azkvra

kendi ilaçlarıma benim sahip olmam kadar saçma bir şey yok

azkvra

seni seviyorum canım kendi gözlerimden öpüyorum
Reply

azkvra

tehlike tehlike tehlike
Reply

azkvra

çünkü hala eskisi kadar tehlikeli, eskisi kadar tehlikeliyim, eskisi kadar tehlikedeyim
Reply

azkvra

kendi ilaçlarıma benim sahip olmam kadar saçma bir şey yok

azkvra

seni seviyorum canım kendi gözlerimden öpüyorum
Reply

azkvra

tehlike tehlike tehlike
Reply

azkvra

çünkü hala eskisi kadar tehlikeli, eskisi kadar tehlikeliyim, eskisi kadar tehlikedeyim
Reply

azkvra

kendime kattığım tüm güzel şeyler
          ballanmış senin ağzından akıyor
          öptüğüm dudaklarının kenarından bal damlıyor
          kalbime bakıyorum
          kalbim yerinde 
          kalbim pompalıyor tüm şekeri bedenimdeki her yere
          ve sen önce göğsümden bir ısırık alıyorsun, sonra göbeğimden, kalçamdan, bacaklarımdan...
          saçlarımın arasından geçen parmaklarımı teker teker yiyorsun
          delik deşik ediyorsun beni
          soruyorum sana nedenini
          her yerime bakmak istediğini söylüyorsun bana
          her yerimden aynı mıymışım?
          aynı tatlılıkta mıymışım?
          rıza veriyorum sana
          her yerimin tadına bakman için
          bir süre sonra doğruluyorsun
          balıma bulanmışsın
          ve diyorsun ki
          çok acısın, acılaştın
          kafamı eğip aşağı bakıyorum
          ve orada bir beden bulamıyorum
          ve senin aldığın en son ısırık
          benim yastığımdan, yatağımdan ve yorganımdan
          üç büyük ısırık
          bir de kalbimi bırakmışsın sona
          üstü güçlü ısırık izleriyle dolu kalbimi
          
          

azkvra

ve yaktığın sümbüller, kokusu sarmış her yanı
          ellerim kollarım koptu, sümbülleri çalıyor
          ellerim kollarındam koptu
          ellerim, kollarımdan böyle çalıyor en güzel sümbülleri
          kan gibi, zehir gibi, ölüm gibi bir koku yayıyor
          hafiften de zevk veriyor
          alay ediyor, kandırıyor, tatlı yalanlar söylüyor
          bu koku beni boğar, gıdıklar
          yabani şarkılar çalıyor sümbüllerden
          her kopuşunda tekrar inliyor teller
          acı içinde, ağlıyor, besliyor toprağı
          ve ben, uzanıyorum toplamak için her bir teli
          tamir etmeye, biraz daha çaba
          belki de biraz çalmak için 
          sürdürmek için kendi ilahimi
          kendi kutsalımı korumak için
          ellerimden tutuyorum kendimi
          kendime, kendimden tutunuyorum
          kendime, sümbüllerden bağlanıyorum
          bu bir tamir çabası.
          biraz avutmaya çalışıyorum kendimi, kandırmaya
          bir zamanlar kurulan bağa vurulan jiletler,
          intihar ve soluş,
          çünkü sen yabansın, tenhasın, ıssızsın
          en çirkin sümbül sensin
          ve en güzel bağ sensin
          ellerim ve kollarım arasındakisin
          yabanisin bana, benden yabanisin
          en güzellerini vaadederken, soluyorsun
          bak bu son perde, kokun sarmış her yanı
          çünkü sen çirkinsin, yabansın, yabanisin
          kendi çığlığım benim, senin ağzından
          bu sümbüller korkak, bu sümbüller ağlak,
          zırıl zırıl bir yangın, burası benim evim
          yanık sümbül kokusu sarmış her yanı
          bu toprak zehirli bak, burası benim evim

azkvra

oniki yaşına dön
          iyi tanır beni
          ve ben tam oniki'mden vuruldum
          kalbimden delindim
          kanım buradan aktı
          buraya
          
          birkaç baş dönmesi ve bol bol kusmam var
          tüm zararlı şeyleri
          teker teker yaptım
          ama bedenim hep yaşamak istedi
          tezat olan benim
          ben hep en büyük örneğim
          
          her yaşımı yaşamak için bir yılım var
          her yaşımı yaşamak için bir ömür
          sayısı arttıkça yılların, yıllar yıllanor
          yükü artıyor
          her bir kemiğin birer kilo şişmanlıyor
          yine de bir yüzüm var, yeni günler için, yeni görenler için
          
          bana genç dediler hep ama
          yaşamın sonu olması için
          yaşlanmaya gerek yok
          benim ablamın en yaşlı yaşı öndörttü

azkvra

Sen beni her üzdüğünde 
          Ben ona dönüyorum 
          Ona dokunuyorum, 
          bir ev burası 
          evlendikten sonra kızlık evinde misafir gibi 
          o benim baba evim 
          Bir geceliğine eskisi gibi oluyor 
          Hatta babam beni ertesi gece için de çağırıyor
          
          Duvarlarına dayanıp ağlıyorum 
          kocama ve evime bakınca tatlı bile geliyor burası
          
          yine de dönüyorum
          
          Beni her üzüldüğümde 
          bunu huy haline getirdim 
          yediğim yemek tanıdık 
          ve burada seviliyorum 
          yine de burada bir odam yok 
          doğduğum odayı beraberimde götürdüm 
          Ben ölünce bağışlamışlar her şeyimi
          
          burası kendi evim değil 
          tanıdık ama uygun değil bana 
          terk ettiğim günden beri sığamıyorum buranın içine
          
          yine de çağırıyor beni 
          orada hala bir odam varmış gibi davranıyor babam 
          kendi de içten içe kabullenemiyor gidişimi 
          belki de unutuyor
          
          Yine de ben onun kızıyım 
          Kolum bacağım ruhum 
          gözlerim ve saçlarım 
          Bu ev, babam benim kaynağım 
          Ben evli bir kadınım
          
          Yine evime dönüyorum

azkvra

2025 yazı 
Reply

azkvra

saat akşam sekiz
          palu minibüsü bekliyorum
          saçlarım ıslak ve midem boş
          seni bekliyorum
          gelip gelmeyeceğini bilmiyorum
          sadece başımı sana yaslamak istiyorum 
          
          çünkü bomboş kafam çok ağır
          ve başımı yasladığım her yer sensin
          gitmek istediğim her yerde
          baktığım her yüzdesin
          bana bakan herkesin gördüğü sensin
          
          bunlar benim boynumu kıracak
          bir halatla veya sadece senin kilonla
          eğer senin kilona kalırsa kırılması zor olacak
          senin boşluğun kafamınki ile eşdeğer
          
          ve sana baktığım her an
          bir gün gideceğimi hatırlardım
          biteceğini bilirdik her şeyin ikimiz de
          ama güzeldi ve biz bunu yaşadık 
          tüm günahları birlikte işledik
          
          ve ben gittim, bekle demedim
          sen de beklemedin ama kalmadın da
          ben seni taşıdım her duyumla gittiğim her yere
          gördüğüm her renge senin adını koydum
          yaptığım her şakaya da senin gülüşünü ekledim
          her şeye senden bir parça koydum
          
          ufaladım parçalarını
          anılarını dağıttım
          gülüşlerini, kokunu
          kirpiklerini teker teker yoldum senin 
          gözyaşlarından her gün birer yudum aldım
          seni sahip olduğum her şeye paylaştırdım
          ve günün sonunda, senden hiç kalmadı elimde
          ne elimde ne de aklımda
          her şey değişti ve her şey bitti

azkvra

ilk onun adını duydum
          onun adını öğrendim
          ve sayıkladım
          onlarca kez
          içimden
          dışımdan
          ve içimden dışarıya doğru
          bazen de dışarıdan içime yerleşti
          kalbime
          bazen gözümden aktı
          bazen ağzımdan kaçtı 
          yine de hep içimdeydi
          beynime işledi
          şakalarıma saklandı
          hep basitleştirmek istedim
          kendimden koparmak istedim
          içime girdiği yolu aradım
          yol sordum tanımadığım kişilere
          bazen o yoldan birlikte geçtiklerimize
          ardımızda bıraktığımız ekmek kırıntılarını aradım
          yoktu, bir yolu yoktu, senin açtığın yolu keşfedemedim
          senin açtığın yolu kapatamadım
          önüne bir barikat çekemedim
          ve senin sayıkladıklarına baktım
          senin yol arkadaşlarını aldım yanıma
          yolunu yordamını bilmek uğruna
          çok yanlış kararlar verdim
          hepsi seni içimden çıkarabilmek içindi
          kendimi senden kurtarmak istedim
          boğazımdan aşağı parmaklarımı sokup
          seni midemden kusabilmek istedim

azkvra

kanka allah çarpsın yüzünün her bir köşesi
          rüya gibi
          bir hayali gerdirmek gibi 
          tüylerim diken diken
          ben çok kolay kandırılan bir kızım
          iki güzel söze
          hem ruhumu hem duygularımı hem bedenimi
          ortaya koyuyorum
          sonra da ben uyumluyum diyorum
          her şeyin tadına bakabilmek uğruna
          kendimi zehirliyorum
          oysa gerdirilen benim
          yüzümün her köşesinden zincirlerle
          her bir köşeye uyduruyorum kendimi
          herhangi bir mimik yapamıyorum 
          beni gören herkes kendinden sanıyor
          ve ben onlara ben uyumluyum diyorum
          beni sevmeyenlere de şeytan diyorum
          benimle bile anlaşamayan birisi
          köşeleri benim yetişemeyeceğim kadar uzakta olan birisi
          yemin ederim yüzüne bakınca var ya
          onun yüzünü giymek istiyorum 
          kirpikleri dudakları gözleri
          o kadar güzel ki
          allahın varlığına inandırıyor beni
          ve beni istemesi beni heyecanlandırıyor
          ne kadar iğrenç ve imkansız olduğunu unutup
          bir adım atıyorum 
          ne olacak ki kafasıyla
          kendime biraz da böyle zarar veriyorum
          biraz da şöyle zarar veriyorum
          ama günün sonunda
          baktığım yüz yine kendi yüzüm 
          ağladığım gözler kendimim
          ve güldüğüm şakalar sadece kendi şakalarım
          kendime yetebilen sadece benim
          ve ben onun güzel yüzü bozulmasın diye benim köşelerime yetişmesine asla izin vermiyorum
          çünkü ben yeterince esneksem kimsenin bana yetişmesine gerek yok