Hayalatolyesi

21.30'da Taş Baskı yeni bölümde görüşmek üzereee!
          	“Kov şeytanlarını,” dedim gür bir sesle. Hatta benden başla! İrkildi. “Seni alt etmelerine izin verme. Seni yönetmelerine izin verme.”
          	
          	“O adam bir orospu çocuğu,” dedi Dündar gür bir sesle. Ne biliyordu da böyle konuşuyordu acaba?
          	
          	“Tamam. Ama senin hayatını mahvetmesine izin vermemelisin.” Benimkini etti mesela, seni bari etmesin.
          	
          	“Etti zaten. Çocukluğumdan, toyluğumdan faydalandı. Bana Tütüncü’yü öldürttü. Sırf babamın malına konabilmek için önce Tütüncüye babamı öldürttü, sonra bana Tütüncü’yü. Anneme rapor çıkartıp akıl hastası ilan etti. Benim de Emir’in de vesayetini babanneme geçirtti. Bütün aileme çöktü bu adam!”

Hayalatolyesi

21.30'da Taş Baskı yeni bölümde görüşmek üzereee!
          “Kov şeytanlarını,” dedim gür bir sesle. Hatta benden başla! İrkildi. “Seni alt etmelerine izin verme. Seni yönetmelerine izin verme.”
          
          “O adam bir orospu çocuğu,” dedi Dündar gür bir sesle. Ne biliyordu da böyle konuşuyordu acaba?
          
          “Tamam. Ama senin hayatını mahvetmesine izin vermemelisin.” Benimkini etti mesela, seni bari etmesin.
          
          “Etti zaten. Çocukluğumdan, toyluğumdan faydalandı. Bana Tütüncü’yü öldürttü. Sırf babamın malına konabilmek için önce Tütüncüye babamı öldürttü, sonra bana Tütüncü’yü. Anneme rapor çıkartıp akıl hastası ilan etti. Benim de Emir’in de vesayetini babanneme geçirtti. Bütün aileme çöktü bu adam!”

Hayalatolyesi

Dün bölüm atmayı unutmuşum, attım sanıyordum. Akşam 21,30'da gelecek yeni bölüm. seviliyorsunuzzz...

Hayalatolyesi

Taş Baskı 21.30 da yeni bölümüyle yayında olacak. Beklemede kalınnn!
            “Bir düşkün Emir’e görmen lazım. Aklı gidiyor bir dakika gözünün önünden ayrılsa. Aklına bile gelmiyorsun, tek derdi Emir.” diyordu sıkıntılı bir sesle. Sanki benim derdimi dertlenmiş, çözmek istiyor gibiydi. Nasıl inmazdım sözüme. Babam gibiydi o benim. Bana, kardeşime, anneme sahip çıkmıştı. Babasızlığımızda bizi kolluyordu. 
            Ben susuyordum. Ben hep susuyordum. Konuşmayı reddetiğimi söylüyordu psikolog. Ben konuşmasam da her hafta yanına gidiyor, bir saat karşılıklı susuyorduk. Beraber susmak da bir iletişimdir diyordu bana. İletişememiştik, yanılıyordu. 
            “Onu hep daha fazla sevdi zaten. Niye bilmiyorum. Baban da böyleydi. Ona daha bir düşkünlerdi. Hep onu kayırırlardı.” Ben biliyordum sebebini. Yine de ağzımı açıp anlatmadım. Ne anlamı vardı ki. Anne babalar çocukları arasında sevgi ayrımı yapıyordu. Hep olurdu bu. Bunu anlatmamın ne anlamı vardı? İsmail amcam zaten biliyordu. Bilmediği şeyleri de öğrenmesinin anlamı yoktu. 
            “Zor tabi sevilmeyen oğul olmak, yine de sürekli kendinden verip sevilmeye çalışmak.” Ellerimi yüzüme örttüm. “Sen babana çekmişsin. Baban da böyleydi. Anam onu bizim ailenin reisi belledikten sonra bir daha oğlu olarak görmedi.” Ben öyle değildim ama. Bizim bir ailemiz kalmamıştı ortada, reislik de kalmamıştı. Hepimiz dağılmıştık bir yere.
Reply

Hayalatolyesi

Akşam 21,30'da Taş Baskı'ya beklerim canlarım.
          
          “Aptal!” dedi hırsla. “Nasıl korktum senin için. Bunu bana yapmaya hakkın yoktu tamam mı!” 
          “İyiyim,” dedim ve gülümsedim. Serum takılı elimle yüzüne uzandım, sevdim. “Öpersen geçer yaralarım.” 
          “Öpersem öyle mi?” dedi ve hırsla karnıma bastırdı. İskender karnıma dizini geçirdiğinde ezilme olmuştu. “Al sana öpücük.” 
          “Of! Yapma yazık değil mi bana,” dedim, acıyla kıpırdandım.
          “Değil! Kendine acımayana ben mi acıyacağım?” Yine de uzanıp dudaklarını elmacık kemiğime bastırdı. Gözlerim zevkle kapandı. 
          “İyileştim bile,” dedim huşuğ içinde. Sonra başımı çevirip dudaklarına uzandım. Serumlu elimle başının ardından tutup gitmesine izin vermedim. Başını çevirdi. Dudağım yanağına temas etti. Başımı çevirip dudaklarından öpmek için hamle ettiğinde bu defa elmacık kemiğinden öptüm. “Bütün yüzünü öpmem için yapıyorsan bundan ancak zevk alırım,” dedim gülen sesimle. 
          “Arsız ve yüzsüzsün!” dedi Nisa hırsla. “Öpme!” Öpeceğim. 
          “Öpmek istiyorum. Dudaklarım tiryakin oldu.” Yüzünü buruşturdu.
          “Iyy kro!” dedi tiksintiyle.

Hayalatolyesi

Taş Baskı Yeni Bölüm geldi...
          Alıntı
          “Düğüne az kaldı, kıyafet aldın mı?” diye sordum merakla. Amcası evlenecekti haftaya sonu.
          
          “Yo, almam mı gerek? Ceket giyerim işte.” Bir takım elbise, bir smokin, ne bileyim bir bir şey.
          
          “Efe gibi giyinsene,” dedim sırıtırken. “Seni şöyle maviler içinde görelim.”
          
          “Ben efe değilim ama. Zeybekler giyer onu. Sen beni bırak kendine bir şey aldın mı?”
          
          “Evden bir şeyler giyerim işte. Sonuçta misafir olacağım sadece.” Dündar yola odaklıydı ama gözlerini bana çevirdi anlık.
          
          “Olur mu Nisa abla yenge,” diye aradan yine kafasını uzattı Emir. “Sen bizim gelinimizsin artık.” Bunu yaparken Elif’in üzerine basmıştı. Elif onu elindeki kitapla dövmeye başladı.
          
          “Sen-geri-zekalı-mısın! Çek-kil-üstüm-den!”
          
          “Ahhh! Sabah sabah ikinci kez şiddet görüyorum imdaaat!” Arabanın köşesine büzüştü Emir.
          
          “Uslu durun!” diye bağırdı Dündar. Üçümüz de irkildik ve sustuk. Kibarlığına ve şaşkolozluğuna aldanıyorum bazen ama adamın sesi bile güçlü.

Hayalatolyesi

Taş Baskı yeni bölüm geldiiii!
          
          Alıntı
          
          “Ne oldu geldin?” dedi şaşırarak.
          
          “Gelsene,” dedim ve bileğinden tutup odama götürdüm onu.
          
          “Beni odanıza mı atıyorsunuz Dündar bey,” dedi cilvelim. Bu kadar cilveye yüreğim nasıl dayanabilir Nisa?
          
          “Aşağısı çok kalabalık, kafam ağrıdı,” diye bir bahane uydurdum. İnanmadığı yetmezmiş gibi kıkırdadı. Bir adım attım üzerine, dip dibe girdik.
          
          “Dündar,” dedi gerilerek. Bir aydır asla yalnız kalamıyorduk. Nisa ne yapıyor ne ediyor yanımıza birilerini denk düşürüyordu. Aramızdaki çekimden deli gibi kaçıyordu ve benim canıma tak etmişti. Beni istediğini alenen söylememişti ama anlıyordum, insan biraz belli eder.
          
          “Ne Dündar. Hem beni öpmeye kalkıp hem benden kaçıyorsun,” diye sitemle söylendim. Bir adım geri gitti, üzerine gittim.

Hayalatolyesi

Taş Baskı akşam yeni bölüme hazır mısınız? 
          Alıntı
          “Böyle düşününce haklısın canım. Yani kendini koruyorsun ve haklısın bence de.” Haklıydım tabi. Üstelik sadece kendimi korumuyordum, Dündar’ı da koruyordum. Kamyoncular duymasın diye mırıl mırıl konuşmaya başlamıştık. Yenge oluyordum sonra.
          “Yolluyorum abi paranı,” dedim ve İban’a miktarı gönderdim. “Dündar’ı da koruyorum Mercan,” dedim düşüncelerim doğrultusunda. “Eğer beni sevmediğini fark ederse sonrasında bırakmaz. Dündar öyle biri değil. Bir ilişkiye mecbur bırakmak istemiyorum onu.” Ama öpüşmek istiyordum onunla. Kendimle ne güzel çelişiyordum. 
          “Saçmalıyorsun ve çok düşünüyorsun. Dündar koca adam, kendi kararlarını kendisi vermeli. Onun yerine karar verme hakkın yok.”

