1.BÖLÜM

23 5 13
                                    

Sınıfa Tarık ve Cem'le birlikte girdim. Yeni okulumun yeni sınıfı o okulda daha fazla kalamazdım bu yüzden okulumu değiştirdim. Sınıfa girdiğimizde Hoca'nın dersi çoktan başalatmış olduğununu gördüm. Sınıfa girer girmez Hoca'dan özür diledik ve boş bir yere gözüm çarptı ben ve Tarık oraya geçtik Cem'de tek oturan bir çocuğun yanına geçti. Bu derse baya geç kaldığımız için hiçbir şey anlamamıştım. Sadece defterimi karalamıştım.

Zil çaldığında Cem ve Tarık lavaboya gideceklerini söyledi. Ben de defterimi karalamaya devam ederken Cem'in yanında oturan çocuk yanıma geldi. Ve konuşmaya başladı.

''Numaran ne?''

''Ne?''

''Numaran ne?''

''Hangi numaram? Telefon numaram mı? Ki o olsa bile vermem. Ya da okul numaram mı? Ki o daha mantıklı geliyor. Ayakkabı numaram mı? Ki sen benim ayakkabı numara mı ne yapacaksın? Ya d-''

Derken sözümü kesti. Ve o konuşmaya başladı.

''Tamam tamam sakin ol sadece yeni okul numaranı soracaktım. Hoca istiyor.''

''Haa, tamam baştan söylesene. Ben bilmiyorum... Yani bu okula yeni başladım... Ve doğal olarak okul numaramı bilmiyorum...''

''Tamam. Hocaya bilmediğini söylerim. Sonra sana yeni okul numaranı söylerim. Olur mu?''

''Tamam. Hepimiz için daha iyi olur.''

Hoca'nın yanına gitti ve iki dakika sonra geri geldi. Ve hemen günün sorusu olan soruyu sormak için konuşmaya başladım.

''Okul numaram ne?''

Sorduğum soruya cevap verirken bu sayıyı söyleyebileceğini hiç düşünmemiştim.

''400'' dedi.

Sonra ufak çaplı bir sinir krizi geçirmişim. Son altı ay geldi birden gözümün önüne. Her şey hem de her şey.

6 Ay Önce

Selim,Tarık ve Cem'le beraber her zaman ki gibi okulun çatısına çıkmıştık. Biz hergün mutlaka okuldan sonra en az bir saat okulun çatısında vakit geçirirdik. Çatıda kendimize bir yer bile yapmıştık, yer dediğim dört tane sandalyeyi yan yana tam orman manzarasının karşısına koymuştuk. Selim birden konuşmaya başladı sanki başımıza bir şeyler gelecekmiş gibi konuşmaya başladı.

''Eğer bana bir şey olursa'' dedi ve bana sarıldı sonra konuşmasına devam etti. Sanki bana,bize veda ediyordu. Sanki bu bir veda konuşmasıydı.''Eğer sizden ayrılmak sorunda kalırs-''

Demeye kalmadan sözünü kestim. Bu cümlenin devamını duymak istemiyordum. Sonra ben konuşmaya başladım. ''Lütfen,lütfen saçmalama.'' Kollarının arasından çıkıp konuşmaya devam ettim.'' Bu cümlenin devamını duymak istemiyorum.''dedim. Gözlerimin dolduğunu hissettim. Sonra o konuşmaya başladı.

''Lütfen,birtanem sözümü kesme''dedi. Sonra yüzümü ellerinin arasına aldı. Ve konuşmaya devam etti.'' Eğer sizden ayrılmak zorunda kalırsam Hira size emanet. Ona bir şey olmasına izin vermeyin.''

Sol gözümden bir damla yaş aktı ve Selim gözümün yaşını sildi. Sonra arkadan bir alkış sesi geldi dördümüz birlikte arkamıza döndüğümüzde tanımadığım bir yüzle karşılaştık. Adam konuşmaya başladı

''Güzel bir veda konuşması oldu.''

Dedi. Ben bir şey anlamdım. Sonra bir el silah sesi geldi. Ben gittikçe kötüleşiyordum. Duyduğum tek ses ''400''dü. Bu sesi duyduğumda gözümü açtım ve Selim'i aşağı düşerken gördüm. Düşerken ''400'' Diye bağıroyrdu. Bende arkasından atlamak için ilerlediğimde Cem kolumdan tutup kendine doğru çekti. Benden bir şey sakladıklarını düşündüm. O kurşun Selim'in karnına saplanmıştı, aşağı düşüyordu,''400'' diye bağırıyordu ben Cem'in kollarında bayılırken Tarık aşağı iniyordu. Yukarı çıktığında yarı baygın onları dinliyordum.

''Aşağı indiğime kimse yoktu... Hatta Selim'de yoktu'' dedi. Bunu söylerken hayret içinde Cem'e bakıyordu.

Beni hasteneye bıraktıktan sonra Selim'i aramaya çıkmışlardı. O günden sonra. Dirisinide ölüsünüde bulamadılar.

Ama ben onun yaşadığını biliyorum o ölmedi. Bizim onu aradığımızı da biliyor. Ben bunu hissediyorum.

Günümüz

Bana okul numaramı söyleyen çocuk - evet adını bilmiyorum- beni revire getirmiş. Ben sedyeye benzeyen şeyde yatarken Cem ve Tarık beni getiren çocukla konuşuyorlardı. Biraz sesli konuştukları için çocuğun adının Demir olduğunu öğrendim.

Kendimi iyi hissetiğim için yürüyebiliyordum. Ama tahmin edersiniz ki Tarık ve Cem yek başıma  yürümeme izin vermedi. Hemen sağ koluma Cem sol kolum da Tarık girdi. Ve sınıfa kadar böyle yürüdük. Aslında ilk Tarık biraz itiraz etti neymiş yürüyemezmişim de iyi değilmişimde beni kucağına almalıymışta diye saçma sapan konuşuyordu. Evet belki küçük bir şeyim ama olsun onlarda insan. 

Biz bu şekilde -yani sağ kolda Cem, sol kolda Tarık- yürürken Demirin hep peşimizde olduğunu farkettim. Bana her an düşebilecekmişim gibi bakıyordu.

Sınıfa girdiğimizde beni yerime oturttular. En arka ve cam kenarı. Ben camın hemen yanına oturdum, Cem yanıma ve Tarık'ta hemen önümdeki sıraya ters bir şekilde oturdu. İkisi de bana bakıyordu. Bana ''ne oldu'' bakışı attılar - evet bakışarak konuşabiliyoruz- bende anlatmaya başladım. - ama bakışarak anlatmadım- Daha önce de böyle olmuştu hem de çok olmuştu. Onlar alışmışlardı. Yani çok üstüme gelmediler. Hoca'nın sınıfa girmesiyle herkes yerine geçti. Dersin edebiyat olduğunu ve Hoca'nın adının Burcu  olduğunu önümdeki sırada oturan kızıl saçlı bir kızdan öğrendim.

Ben dersi dinlerken Demir sürekli bana bakıp ''iyi misin?'' bakışı atıyordu. - o an anladım, herkes bakışarak konuşabiliyormuş- bende her seferinde '' iyiyim'' bakışı atıyordum.

Neden bilmiyorum ama bana tanıdık geliyordu. Yani onu bir yabancı gibi görmüyordum hemen alışmıştım.

***********

Eveeet. Öncelikle bana bir şans verdiğiniz ve okuduğunuz için teşekkür ederim😊.
Daha ilk kitabım ve aklımda birçok fikir var. Eğer beğenilerinizi ve yorumlarınızı eksik etmezseniz sevinirim. Eğer 2.bölüm ve devamını isterseniz yorumlarda belirtin. Ve beni takip edip gelişmelerden haberdar olun.
Hepinizi öpüyorum...💋💋

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jun 25, 2020 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

400Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin