azkvra
kendi ilaçlarıma benim sahip olmam kadar saçma bir şey yok
@azkvra
0
Works
0
Reading Lists
4
Followers
kendi ilaçlarıma benim sahip olmam kadar saçma bir şey yok
kendi ilaçlarıma benim sahip olmam kadar saçma bir şey yok
dieyourdaughter
kendime kattığım tüm güzel şeyler
ballanmış senin ağzından akıyor
öptüğüm dudaklarının kenarından bal damlıyor
kalbime bakıyorum
kalbim yerinde
kalbim pompalıyor tüm şekeri bedenimdeki her yere
ve sen önce göğsümden bir ısırık alıyorsun, sonra göbeğimden, kalçamdan, bacaklarımdan...
saçlarımın arasından geçen parmaklarımı teker teker yiyorsun
delik deşik ediyorsun beni
soruyorum sana nedenini
her yerime bakmak istediğini söylüyorsun bana
her yerimden aynı mıymışım?
aynı tatlılıkta mıymışım?
rıza veriyorum sana
her yerimin tadına bakman için
bir süre sonra doğruluyorsun
balıma bulanmışsın
ve diyorsun ki
çok acısın, acılaştın
kafamı eğip aşağı bakıyorum
ve orada bir beden bulamıyorum
ve senin aldığın en son ısırık
benim yastığımdan, yatağımdan ve yorganımdan
üç büyük ısırık
bir de kalbimi bırakmışsın sona
üstü güçlü ısırık izleriyle dolu kalbimi
yok yok yalan deme
sevgi denen o gerçeğe
sevmek acı
gerçek acı
benzer birbirine
ve yaktığın sümbüller, kokusu sarmış her yanı
ellerim kollarım koptu, sümbülleri çalıyor
ellerim kollarındam koptu
ellerim, kollarımdan böyle çalıyor en güzel sümbülleri
kan gibi, zehir gibi, ölüm gibi bir koku yayıyor
hafiften de zevk veriyor
alay ediyor, kandırıyor, tatlı yalanlar söylüyor
bu koku beni boğar, gıdıklar
yabani şarkılar çalıyor sümbüllerden
her kopuşunda tekrar inliyor teller
acı içinde, ağlıyor, besliyor toprağı
ve ben, uzanıyorum toplamak için her bir teli
tamir etmeye, biraz daha çaba
belki de biraz çalmak için
sürdürmek için kendi ilahimi
kendi kutsalımı korumak için
ellerimden tutuyorum kendimi
kendime, kendimden tutunuyorum
kendime, sümbüllerden bağlanıyorum
bu bir tamir çabası.
biraz avutmaya çalışıyorum kendimi, kandırmaya
bir zamanlar kurulan bağa vurulan jiletler,
intihar ve soluş,
çünkü sen yabansın, tenhasın, ıssızsın
en çirkin sümbül sensin
ve en güzel bağ sensin
ellerim ve kollarım arasındakisin
yabanisin bana, benden yabanisin
en güzellerini vaadederken, soluyorsun
bak bu son perde, kokun sarmış her yanı
çünkü sen çirkinsin, yabansın, yabanisin
kendi çığlığım benim, senin ağzından
bu sümbüller korkak, bu sümbüller ağlak,
zırıl zırıl bir yangın, burası benim evim
yanık sümbül kokusu sarmış her yanı
bu toprak zehirli bak, burası benim evim
oniki yaşına dön
iyi tanır beni
ve ben tam oniki'mden vuruldum
kalbimden delindim
kanım buradan aktı
buraya
birkaç baş dönmesi ve bol bol kusmam var
tüm zararlı şeyleri
teker teker yaptım
ama bedenim hep yaşamak istedi
tezat olan benim
ben hep en büyük örneğim
her yaşımı yaşamak için bir yılım var
her yaşımı yaşamak için bir ömür
sayısı arttıkça yılların, yıllar yıllanor
yükü artıyor
her bir kemiğin birer kilo şişmanlıyor
yine de bir yüzüm var, yeni günler için, yeni görenler için
bana genç dediler hep ama
yaşamın sonu olması için
yaşlanmaya gerek yok
benim ablamın en yaşlı yaşı öndörttü
Sen beni her üzdüğünde
Ben ona dönüyorum
Ona dokunuyorum,
bir ev burası
evlendikten sonra kızlık evinde misafir gibi
o benim baba evim
Bir geceliğine eskisi gibi oluyor
Hatta babam beni ertesi gece için de çağırıyor
Duvarlarına dayanıp ağlıyorum
kocama ve evime bakınca tatlı bile geliyor burası
yine de dönüyorum
Beni her üzüldüğümde
bunu huy haline getirdim
yediğim yemek tanıdık
ve burada seviliyorum
yine de burada bir odam yok
doğduğum odayı beraberimde götürdüm
Ben ölünce bağışlamışlar her şeyimi
burası kendi evim değil
tanıdık ama uygun değil bana
terk ettiğim günden beri sığamıyorum buranın içine
yine de çağırıyor beni
orada hala bir odam varmış gibi davranıyor babam
kendi de içten içe kabullenemiyor gidişimi
belki de unutuyor
Yine de ben onun kızıyım
Kolum bacağım ruhum
gözlerim ve saçlarım
Bu ev, babam benim kaynağım
Ben evli bir kadınım
Yine evime dönüyorum
saat akşam sekiz
palu minibüsü bekliyorum
saçlarım ıslak ve midem boş
seni bekliyorum
gelip gelmeyeceğini bilmiyorum
sadece başımı sana yaslamak istiyorum
çünkü bomboş kafam çok ağır
ve başımı yasladığım her yer sensin
gitmek istediğim her yerde
baktığım her yüzdesin
bana bakan herkesin gördüğü sensin
bunlar benim boynumu kıracak
bir halatla veya sadece senin kilonla
eğer senin kilona kalırsa kırılması zor olacak
senin boşluğun kafamınki ile eşdeğer
ve sana baktığım her an
bir gün gideceğimi hatırlardım
biteceğini bilirdik her şeyin ikimiz de
ama güzeldi ve biz bunu yaşadık
tüm günahları birlikte işledik
ve ben gittim, bekle demedim
sen de beklemedin ama kalmadın da
ben seni taşıdım her duyumla gittiğim her yere
gördüğüm her renge senin adını koydum
yaptığım her şakaya da senin gülüşünü ekledim
her şeye senden bir parça koydum
ufaladım parçalarını
anılarını dağıttım
gülüşlerini, kokunu
kirpiklerini teker teker yoldum senin
gözyaşlarından her gün birer yudum aldım
seni sahip olduğum her şeye paylaştırdım
ve günün sonunda, senden hiç kalmadı elimde
ne elimde ne de aklımda
her şey değişti ve her şey bitti
ilk onun adını duydum
onun adını öğrendim
ve sayıkladım
onlarca kez
içimden
dışımdan
ve içimden dışarıya doğru
bazen de dışarıdan içime yerleşti
kalbime
bazen gözümden aktı
bazen ağzımdan kaçtı
yine de hep içimdeydi
beynime işledi
şakalarıma saklandı
hep basitleştirmek istedim
kendimden koparmak istedim
içime girdiği yolu aradım
yol sordum tanımadığım kişilere
bazen o yoldan birlikte geçtiklerimize
ardımızda bıraktığımız ekmek kırıntılarını aradım
yoktu, bir yolu yoktu, senin açtığın yolu keşfedemedim
senin açtığın yolu kapatamadım
önüne bir barikat çekemedim
ve senin sayıkladıklarına baktım
senin yol arkadaşlarını aldım yanıma
yolunu yordamını bilmek uğruna
çok yanlış kararlar verdim
hepsi seni içimden çıkarabilmek içindi
kendimi senden kurtarmak istedim
boğazımdan aşağı parmaklarımı sokup
seni midemden kusabilmek istedim
kanka allah çarpsın yüzünün her bir köşesi
rüya gibi
bir hayali gerdirmek gibi
tüylerim diken diken
ben çok kolay kandırılan bir kızım
iki güzel söze
hem ruhumu hem duygularımı hem bedenimi
ortaya koyuyorum
sonra da ben uyumluyum diyorum
her şeyin tadına bakabilmek uğruna
kendimi zehirliyorum
oysa gerdirilen benim
yüzümün her köşesinden zincirlerle
her bir köşeye uyduruyorum kendimi
herhangi bir mimik yapamıyorum
beni gören herkes kendinden sanıyor
ve ben onlara ben uyumluyum diyorum
beni sevmeyenlere de şeytan diyorum
benimle bile anlaşamayan birisi
köşeleri benim yetişemeyeceğim kadar uzakta olan birisi
yemin ederim yüzüne bakınca var ya
onun yüzünü giymek istiyorum
kirpikleri dudakları gözleri
o kadar güzel ki
allahın varlığına inandırıyor beni
ve beni istemesi beni heyecanlandırıyor
ne kadar iğrenç ve imkansız olduğunu unutup
bir adım atıyorum
ne olacak ki kafasıyla
kendime biraz da böyle zarar veriyorum
biraz da şöyle zarar veriyorum
ama günün sonunda
baktığım yüz yine kendi yüzüm
ağladığım gözler kendimim
ve güldüğüm şakalar sadece kendi şakalarım
kendime yetebilen sadece benim
ve ben onun güzel yüzü bozulmasın diye benim köşelerime yetişmesine asla izin vermiyorum
çünkü ben yeterince esneksem kimsenin bana yetişmesine gerek yok
Both you and this user will be prevented from:
Note:
You will still be able to view each other's stories.
Select Reason:
Duration: 2 days
Reason: