BÖLÜM 2 : Ziyaretçiler ~

111 5 0
                                    

       "Alya! İyi misin? Senin için çok endişelendim! Melis haber verince olabildiğince hızlı geldim."
Esmer çocuk daha kapıdan içeri girer girmez telaşlı bir şekilde konuşurken , sadece onu izliyordum.

Yeşil mavi karışımı güzel gözleri vardı ve bu esmer teniyle tezatlık oluşturuyordu.
Çocuğa 'sen de kimsin?' Bakışı atıyordum fakat çocuk bakışlarıma aldırmıyordu bile. Çocuğa dik dik bakmayı sürdürüyorken Ecrin'in boğuk sesini duydum.

"Ne işin var burada?" Diye tehditkar biçimde fısıldadı. Çocuğa döndüğümde vücudunun kaskatı kesildiğini gördüm. Yumruklarını sıkmış ve tırnaklarını etine gömmüştü. Fazlasıyla gergindi. Sesinin tehditkar şekline de bakılacak olursa, çocukla birbirlerinden pek hoşlanmadıkları açıktı.

Odadaki gergin hava başımı ağrıtmaya yetmişti. Sessizce küfür mırıldandım. Baş ağrım, odadaki gergin hava gibi hızla artmaya devam ederken Melis öksürerek dikkatleri üstüne çekti.

"Yiğit'i ben çağırdım. Alya'nın hafıza kaybını daha hızlı ve daha kolay atlatmasına yardımcı olabilir diye düşündüm." Ecrin'in delici bakışları bu sefer esmer kıza döndü. Arda esmer kızın kolunu hafifçe vurdu ve susması gerektiğini anlatmaya çalışan bakışlar attı. Adının Yiğit olduğunu öğrendiğim çocuk bir an bile Ecrin'e dik dik bakmayı kesmiyordu.

Sonra sanki aklına yeni dank etmiş gibi Melis'e döndü. Gözleri dehşetle büyüdü ve "Dedikodular doğru mu? Hafıza kaybı-" bana döndü ve cümlesini tamamladı. "Alya hiç bir şey hatırlamıyor mu?" Evet seni gerizekalı. Hiç bir şey hatırlamıyorum. Oldu mu? Ne kadar savunmasız ve bilinçsiz olduğumu bir de sen hatırlat! Hiç bir şey hatırlamamak korkunç! Hafıza kaybım olmasaydı belki de Ecrin'le adının Yiğit olduğunu öğrendiğim çocuk arasındakileri bilecektim. Belki neden o kadar çok içtiğimi hatırlayacaktım. Ailemi hatırlayacaktım.

Ah tanrım! Gözlerimi yumdum. Bunu Ecrin'e soracaktım. Unutmuşum! Ağzımı aralayıp soru yağmuruna başlayacakken yeniden kapı açıldı. Ahh! Yine mi?

İçeri giren hemşireyle rahatladığımı  hissettim. En azından ikinci Yiğit vakası yaşanmayacaktı.

Hemşire kapıdan girer  girmez, kaşları çatıldı.
"En fazla iki kişi kalabilir" dedi ve eliyle kapıyı işaret etti. Ecrin'in gitmesini istemiyordum. Ona sormam gerekenler vardı. Nedense ona esmer kızdan daha yakın hissediyordum. Ecrin ise beklediğim gibi gitmeye niyeti olmadığını açıkça ifade etti .

Ecrin'in koltuğa kurulduğunu gören Yiğit ağzını açtı tam bir şeyler söyleyecekti ki Ecrin'in ona gönderdiği bakışlarla söyleyeceği kelimeleri geri yuttu. Burada bir şeyler dödüğünden adım gibi emindim. Ecrinle başbaşa kaldığımızda ilk işim onu sorulara boğmaktı. Sormak zorundaydım, ya onu soru yağmuruna tutardım ya da kendi kendime bu yağmurdan kurtulmaya çalışırdım. Ki bu pek mümkün gibi durmuyor .

Yigit'in yeşil mavi karışımı gözlerinden ateş püskürttüğünü izlemek bana o kadar uzun gelmişti ki artık kendimi tutamadan "Burada neler oluyor?" Deyiverdim.  Bu soruma karşılık gözler bir an benim üstüme kaydı.                          
Arda'nın "Hey! Nerede olduğunuzu unutmayın. Şuan havaya gerilim yağdırıyorsunuz ve bu Alya için hiç iyi değil." diye imalı bir şekilde konuşmasının ardından Yiğit  bir hışımla odadan çıktı. Arkasından da esmer kız. Esmerin ona bakışları ona aşık olduğunu apaçık belli ediyordu. Ama sanki Yiğit'in pek umrunda gibi durmuyordu.

Sarı çocuğun "Kendini nasıl hissediyorsun?'' diye sormasının ardından düşüncelerimden kurtulup dikkatimi Ecrin ve Arda'ya verdim. Ecrin'in gözlerinde hala o siniri görüyordum. Onların bu kadar gerilmesini sağlayan ne olmuş olabilirdi?

En sonunda Ecrin de benden bir cevap bekliyormuş gibi görününce ikiside gözlerimin içine sanki az önce hiçbir şey olmamış gibi baktıkları zaman onlara bir cevap vermeye hazırlandım.
"Önce siz bana her şeyi anlatmaya ne dersiniz? Mesela burada ne bok döndüğünden başlayabilirsiniz ." Aynı anda birbirlerine dehşet bir şekilde bakmaları ve ardından kahkaha atmaları hem canımı sıkmıştı hem de meraklandırmıştı.

Onlara resmen ağzım açık bir şekilde bakakaldim .Ortada bu kadar gülünecek bir şey göremiyordum. Gülmeyi kesmeleri için sesli ve imalı bir şekilde öksürdüm ve mesajımın yerine gittiğinden gülmelerini kestikleri zaman emin oldum .

"O kadar komik olan ne acaba?" Sesimin sinirli çıkmasına mani olamamıştım. Ecrin "Hiç değişmeyeceksin değil mi alya ?" Dedi neşeli bir sesle . Sanki az önce olan herşeyi unutmuştu.
Yüzümü neyi anlatmaya çalıştığı hakkında bir fikrimin olmadığını göstermeye çalışarak buruşturdum ve "Nasıl yani?" Deyiverdim.

Bu sefer sözü Arda aldı .Ardından yüzüne hafif bir tebessüm kondurdu ve "Eskiden de işine  gelmediğinde sorularımızı cevaplamazdın Ve genellikle sorularımıza soruyla karşılık verirdin .Demek ki bazı şeyler hiç unutulmuyor . Her ne kadar ..." dedi ve duraksadı. Yüzündeki gülümsemenin yerini sahte bir tebessüm aldı."...Hafızanı kaybetmiş olsanda."

Bu hafızamı kaybetmem çok canımı sıkmaya başlamıştı . O boşluğu doldurmam gerektiğini biliyordum. Yoksa o boşlukta boğulcakmışım ,nefes alamayacakmışım gibi hissediyordum.

"Her neyse..." dedi Ecrin "...Diğer sorunların üstesinden nasıl geldiysek şimdi de geleceğiz ve hafızanı geri kazanmanı sağlayacağız. Sen bunu şimdilik kafana takma ve biraz dinlemene bak. Ağrın var mı? Hemşireyi çağırıp bir tane daha ağrı kesici vermesini isteyim mi?"

Aslında bu ağrı kelimesini kullanmadan bir saniye öncesine kadar pek ağrı hissetmiyordum . Büyük ihtimalle hafızamdaki o kocaman boşluğu doldurmaya çalışmakla ağrıları arka plana atmıştım. Ta ki şuana kadar. Ah! Ama daha fazla ağrı kesici istemiyordum.  Kendimi o ağrı kesicilerle sanki bir bulutun üstünde uçuyormuş gibi hissediyordum .Biraz fazla mayıştırıyorlardi ve aynı zamanda cok da uykumu getiriyorlardi. Zaten yeteri kadar uykum vardı fakat uyumaktan sıkılmıştım.

"Evet,biraz var. Fakat ağrıya dayanamaz hala gelene kadar beklemek istiyorum. Daha fazla ağrı kesiciye şuanlık ihtiyacım olduğunu düşünmüyorum." Dedim ve onların artık konuyu değiştirmelerine izin vermeden "Artık neler olduğundan bahsedecek misiniz?" Diye sordum.

Arda gözlerini kısarak "Mavişim o kadar kolay bir ameliyat geçirmedin ve daha yeni uyandın .Üstüneüstlük olanlardan bahsetmek için biraz erken diye düşünüyorum." Dedi. Bunun üzerine Ecrin de Arda'ya katıldığını belirtmek için hafifçe başını salladı. Fakat ne olduysa öğrenmeye kararlıydım . En azından küçük bir kısmını...

"Peki şimdilik tek bir soru sorsam?" Birbirleriyle bakıştılar ve Arda bana dönüp "Sadece tek bir soru. Sonra dinleneceksin güzelim." dedi. Bedenimin birden canlandığını hissettim . Az da olsa beynimdeki bu boşluğu doldurmak bana iyi gelecekti .

Ama kafamda o kadar çok soru vardi ki . Hangisinden başlayacağımı bilmiyordum . Sadece tek bir soru hakkım vardı ve benim için en önemli olanını sormam gerekiyordu . Ama hangisi en önemlisiydi?

Biraz düşündükten sonra kararımı verdim ve derin bir nefes alıp sorumu sormaya hazırlandım "O benim kaza yaptığım gece..."dedim ve duraksayarak"...ne olmuştu da o kadar içmiştim?"

Aslında bu sorumun cevabını pek duymak istemiyordum . Içimde kötü bir his vardi . Ama bunu eninde sonunda öğrenecektim ve bunun şimdi olmasını istiyordum.

Ecrin ve Arda sanki daha klasik sorular bekliyorlarmış gibi bir an şaşırdılar ama sonra Ecrin sakince bana yaklaştı ve parmaklarıyla saçımı okşadı Bu o kadar tanıdık bir hareketti ki, gerginliğim yok olarak yerini içimdeki buz gibi korkuyu eriten müthiş bir sıcaklığa bıraktı.

Arda arkadan "Alya bunu şimdi duymak istediğinden emin misin?" Dedi tereddütlü bir şekilde . Ilk başta bunu isteyip istemediğimi kendime sordum cevabımdan emin olduğum zaman yavasça ve daha sonra hızlanarak kafamı salladım.

İşte şimdi bomba haber geliyordu..

EKSİKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin