ümit dediğin hep bir gece sigara dumanının altında bitmiyormuş kaptan. bazen sabahın dokuzunda, otobüste zar zor bulup oturduğun cam kenarında açtığın sait faik abasıyanık, havada bulut sayfa otuz yedi de, 'o gelmemiştir, onu beklemek ne zor, ' diyor. yine otobüs şoförü birden bire önüne çıkan birine küfür ediyor, amcalar siyaset yüzünden sabah sabah kafa ütülüyorlar ve bunların hepsini duyuyorsun çünkü kulaklığının bir tanesi bozuk, diğerinde de ahmet aslan, 'vuruldum, düştüm yere gidemedim uzağa, ' diyor. o gelmemiştir, onu beklemek ne zor. zar zor altını çiziyorsun gri bir kalemle. sonra bi' dışarı bakıyorsun, bi' önüne, bi' yanına. her şey, herkes her zamanki gibi. ahmet aslan devam ediyor türküsüne. bir de bakıyorsun ki içinde zerre ümit kalmamış. az biraz şaşırıyorsun çünkü ümidin bitince öleceğini sanırdın. ölmüyormuşsun kaptan. asuman haklıymış, yıllar sonra anlıyormuşsun. her ümit tükeniyormuş er ya da geç. saat ona geliyor, ahmet aslan başa sarıyor, tükendiğini anladığın ümidi siktir edip devam ediyorsun okumaya.