Yayları insanın derisine batıp duran bu koltukta yanımda serseri tipli çocukla oturuyordum. Sarı dişli adamsa televizyonun karşısındaki tekli koltuğa oturmuş spor programlarından birini izliyordu. Birazdan bu evin onun olduğunu düşündüğüm ve az önce bize kapıyı açan yaşlı teyze bulunduğumuz odaya gelip yere sofra açtı ve tekrar odadan çıkıp gitti. Sanırım mutfağa gitti. Bulunduğumuz oda da oturduğum ikili koltuk, sarı dişlinin oturduğu tekli koltuk, bir televizyon ve odanın ortasındaki sehpadan başka doğru dürüst bir eşya yoktu. Duvarda asılı siyah beyaz bir fotoğraf vardı. Fotoğrafta bir askerle bir de genç kız vardı. Eski zamanda çekilmiş belli. Belki de o genç kız şimdi içeriye elinde tencereyle giren bu yaşlı teyzeydi. Yaşlı teyzenin içeri girmesiyle güzel bir mercimek çorbası kokusuda odayı sardı. Sarı dişli adam televizyonun sesini daha da açmıştı, serseri tipli çocukta pür dikkat televizyona bakıyordu. Yaşlı teyze sofradaki diğer eksikleride getirdikten sonra sarı dişli adama döndü ve elini önünde birleştirdi.
-Yemek hazır.
Konuşurken sarı dişlinin suratına değilde yere bakıyordu. Ondan korkuyor muydu, çekiniyor muydu? Sarı dişli ne yapıpta bu yaşlı teyzeyide korkuttu ki acaba ya da yaşlı teyze bunların eline nasıl düştü? Sarı dişli oturduğu koltuktan kalkıp sofraya doğru geldi.
-Bu sefer ne yaptın bakalım Hacer Ana?
Sarı dişlinin ardından serseri tipli çocukta sofraya oturdu ve önlerindeki çorbayı içmeye başladılar. Az önce Hacer Ana dedikleri yaşlı kadın ise tekrar odadan çıkmak üzereyken "Hacer Ana!" diye ona seslendim. Sakin bir şekilde dönüp suratıma baktı. Bana bakan sadece o değildi sofradaki iki adam da bana bakıyordu. Onların bakışına aldırmadan devam ettim.
-Tuvalet nerede acaba?
Düz bir ses tonuyla cevap verdi az önce sarı dişliye seslenirkenki mahcubiyet, çekingenlik bu sefer ses tonunda hiç yoktu.
-Gel benimle.
Ayağa kalkıp onu takip etmeye başladım ikimizde odadan çıkıp mutfağın yanındaki koridordan geçip koridorun sonundaki tuvaletin önüne geldik. Ev çok küçüktü oturduğumuz odayla tuvalet birbirine çok yakın. Burada söyleyeceğim bir sey içeriden duyulabilirdi. Yaşlı kadının elini tutup konuşmaya başladım.
-Hacer Ana bana yardım et lütfen, beni buraya zorla...
Daha lafımın bitmesini beklemeden eliyle tuvaleti gösterip "Gir." dedi. Neden bana böyle davranıyordu ki? Gördüm işte az önce o da içerdekilerden çekiniyordu, onları isteyerek evine buyur etmemişti. Tekrar bir ümitle gözlerinin içine bakıp "Hacer Ana." dedim. Tekrar aynı ses tonuyla "Gir." diye karşılık verdi. Kendimi tutamayark cevap verdim.
-Girmeyeceğim. Vazgeçtim.
Daha ben ne olduğunu anlayamadan beni saçımdan tutup içeri götürdü ve içeriye doğru kafamdan itikledi. Dengemi kaybedip o hızla yere düştüm sofranın hemen yanına. Başımı kaldırıp Hacer Ana'ya baktığımda ifadesiz bir surat ifadesiyle bana bakıyordu. Sarı dişli adam kahkaha atarak "N'aptı kız sana Hacer Ana?" diye sordu. Hacer Ana tek kelime etmeden yemeklerini bitirmiş olan adamların önündeki sofrayı toplamaya başladı. Sarı dişli adam serseri tipli çocuğa dönüp "Hüseyin, kaldır şunu yerden." deyip kendiside az önceki tekli koltuğuna tekrar oturdu fakat bu sefer televizyondaki spor programını izlemek yerine televizyonu kapattı. Serseri tipli Hüseyin de beni yerden kaldırıp gene o yayları insanı rahatsız eden koltuğa oturtup kendiside tekrar yanıma oturdu. Sarı dişli adam oturduğu yerden biraz bana doğru eğilerek konuşmaya başladı.
-Bak güzelim önce sana kendimi tanıtayım adım Sezai ne iş yaptığım belli karanlık işler. Seni burada ben istediğim için değil patron istediği için burada tutuyoruz.
