İhtiyaç veya zoraki tabirlerinin, tutumunun dışarısına çıkıp bir çocuğun suç işlemesinde sürüklenerek olduğu savunulamaz. Bu gerekçeleri bir bahaneymiş gibi kullanmak demektir. Örneklendirme yaparak anlatılmasını savunmam fakat en anlaşılan en iyi yön budur diye düşünüyorum. Örneğin çok hasta bir anneniz var ve o ilacin parasını karşılayacak bütçeniz yok, bu yüzden hırsızlık yapmak zorunda kaldınız. Bu suça bir çocuğun sürüklenmesi adı altında gerekçelendirebiliriz. Ama aynı zamanda o yapılan suçun pişmanlığını ve farkındalığını da o çocukta görmeliyiz. Aksi takdirinde işlediği icraatlerin farkında olmayan ve bu yaptığına karşılık nedensiz bir nevi 'keyfi' veya 'o anlık istek' olarak bir savunma karşılığında o çocuk suça sürüklenmiş değil, suç işlemeyi kabul görmüş ve bunu normalleştirmiş bir 'çocuktur.' Hatta ayni zamanında da bu suçu işledikten sonra yaptığı suçun arkasını getirmeyi amaçlamış bir birey, çocuk sıfatından çıkar ve tehdit olarak sokağa salınır. Yani demek istediğim farklı şartlar ve eşitsizliklerden doğan saf, suç demenin ne olduğunun farkında olan çocuklar ve suç işlemeyi kanun gibi görmüş, vahşeti zevk olarak adlandırmış çocuklar aynı kefeye koyulmak değil, aynı gerekçeye bile konulamaz. Savunan kişide o suçun ortağı denilebilmektedir. Savunuyor diyerek net bir isim veremem. Ancak savunduğunu sadece ismini bilmediğimiz insanların olduğununda farkındayım. Fikrimin arkasındayım fakat geliştirilebileceğini ve daha olgunca, akla yatkınlığı olarak da genişletilip, temize çekilebileceğin de bilincinde ve savunuculuğundayım. Sizde bu konuda bilinçliyseniz, hala umut edebileceğimizi öngörebilirim. Teşekkürler.