eyllsn

yeni masamız 🤌🏻

saralavin

Kiralık kalbini şeytana mı sattın?
          Aptaldın.
          Izdırabın alevleri yakarken gövdeni, 
          bu ağılı cehennemi hak etmedin mi sandım?
          Yanıldın.
          Yaktığın nefretin değil
          bağrına bastığın 
          —cennetindi.
          Çıkarların uğruna sattığın Tanrıya
          ihanetin bedeli yanmak değil, yakmak olacak cennetin eşsiz kıyılarında alev almaya müsait bir fidan gibi—en sevdiğini
          Şimdi söyle bana;
          günahlarını sırtlanan şeytan mı daha cani,
          Sen mi?
          
          —ÖLÜMCÜL KUSUR

saralavin

Her diken teni yırtmaz; 
          bazı güller kokusunu bırakır kanına. 
          Sen çiçek açacağım sanırsın; 
          yanılırsın.
          
          Zehri, gecenin koynunda ağır ağır 
          uyanır; kökleri bedenine, 
          gölgesi ruhuna uzanır. 
          
          Ay, karanlığın içinde kendi 
          yüzünü unutur; yapraklar sessizce 
          dökülür, gece damarlarında 
          siyaha çalan  bir şarkı büyütür.
          
          Sen sustukça gece derinleşir, 
          gece derinleştikçe içindeki 
          bütün çiçekler kendi mezarına eğilir. 
          
          Karanlık, adını bilmediğin bir 
          yerden sızar içine; önce sesini, 
          sonra rengini alır. Geriye yalnızca 
          gecenin dilinde unutulmuş bir kalp ve sabaha varamayan karanlık sessizliği kalır.
          
          MORFİN ETKİSİ —HER DİKEN TENİ YIRTMAZ; BAZI GÜLLER KOKUSUNU BIRAKIR KANINA

saralavin

Tik, tak, tik, tak...
          Gece kuyruğunu kaldırıyor,
          ay ışığı altında saklıyor iğnesini.
          
          Tik, tak, tik..
          İçeride bir şey
          uykudan değil,
          zehirden uyanıyor.
          
          Tik, tak..
          Söyle;
          bir akrebin zehri
          kaç gece dolaşır
          bir kalbin içinde
          ölmeden önce?
          
          MORFİN ETKİSİ —AKREBİN ZEHİRİ, KAÇ GECE DOLAŞIR BİR KALBİN İÇİNDE ÖLMEDEN ÖNCE?
          

saralavin

Bir iplik vermiştim ellerine.
          Bir canavarın.
          Sızının hiç dinmeyeceğini bile bile,
          Yaralarımı kapatsın diye.
          İpliğin ucundaki iğne
          çoktan batmıştı kalbime.
          Ben çektikçe biraz daha derine,
          kanıyordu.
          Biraz daha içime.
          Acıyordu.
          Ama ipliğin ucu
          hâlâ onun ellerine değiyordu.
          
          MORFİN ETKİSİ —İPLİĞİN UCUNDAKİ İĞNE, GÖĞÜS KAFESİMİN EN DERİNİNDE

saralavin

Kötü canavarlar çirkin olurlardı. Suratlarına baktığında korkardın. Dişlerinden, pençelerinden, gözlerindeki vahşetten anlardın ne olduklarını. Masallarda canavarların işi kolaydı. Çirkin doğar, çirkin görünür, çirkin yaşarlardı. Kimse onları sevmezdi.
          
          Benim canavarımın ise yeşil gözleri vardı. Kumral saçları. Güzel bir yüzü. Öyle güzel bir yüzü vardı ki ona biraz fazla bakarsan neden korkman gerektiğini unuturdun. Ben unutmuştum.
          
          Kalbi kadar çirkin değildi yüzü.
          Keşke olsaydı.
          
          MORFİN ETKİSİ - GÜZEL YÜZLÜ, KATRAN KALPLİ CANAVAR

benviiaa

Bana ulaşman lazım acil 

benviiaa

Bilmiyorum önemli bi konuydu aslında 
Rispondi

benviiaa

Tt ya da x kullanmıyorum ya 
Rispondi