Yaklaşık 1 aydır buradaydım ve nerdeyse yüm Sakamaki'ler kanımı emmişti,aslında alıştım sayılırdı ama hala işkence gibi geliyordu.Bu düşünceler tekrar tekrar kafamda dolanıyordu,artık bişey düşünmeden uyuyamaz hale gelmiştim. Hafta sonundaydık bu yüzden az uyumak istedim ama son zamanlarda gördüğüm tuhaf rüyalar beni ürpertiyor her seferinde kan ter içinde uyanıyordum ve nefesimi düzene sokmam normalden fazla zamanımı alıyordu. O kötü rüyaları görmemek ümidiyle gözlerimi kapattım ve uykuya dalmayı bekledim. Büyük bir çayırın ortasındaydım ama çimenler sararmıştı ve gökyüzü kan kırmızısıydı. Arkamdan gelen hafif rüzgar beni daha da huzursuz ediyordu ve tüylerimi ürpertiyordu, her an birisi bana dokunacak gibi hissediyordum. Birden gökyüzünde kara bulutlar belirdi ve şimşekler çaktı saçlarım uçuşuyordu ama umrumda değildi çünkü önümdeki sis tabakasında bir silüet görmüştüm biraz daha yaklaştım ve sis tabakasında oluşan görüntüye bakmaya başladım, bu en yakın arkadaşım Yuhiko'ydu ister istemez gözlerimden yaşlar akmaya başladı aklıma benim yüzümden öldüğü gün geldi... Yaklaşık 5 yıl önce evimin yakınındaki küçük bir parka gitmiştik, şırıltı seslerinin olduğu o küçük çeşmenin yakınındaki çimenlere uzanmış hoş bahar çiçeklerinin kokusunu içimize çekerek konuşuyorduk o sırada arkadan bir ses geldi birkaç insan çığlık atarak kaçıyordu biz ise panik içinde olanları anlamaya çalışıyorduk. Arkadan koşarak yaklaşan maskeli adamları görünce Yuhiko'yu umursamadan koşmaya başlamıştım o benim kadar çevik olmadığı için kalkana kadar adamlar onu görmüştü ve Koşarak Yuhiko'ya yaklaşıyorlardı ben ise donakalmıştım onun yardım çığlıkları bende şok etkisi yaratmıştı adamlar Yuhiko'ya yetişmiş ve onu kolundan sürükleyerek arabaya atmaya çalışmıştı fakat o direnip benden gözyaşları ve çığlıklar içinde yardım istiyordu ama hiçbirşey yapamıyordum. En son silah sesini duyunca kendime gelmiştim polis sirenlerine karışan çığlıklar ve Yuhiko'nun kanlar içerisinde yere yığılmış cansız bedeni benim bayılmama yetmişti. Sabah hastanede uyandığımda herşey için çok geçti. Yuhiko acil ameliyata alınmış ama ölmüştü aradan ne kadar zaman geçerse geçsin o anda bişey yapmadığım için çok pişmandım... Dizlerimin üzerine çöktüm ve ağlamaya başladım sadece sessizce Yuhiko'dan özür diliyordum. Gözyaşları içerisinde uyandım ve saate baktım, yaklaşık 1 saattir uyuyordum. hemen Gözyaşlarımı sildim ve yataktan kalkıp üstümü değiştirdim. Merdivenlerden aşşağıya indim ve kapının önünde durup etrafa bakındım. Burada yaşamama rağmen malikaneyi hiç bilmiyordum bu yüzden etrafta bir gezintinin hiç de fena olmayacağını düşündüm. Gecenin karanlığında malikanedeki kuytu köşeleri gezmeye başladım. Karanlık bir koridora girince cam kenarında oturmuş dışarıyı izleyen Subaru'yu gördüm, beni farketmediğini düşünüp sessizce yanına gittim.
Sara: Subaru Kun merhaba
Kafasını bana çevirmeden cevap verdi
Subaru:Merhaba
Bi sorun olduğunu düşünmüştüm çünkü sesi normalden daha üzgün ve solgun gelmişti
Sara: Bir sorun mu var?
Bu sefer cevap vermeden ayağa kalktı ve cebinden gümüş bir bıçak çıkarıp elime tutuşturdu
Sara: B-bununla ne yapıcam?
Bıçağı tuttuğum elimi kavradı ve bıçağı kalbine doğrulttu
Subaru:Beni öldür
Sara:Hayır böyle birşey yapamam benden bunu isteme.
Gözleri birazdaha hüzünlendi ve bıçağı alıp yeniden cebine koyduktan sonra birkaç dakika camdan dışarıya baktı ve kafasını eyip konuşmaya başladı.
Subaru: Kaç burdan
Sara: Ne?
Kolumu tuttu ve beni kapının önüne getirdi
Subaru:Vampir güçleri böyle gecelerde azalır merak etme seni bulamazlar
Korkudan titremeye başlamıştım
Sara:Ama gidecek yerim yok
Subaru: burada ölmekten iyidir şimdi git!
Kapıyı açtı ve beni dışarıya attı doğal olarak yere düştüm ve heryerim toprak oldu
Subaru: Bidaha gelmemeye çalış.
Kapıyı kapattığı anda kendime geldim. İçerde kalan eşyaların umrumda değildi hayatta kalmak umrumda olan şeydi çünkü gidecek yerim yoktu.Ayağa kalktım ve üstümü temizleyip dediği şeyleri düşündüm, haklıydı burada vampirlerin oyuncağı olacağıma ormanda can verirdim daha iyi. Kapıya doğru yöneldim ve ormana doğru koşmaya başladım.
1 saat sonra
Soğuk ormanda tek başıma yürüyordum acıkmıştım ve susamıştım ama yinede bir çıkış yolu bulmayı umut ediyordum. Bir süre daha yürüdüğümde dayanacak gücüm kalmamıştı bu yüzden bir ağacın kenarına uzanıp dinlenmeye başladım ama çalılardan çıtırtılar gelmeye başladığında ayıldım ve kalan son gücümü de toplayıp oraya gittiğimde artık çok geçti bir tane kurt çalıların arasından hızla fırladı ve koluma bir çizik attığında acı içinde bir çığlık attım,kolumdan akan kanlar yere dökülüyordu sonrasında ise kurdun acı dolu inlemesini duymuştum gerisi ise karanlık...
