17

2.4K 177 44
                                    

Haziranın son günleri, yerini Temmuz'a bırakmak için geçip giderken iki aşık Asya'dan Avrupa'ya uçtular. İlk durakları İngiltere, Londra'ydı. Tur ile birlikte geldikleri otelde çift kişilik odalarına çıkıp dinlendikten sonra akşam yemeği yemis ve kendilerini Londra'nın sokaklarına atmışlardı.

Jeongguk, Taehyung'un elini tutuyorken gülümsedi. "Kore'de bu kadar rahat dolaşamazdık."

"Evet ama yeni nesilin hakkını yememek lazım."

"Yine de çok fazla homofobik var. Ne bileyim, sinirlerimi bozuyorlar. Birazcık bile saygıları yok." deyiverdi yeni yeşeren öfkesiyle.

"Sen güzel aklını bunlara yorma." dedi yürümeyi bırakıp ellerini yanaklarına çıkarınca, Taehyung. "Ben seni seviyorum, sen de beni seviyorsun. Sorun yok, meleğim." elleriyle okşadığı yanağına bir öpücük kondurduktan sonra yürümeye devam ettiler.

"Taehyung." diye atıldı heyecanla küçük oğlan. "Turla zaten popüler turistik yerlere gideriz. Daha farklı yerlere gidelim mi bu gece?"

"Tamam. Nerye gidelim?"

"Bekle." dedi ve telefonunu çıkardı Jeongguk. Önce internetten bir gezginin blogunu açtı ve Londra sayfasına girdi. Ardından onlara verilen tur broşüründeki yerlerle karşılaştırdı ve uygun bir yer bulup gülümsedi.

"Oxford Street! Oraya gidebiliriz. Turumuzda yok çünkü müşteriler çok vakit harcıyormuş. Sonra da... Çok geç olmazsa Hyde Park'a gidebiliriz. Olur mu?"

"Olur, tamam." diyerek güldü Taehyung. Buraya gezmek için gelmişleri ve otelde tıkılıp kalmak saçma olurdu. Her bir dakikalarını değerlendirmek en mantıklısıydı onlara göre. Çok uzak olmayan Oxford Street'e bir taksi bulup yol aldılar. Aynı otelden dışarıya adım attıklarında olduğu gibi hala elleri birbirine kenetliydi.

Taehyung ellerini yukarıya kaldırıp Jeongguk'un elime bir öpücük kondurdu. Şaşkın bakışlarla kendisine dönen sevgilisine gülümsedi. Sonra Jeongguk utanarak başını Taehyung'un omzuna gömdü. Esmer olan sadece daha çok güldü.

Jeongguk çok yönlü bir insandı. Gün bile değil, saatler içerisinde değişebiliyordu. Bir zaman çok sertken bir anda bebek olabiliyordu ve bu değişim Taehyung'un çok hoşuna gidiyordu. Her şeyden çabuk sıkılan bir insandı ama Jeongguk onu asla bıktırmıyor hatta tam tersine, birlikte oldukları her bir saniye daha çok bağlıyordu sevgilisini kendine.

Aralarındaki duygu aşk değildi, daha çok asla bitmeyecek bir sevgiydi. Birbirlerine karşı sadece cinsel bir çekim hisstemiyorlardı, onlar sevgililerdi hem de olmaları gerektiği gibi. Birbirlerinin dert ortağı, sırdaşı, en yakın arkadaşı, ailesi ve sevgilisilerdi. Yerine göre her şeyleriydi ve en çok da dayanaklarıydılar birbirlerinin. Bu yüzdendi belki de Taehyung'un sıkılmayışı. Jeongguk kimse gibi değildi, Jeongguk gerçekten de onun her şeyiydi.

Taksiden indiklerinde kalabalığı çok da azalmamış olan caddeye adım attılar. Mağzalar gece yarısı kapanıyordu ve üç saatleri vardı. Jeongguk ise sevgilisini hemen bir mağazaya sürüklemeye başlamıştı bile.

