdum. Keyifli olurdu anneannem ihlamur koyardı sobanın üzerine içinede karanfil atardı. Demini alinca teyzemin küçük oğlu (benden 7 yaş büyüktü J ) ile oturup içerdik .
Bunları düşünürken içeri rüzgar girdi. Kilitlenmiştim sanki , gözleri çok güzel bakıyordu. Güzel adamdı velhasıl. Billur teyzenin sesi ile kendime geldim.
Billur : “hadi sofrayı hazırlayalım” dedi. Bana yakışmaz büyüğüm iş yaparken oturmak hemen kalktım . mutfağa geçtim yemekleri ve masayı kuruyorduk.billur teyze tabakları görürünce bende domatesleri salatanın içne doğruyordum .sonra onun sesini duydum. Kapıya yaslanmış konuşuyordu.
Rüzgar : “Elif gibisin” dedi. Anlamamıştım yüzene dikkatlice bakınca açıklama gereği duydu.
Rüzgar : “Arap alfabesinin ilk harfi Elif gibisin. Başın dimdik. Ne olursa olsun yıkılmayacak gibisin”. Dedi şaşırdım nasıl bir benzetmeydi bu .. ne güzel bir benzetme . gülümsedim.
Ömür : “teşekkür ederim. İlk defa böyle bir benzetme duydum ilginç geldi sağol !” dedim . salatayıda alıp mutfaktan çıktım. Neden söylemişti ki bunu bir sebebi olmalıydı. Ama hoş tu. Elif gibi dedi. Elif ! ne güzel di. O da güzel bir adamdı. Benzetmesi de en an onun kadar güzeldi. Bu sırada babamlar benim okulumu konuşuyorlardı. Onları dinleyecektim. Sonuçta benim okulumdan bahsediyorlar demi ama ! telefonumun sesi ile irkildim bir anda bütün gözler bana döndü. Telefonu cebimden çıkarıp baktım derya arıyordu deli kız :D özlemiştim onu. Oda özlemiş olacak ki arıyordu !
Ömür: “alo !” dedim
Derya : “canım çok özledim ! nasılsın ?” dedi.
Ömür: “iyiyim canım sizler nasılsınız?” Dedim ama neredeyse ağlıcaktım.
Derya : “çok özledik seni biz . ne zaman geleceksin buraya ?” dedi bende bilmiyordum ki ne zaman gelecektim ! L
Ömür: “bende özledim en yakın zamanda gelecem.” Dedim ama gidebilecek miydim ki ?
Derya : “tamam bitanem seni seviyoruz bizimkilerinde selamı var !” dedi
Ömür: “herkese selam söyle gece ararım” dedim.
Çünkü biraz daha konuşsam ağlayacaktım . çok özledim onları çokkkkkk . telefonu kapaıp yemeğe dondüm. Sohbet muhabbet derken bayağı geç olmuştu. Kalktık eve geldik . o sırada rüzgarın hafız olduğunu öğrendim. Aslen mersinliymişler ama buraya yerelşmişler onlarda erkek kardeş miş. Ayda iki kere eve gelip 3-4 gün kalırmış. Sonra yurda gidermiş. Keşke gitmese. Belki arkadaş olabilirdik demi ama ! gene saçmalamaya başaldım. Düşüne düşne uyudum. Sabaha daha güzel uyanmayı dileyerek!!!!!
