birikimliksigara

ve ben o gece, bir daha seni asla sevmeyecek olmama ağladım. 

birikimliksigara

ümit dediğin hep bir gece sigara dumanının altında bitmiyormuş kaptan. bazen sabahın dokuzunda, otobüste zar zor bulup oturduğun cam kenarında açtığın sait faik abasıyanık, havada bulut sayfa otuz yedi de, 'o gelmemiştir, onu beklemek ne zor, ' diyor. yine otobüs şoförü birden bire önüne çıkan birine küfür ediyor, amcalar siyaset yüzünden sabah sabah kafa ütülüyorlar ve bunların hepsini duyuyorsun çünkü kulaklığının bir tanesi bozuk, diğerinde de ahmet aslan, 'vuruldum, düştüm yere gidemedim uzağa, ' diyor. o gelmemiştir, onu beklemek ne zor. zar zor altını çiziyorsun gri bir kalemle. sonra bi' dışarı bakıyorsun, bi' önüne, bi' yanına. her şey, herkes her zamanki gibi. ahmet aslan devam ediyor türküsüne. bir de bakıyorsun ki içinde zerre ümit kalmamış. az biraz şaşırıyorsun çünkü ümidin bitince öleceğini sanırdın. ölmüyormuşsun kaptan. asuman haklıymış, yıllar sonra anlıyormuşsun. her ümit tükeniyormuş er ya da geç. saat ona geliyor, ahmet aslan başa sarıyor, tükendiğini anladığın ümidi siktir edip devam ediyorsun okumaya. 

birikimliksigara

bilmiyorlar abi bilmiyorlar. ölümün ayıramadığı yaşamların arasına yılların girmesi ne demek bilmiyor bunlar. asuman'a sorsak öldürmedi ayrılık der. nasıl öldürmedi amına koyayım. git bak o günlüklere dedim asuman'a. bir daha oku onları. bir yerde üstünü çizmişsin bir şeylerin. o çizdiklerin yalnız cümleler değildi. bak o çizdiklerinin altında neler yazdığını bi' sen bi' Allah biliyor. hatırla o yazdıklarını. hatırla yazarken hissettiklerini. şimdi bir daha söyle. ölmedin mi. gözlerime bakmadan ve kendini yakmadan cevap ver asuman. ayrılık seni hiç öldürmedi mi. 
Balas

birikimliksigara

ismail abi, asuman bir zamanlar günlüğüne şöyle bir şey yazmış; 'ama ben veda edeceğim yere günler önceden hüzünle bakmaya başlıyorum. sen benden bunu bile esirgedin. bilseydim bir veda olacağını, evimize hüzünle bakardım. ama öyle keskin bir vedayla bıraktın ki bizi, ben bunu bile yapamadım.' sonra eklemiş asuman, 'keşke en azından günler önce bilseydim kovulacağımı. birkaç tane dudağının değdiği sigara küllerini sıkıştırırdım cebime ya da en azından hüzünle bakıp son bir kez dolaşırdım evin içinde.' ismail abi, bakma öyle sende biliyorsun asuman biraz salaktı, biraz patavatsız biraz da aşık. ondandır ki her cümlesinde bir sitem, bir beddua saklıydı. ismail abi, asuman için ölmüş diyorlar. günlüklerini yakamamış ama kendisini yakmış diyorlar. bu kadar kolay mı deme abi, yakmak dediğin nedir ki. bir çakmak, bir kibrit. bakma abi öyle, haklısın. asumana ne çakmak ne kibrit. bir çift ela göz yetmiş diyorlar. 
Balas

birikimliksigara

kalbimin fay hattı kırıldı. bundan sonra aynı sokakta yürümeyelim. benim seni koruyabileceğim her sığınak bir bir yıkıldı. kendine bir ev bul ve uslu bir çocuk ol. taş attığın o camlara, gün gelir kış olur, üşüyorum diye ağlarsın. 

birikimliksigara

gecenin dördüne yemin olsun, bir daha korkak hiçbir kalbi sevda diye taşımayacağım göğsümde. 
Balas

birikimliksigara

sen sana kaç kez inandığımı bilmiyorsun. kaç kez hayal kırıklığına uğrattığını da. sen seni kaç kez affettiğimi bilmiyorsun. kaç kez beni yerle bir ettiğini de. sen bana kaç kez söz verdiğini bilmiyorsun. kaç kez sözünü harcadığını da. sen kaç kez yalnız bıraktığını bilmiyorsun. kaç kez nefessiz kaldığımı da. sen benim kaç kez kendimle savaş verdiğimi bilmiyorsun. kaç kez sevdiğime pişman ettiğini de. sen hiç bir şey bilmiyorsun. 

birikimliksigara

gideni, bazen uğurlamak gerekirdi acı bir tebessümle. kavuşması olmayan ayrılıkları sindirmek, hoşçakalları yutmak gerekirdi boğazda bir düğümle. geçmek gerekirdi bazı diyarları. sonlara son demek, silemesen de yırtıp kenara koymak sayfaları.