Tabiki bir daha hiçbir kitabını okumadım etrafımdaki insanlarada okutmadım. Ki bence kendi yazdığı karakter bile böyle davranırdı. Geçen sene Tüyap’a gittiğimde ise en sevdiğim ve sosyal medya üzerinden yazdıklarıma cevap veren, yorumlarıma dikkat eden üzerine ismimi hatırlayan bir yazarın imza sırasındayım. Diğer iki arkadaşı ile birlikte kendi imza yerlerine geçtiler. Ancak artık yayınevlerinde yazar denilebilecek kişi sayısı fazlasıyla az kalmıştı. O şaşalı dönemi bitmişti. Ve üstüne bu üç yazar yayınevinin kolonu sayılabilecek ve atakta tutabilecek kadar güçlü yazarlar değillerdi. Popülerlikleri diğer yazarlarla aynı yayınevinde oldukları için duyuluyordu. Üçüde tatlış tatlış yerlerine oturduktan sonra yemin ederim en fazla iki saat kitap imzalamışlardır. Sırada bir kuyruk bile oluşmuyordu. Eğer o kadın, on üç yaşımdaki halime acıdıysa; on üç yaşımdaki halim bu yazarın o halini görseydi önce kendisine böyle bir insanı büyüttüğü için acır, sonra ise o yazarın suratına bakmazdı.