Hayalatolyesi

Akşam 21,30'da Taş Baskı'da yeni bölümde buluşuyor muyuz canlarım?
          Alıntı
          “Ah aslanım Halit’im. Dağlar gibi heybetli adamdın. Bir kahpenin kör kurşunuyla aldılar canını. Yıkılmazdın devrilmezdin, sırtından vurdular seni. Devir kahpelerin devri. Yok ki bir babayiğin koymasın kanını yerde!” Bana diyordu sanırım. Ya da amcalarıma. 
          “Aslanın oğlu da aslandır derler,” diyor amcam. “Ama aslan da bir kedi nihayetinde. Kuyruğunu aldı bacakları arasına oturuyor.” Sorumluluğu üstüne almadığı gibi benim üzerime yıkıyor. Benim amcalarım böyledir hep zaten. Sorumluluk almakta zorlanırlar.

Hayalatolyesi

Taş Baskı akşam 9.5'da yeni bölümüyle yayında olacak. Alıntı bırakıyorum size. 
          “Sen burada bekle ben gidip geleyim,” dedi ve kapıyı açıp indi. Ne münasebet, kavga falan çıkarsa orada olmalıyım. Dündar tek kalmamalı.
          
          “Hayır ben de geleceğim,” dedim ve çantamla tabletimi alıp indim.
          
          “Kahvede ne işin var kızım?” dedi Dündar en maço haliyle. Wow! Çok seksi. Salak Nisa azmaya bahane arama.
          
          “Bu bir iş ve ben de senin asistanınım. Yanında olamalıyım.”
          
          “Burada olmak zorunda değilsin. Kavga çıkar sesler yükselir korkarsın.” Çocuk muyum ben?
          
          “İşte bu yüzden burada olmalıyım ya. Kavga çıkartamasınlar ben varım diye.” Sırıttım. Kadın olmanın pozitif ayrımcılığından çıkar sağlama vakti.
          
          “Sen niye hiç söz dinlemiyorsun?” diye sordu kahveye yürürken ama peşinden gitmeme eleştirel bir bakış atmak dışında bir tepki vermedi.
          
          “Çünkü ben bir bireyim ve kendi kararlarımı verebilirim. Yaşım da buna müsait. Tamı tamına yirmi altı yaşındayım.” Durdu ve bana döndü.
          
          “Sen benden büyük müsün?” dedi şaşırmış. Evet öyleydim.
          
          “Bu senin için bir sorun mu?”

Hayalatolyesi

Yarın 21.30'da Taş Baskı yeni bölümde görüşürüz. 
          Alıntı bırakıyorum canikolarım.
          “Geçiştirme beni!” dedi ateşli bir itirazla. Gözlerinde alevler yanıyordu ve bu alevler beni yakıyordu. Baş parmağımı dudağının üzerine koyduğumda sustu. Sanki bulunduğumuz pozisyonu yeni fark etmişti. Dudağını dişlediğinde aynı baş parmağımla kurtardım. Dudağı üzerinde gezindi parmak uçlarım.
          
          “Seni asla geçiştirmem,” dedim mırıl mırıl. Mesela öpersem hakkını vere vere öperdim. Değerdi öptüğüne beni. Bir iş yaptığımıza değerdi. Biraz daha eğdim başımı. Nisa’nın dili dudaklarında gezindi. İyice yaklaştım. Beni tahrik ediyordu. O da istiyordu. Ağzıyla ağzım arasında santimler vardı sanki, ılık nefesi yüzüme çarpıyordu. Teni tenime dokunmadı ama dokunmuş gibi hissettim.

Hayalatolyesi

22'de Taş Baskı yeni bölüm gelicek...
          ~Alıntı~
          
          “Banyoyu biliyorsun. Temiz havlu var dolapta ama istersen benim pembe bornozumu da giyebilirsin.” Unicornlu bir bornozum vardı açık pembe. Tam tepesinde de gökkuşağından bir boynuzu vardı. Dündar gülmemek için küçük ağzını büzdü. Acaba öpmek nasıl olurdu? Dudakları inceydi, ağzımda erir giderdi herhalde. Kaçamak bakışlarım gözlerini buldu. Yeşilleri koyulaşmıştı. Benim dudaklarıma baktığını gördüm. Bir çember geçirilmişti sanki ikimizin de başından ve o çember daralıyordu. Bir adım attım. Bir adım attı. Zeytin ağaçları çiçeklendi meyveye durdu. Başını eğdi, bedenimi ona çevirdim. Zeytinler meyve oldu toplanma mevsimi geldi. Şimdi nefesi bir nefes kadar yakındı sanki bana. Zeytinler siyaha döndü.