Şebnem: Hastanın beyninde ayrıca tümör var!
Mete: Kahretsin! Bi bu eksikti. Şebnem, o zaman ilk önce kanamayı durdurcaz.
Şebnem: Neşter.
X: Buyrun.
Mete: Şimdi yavaşca beyne gir. Kanamanın yerini gördün mü?
Şebnem: Hı hı.
Mete: Kanamayı tetikleyen şeyin ne olduğunu öğrenmek için yarayı aç.
Şebnem: Öğğğğğyyy!
Mete: Noldu???
Şebnem: Yok bişey. Bi garip oldum da.
Mete: Neyse, sorunlu yeri buldun. Şimdi o nesneyi çıkar ve dik.
Şebnem: Tamamdır, bitti.
Mete: Bundan sonrasını bana bırak.
…
Can: Sağ karıncıkta ağır hasar var. Onu kurtarmak pek de kolay olmıycak.
Kainat: Kurtulsun.
Can: Hııııııı????
Kainat: En mutlu gününde başına bu kadar şey gelmesi de yeter zaten.
Can: Sağ karıncığı düzelebilir mi bakalım. Sen bakmak ister misin?
Kainat: (Olur.) Karıncığın rengi… Değişmiş.
Can: Bu ne demek?
Kainat: Yolunda gitmeyen bişey var, ama ne?
Can: Bulcaz.
Kainat: Kalbe gelen damarlardan biri tıkalı. Genişletici takmalıyız.
Can: Neşter. Genişletici.
Kainat: Hmmm…
Can: Damarı kes…
Kainat: Hayırrrrr!
Can: Neden?
Kainat: Kesemem, kan kaybından ölür!
Can: Peki, başka yolu var mı? Kes onu!
Kainat: Tamam.
Can: Peki, şimdi genişleticiyi tak. Tamamdır, bitti!
…
Özgür: Selim İnan… Tanıdık geliyo sanki.
Almilla: Nerden tanıycan canım, çocuk düzgün birine benziyo.
Özgür: Nasıl yani?
Almilla: Basbaya düzgün birine benziyo.
Özgür: Ha yani ben bozuğum, o düzgün birine benziyo, adamla ayrı dünyanın insanlarıyız, o yüzden tanışamıyoruz, öyle mi?
Almilla: Iıııı…
Özgür: Almilla!!!
Almilla: Aman be, yalan mı? Hem… ikimiz de biraz kırığız sonuçta dimi?
Özgür: Ha ha ha! Sen bunu dedin ya, inadına o çocukla tanışıp arkadaş olacam.
Almilla: Kasap et derdinde, koyun can derdinde… Ne diyon sen yaa? Adam ölüm döşeğinde, sen… neyse.
…
Mete: Tümörü alamayız!
Şebnem: Niye?
Mete: Tümörün yüzde yetmişi damarın üzerinde, alırsak kan kaybından ölür.
Şebnem: O zaman, kapatıyoruz.
