Lybria'da savaş durup yeniden başlamış ve on üç yıl sürmüştü. Şimdi, 1805'te sözde bir barış olmuştu ama huzursuz bir barış. Lybria kralları, örgütün yaptığı tüm Lybria'ya dalga dalga yayılan, mutlak olduğu herkes tarafından hemfikir olan Tilsch hükümdarlığını deviren devrime karşı hemen silaha sarıldıkları halde, Gece Nöbetçileri Birliğinin ve Komutan Chaeyoung'un askeri dehasının karşısında pek bir şey yapamıyorlardı.Örgütle dolayısıyla Ellie'yle savaş halinde olan bir tek Ellindor kalmıştı; o da bunu denizlerdeki üstünlüğüne borçluydu. Bütün diğer devletler gibi, bir zamanların güçlü Albareth İmparatorluğu da, müttefiki Cordoba da savaştan çekilmişlerdi. Yalnız örgüt ağını giderek genişletiyordu, Oceania'yı da etkisi altına aldığına dair haberler bütün Lybria'ya yayılmıştı bile. Bunun üzerine, Lybria devletleri, kendi topraklarını kaybetmekten korkarak yeniden savaşa katılmayı düşünmeye başlamışlardı.
''Eh, Lord, Lousiennette de, Cordoba da artık Gece Nöbetçileri'nin malikânelerinden başka bir şey değil. Bu işlerde örgütün de parmağı var elbette, en çok da o komutan olacak kadının. Bir kadının komutan olması bu devirde görülmüş iş değil. Gerçi o ''kadın'' kadından çok bir erkek ama... Saçlarını kısacık kestirip asker gibi giyinen birine nasıl kadın diyebiliyorsunuz? Cidden aklım almıyor.
Hah, ne diyordum Lord?.. Bu Gece Nöbetçileri biraz fazla serbestce davranmıyorlar mı? Önce bütün Tilsch'i mahvettiler, başkenti ateşe verdiler, oranın insanlarını tutsak alıp köle pazarlarında sattılar, şimdi de Ellindor'dan Batı Denizi'ne açılan ticaret gemilerini yağmaladıklarını duydum, gemileri yağmalamışlar, sonra da ateşe vermişler. Tanrı aşkına bana bu kafirlerin, evet kafir diyorum, yaptığı şeylerin doğru olduğunu söylemeyin! Eğer bu pisliklerin 'davalarında' haklı olduğunu söylersiniz gözüm görmesin sizi. Dostluğumuza son veririm. Sizin dediğiniz gibi, sadık kölem olmaktan çıkarsınız artık. Ne o?... Bakıyorum da korktunuz. Yo yo, aldırmayın. Gelin şöyle oturun bakayım da anlatın.''
1805'te, bir Temmuz akşamı, Kraliçe Jessica Jung'un nedimesi, sırdaşı Sun Young, devlet kademesinde oldukça etkin ve saygın devlet adamlarından biri olan Lord Siwon Choi'yi bu sözlerle karşılıyordu. Toplantısına ilk o katılmıştı.
Lord bu şekilde karşılanmaktan hiç de şaşırmışa benzemiyordu. İçten içe küstah bir tavırla gidip Sun Young'un elini öptü, sonra gidip divana kuruldu:
— Önce siz bana söyleyin, dostunuzu merakta koymayın... dedi. Nasılsınız?
Bunu kibar bir tavırla, karşısındakine yakınlık duyar gibi bir şekilde sormuştu ama hiç de içten bir ilgi duymadığı, o kadar da değil, içinden alay ettiği yine de belli ediyordu.
Sun Young günlerden beri öksürüyordu. Nezleydi ama soranlara, ''Grip oldum!'' diyordu. Çünkü ''grip'' henüz az kişinin kullandığı yeni bir kelimeydi.
— İnsanın içi rahat olmayınca nasıl iyi olur! dedi. Şu sırada duygulu bir kimse nasıl rahat edebilir? Bu akşam hepiniz bendensiniz sanırım,ha?
Lord,
— Tiuve elçisinin toplantısını ne yapalım? diye sordu. Kızım gelip beni buradan alacak, birlikte oraya gideceğiz.
— O toplantı iptal oldu biliyordum ben. Yemin ederim bütün bu eğlenceler, şenlikler çok can sıkmaya başladı.
— Bilselerdi sizin hatırınız için iptal ederlerdi!..
Lord Siwon, eski bir rolün provasını yapan bir aktör gibi, oldukça küstah bir tavırla konuşuyordu. Sun Young ise, tersine, kırkına yaklaşmış bir kadınken, yine de çok canlıydı, çok coşkun bir durumu vardı. Doğrusu aranırsa, toplum hayatındaki üstün durumu da hiç tavsamayan coşkunluğuna bağlıydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hell in Heaven [ MULTIFIC]
Fiksi Penggemar《Söylentiye göre, çok uzun değil yakın bir zaman önce bir örgüt kurulmuş. Evladım, bu örgüt öyle çok korku yaymaya başlamış ki insanlar kaçmak yerine onlardan korunmak için onların kölesi olmayı tercih etmişler. Elleri kanlı bu örgüt, bir büyüye sah...
![Hell in Heaven [ MULTIFIC]](https://img.wattpad.com/cover/253717490-64-k972000.jpg)