·°·°·

"Taksi!" buldukları her güzel şeyi deneyip sadece iki parça bir şey aldıktan sonra üzerlerindeki yorgunlukla Hyde Park'a gitmek için yola düşmüştü ikili.

Saat on bir olsa dahi ellerindeki kahvelerle dinç kalıyorlardı. Normalde olsa yorulacakları bir saat değildi ama yol yorgunluğunu atamadan gezmeye çıkmışlardı.

Yeşillerle dolu devasa parka geldiklerinde tekrar elleri kenetlendi. Parkın geniş ve uzun yollarında adımlarını atmaya başladılar. Küçük olan gözlerini etrafta gezdirip gördüğü her şeye hayretle bakarken büyük olan sadece onu izliyordu. Sevimli mimikleri ve meraklı bakışları o kadar içtendi ki çekip burnunu ıssırmamak çok zordu. Bir dakika, kim yapma demişti ki?

Jeongguk burnundan hissettiği dişlerle irkilmiş ve hafif olan acıyla Taehyung'un omzuna vurmuştu elini. "Bırak!" burnu kapalı olduğu için daha çok "bıyaaaakkk!" gibi çıkan sesi o kadar sevimli ve komikti ki Taehyung dayanamayıp bırakmış ve gülmeye başlamıştı. Yolun ortasında durmuş kahkaha atıyordu.

"Taehyung deli misin?" Jeongguk parmağıyla, kahkahalarında boğulan sevgilisini durtmuş ve garip bir yaratık görmüş bakışlarını takınmıştı. "Bize bakıyorlar sevgilim. Gülmesen mi? Hem neye gülüyorsun?" birileri duyuyor ya da anlıyor gibi kısık çıkan sesi daha çok güldürüyordu Taehyung'u.

"Aman tanrım..." gözlerindeki yaşları silip nefeslerini düzenlemeye çalıştı esmer oğlan. "...çok komiktin Jeongguk. Bıtyaaakk!" ellerini iki yanında çırparak ve sesini incelterek taklidini yaptığında küçük oğlan bozulmuş ve dudaklarını büzerek yola devam etmişti. Taehyung ise sevgilisinin peşinden koşup kolundan tuttuğu gibi kendisine çevirmişti.

"Dur tamam! Küsme hemen. O kadar sevimliydin ki burnum kanayacaktı."

"Hı~ sen külahıma anlat bunları!" tekrar gidecekken sevgilisi tarafından durduruldu.

"İnanmıyor musun?"

Bağladığı kolları ve büzdüğü dudaklarıyla "I-ıh!" dedi. Taehyung büzdüğü dudaklarını elleriyle yanaklarına bastırıp daha çok büzdükten sonra öpmüştü. Jeongguk sadece büyümüş gözleriyle izlemişti sevgilisini.

"Bak, çok sevimliydin. Dayanamadım."

Jeongguk yüzüne arsız bir sırıtış yerleştirdikten sonra tekrar şöyle söyledi, "Tekrar öpmen için nasıl bir sevimlilik yapmalıyım?"

"Hiçbir şey yapma." dedi Taehyung belinden tutup kendine çekerken. "Hep sevimlisin ve hep dayanamıyorum sana." diye fısıldadı dudaklarına. Sonrasında ikisi de duygu dolu bir öpücüğün içinde sürüklendi.

Taehyung, Jeongguk'un alt dudağını dudakları arasında misafir edip güzelce öperken; yanlarından geçen yaşlı çift öksürünce ayrılıp güldüler.



Bölüm Sonu
-luv❣
kitabı düzenlemeye aldım ✌🏻 insallah cok yakinda gelecek bolumu atacagim bekleyin lutfen

Bu arada bir diğer kurgum olan Sevgili Seokjin'e bakarsanız çok mutlu olurum. Namjin için mini bir fic yazmıştım.

Takip eden herkese geri takip yapıyorum rmeluv

Don'tHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin