34.bölüm

425 55 4
                                        


Ne güzel söylemiş Mevlâna..
“Her şey vaktini bekler. Ne gül vaktinden önce açar, ne de güneş vaktinden erken doğar. Bekle, senin olan sana gelecektir

Candan devam

Her yerde  ben hafasayı seviyorum diye bağırmak  istiyordum
Uzun zamandır  hiç bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum
Hafsaya duygularımı  itiraf ettigim an üstümden tonla yük  kalmıştı beni masada bırakıp öylece   gitmişti  bu kadar kolay olmamalıydı sakladığı   bir şeyler vardı
gözleri bana öyle  bakarken sözlerine  inanmamı bekliyordu hemen arkasından  çıktım 
Cadde de bir yerde oldugumuz için  şükretmiştim arabalar  hafsayı  yavaşlamıştı  çok ilerleyemeden  hafsaya yetistim hafsa desemde durmuyordu kolundan tutmak  zorunda kaldım  biliyorum o böyle şeylere çok dikkat ediyor ama bir an refles olarak oldu sonrası malum işte  sinirle dökülmüştü  ağzından teker teker  bir taraftan ağlıyor  bir taraftan hesap soruyordu o an  sadece  çekip sarılmak  istedim bir kerede olsa sımsıkı  bencilce davranıp sarılamazdım
Bana seni seviyorum  demese bile  kızgınlığı  öfkesi sözleri  ayan beyan belli ediyordu hafsaya söylemeden önce olurda olumsuz bir  yanıt  alırsam diye düşünmüştüm ama ne farkederki ben hafsayı  seviyordum ve  nefes aldıkcada sevecektim o bana gelene kadar beklerdim  ama böylesi  bambaşkaymış

Bana kafa tutması  o kadar hoşuma  gidiyordu ki  bilerek sinir ediyordum hala gülüyorum gül  teyzenin yanında her şeyi söylerim  diye tehtit  ettigimde ben bekliyorumki  zıtlaşır inat eder gelmez falan bir taraftanda nasıl  korkuyorum  ama
5 dakikaya hazır  bir şekilde  yavaş adımlarla yanıma  gelen kızı  görünce  gülmemek için  zor tutmuştum  kendimi
Her şeyi  hallettikten sonra onu evine bırakıp  kendi evime dohru yola çıktım eve o kadar hızlı  gelmiştim ki normalde hafsagilden dönüşte  bu  yollar  bitmek bilmezdi 
İşin gücün  yoksa  bide beni evde bekleyen  bir adet merte anlat  olanları olsun bee sabaha kadar  konuşsada dayanabilirdim bu enerjiyle  hakkını  yiyemem bana çok  fazla destegi olmuştu  normal yaşantısında  her şeyi dağlaya  alan biriydi fakat konu böyle  şeyler olunca o mantıksız  adam gidiyor mantıklı ciddi adam geliyordu peki bizimkilerin arasından sadece onun benim duygularımı  farketmesi fena bu çocuk 
Sessizce  kapıyı  açtım  mertten ses yoktu uyumuş olması umuduyla sesizce odama dogru ilerledim

- aşkım  ne o uyumaya mı

Aşkımı  sana yedirirdim normalde  ama iyi günümdeyim 

- sen uyumadın mı ya

- uyumadım canım  uyumadım hadi üstüne  değiştir  gel  salona

- of tamam

-ne dedin

- geliyorum mertcim geliyorum

- hı o zaman sen gelene kadar bende kahve yapayım

Odama girip hemen duş aldım  bugünün  yorgunluğu  anca bir duşla uykuyla atılırdı  ama uyuyabilecekmiyim onu bilmiyordum  işte 

Buz gibi havadan  sonra İyi gelmişti  duş ne vardı  tatlı  tatlı konuşsaydın  cafede kaçıyorsun  benden  inatçı  keçi ne olacak  üstüme  rahat bir şeyler  geçirip  telefona baka baka salona,dogru yürüdüm 
Hafsadan hiç bir mesaj yoktu neyse kızı  ilk günden   boğmayayım ilk mesajlarımızı görünce  gülümsedim

- ne o lan neye sırıtıyon pişmiş kelle gibi söylede bizde gülelim
 
Bir dakika mert degil ki bu

Telefonunu  kaldırdığımda  keşke kaldırmasaydım bunların ne işi  var ulan mert  ulan mert 

YazgıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin