Bir noktadan sonra Ahsa'yı yazmadığımı fark ettim. Kendimi yazıyordum. Ahsa'nın ağzından konuşuyordum belki ama kelimeler bana aitti.
Onun hataları bana aitti. Onun korkuları bana aitti. Onun kendine kızması bana aitti. Çünkü karakteri yaratmak için çaba sarf etmedim.
Saklayamadığım parçalarımı bir karaktere emanet ettim. Ahsa'nın en büyük problemi Karan değildi. Meriç değildi. Kenan değildi.
Ahsa'nın en büyük problemi kendisiydi.
Tıpkı benim gibi. Düşünmeden hareket etmek.
Sonra dönüp o kararın altında ezilmek. Bir daha yapmayacağım demek. Sonra aynı hatayı tekrar yapmak. Kendine kızmak. Kendinden utanmak.
Kendini affedememek. Sanki herkes hata yapabilirken sen yapamazmışsın gibi. Sanki herkes yanlış karar verebilirken sen veremezmişsin gibi. Hep hatalı olmak. Ya da öyle olduğunu düşünmek. Belki de bu yüzden Ahsa'yı bu kadar iyi anlıyorum. Çünkü çoğu geceler onu yazmıyorum. Onun arkasına saklanıp kendimi anlatıyorum.