1

93 6 0
                                    

Liman duvarının yanından yere doğru süzülen yüzbaşı karşısındaki toprakları inceledi. Kurak oldukları çok belli olan topraklar sandığı kadar devlerle kaplı değildi. Tekneden onun için indirdikleri at sayesinde onlardan kaçması kolay olacaktı. Devler üzerinde uzmanlaşmamış olsa da boş yere yüzbaşı olmamıştı, hayatta kalmayı başarabilirdi.

Yere adımını attıktan sonra paraşütü üstün düşmesin diye okyanusa doğru koşmaya başladı. Bu sayede paraşüt, arkasına yere serilmişti. Sakince yerdeki kumaş parçasını toplayarak belindeki kemerini de çıkardı ve ikisini de okyanusa attı. Zaten bir daha ihtiyacı olmayacaktı, ve tam anlamıyla bir Paradis'li gibi davranmalıydı. Marley teknolojisi Marley'de kalmalıydı. Paraşütün akıntıyla uzaklaştığını gördükten sonra bir da onu bulamayacaklarına emin olarak atının yanına ilerledi. Dikkatli bir şekilde atının üzerine çıkarak yol almaya başladı.

Planı kafasında oturtmuştu bile, çok basitti. Aslında bütün plan Berthold'un duvarı çoktan yıkmış olmasına dayalıydı ama Rosaline kendi savaşçılarına güvenmesi gerektiğini çok önceden öğrenmişti.

En dıştaki duvarı geçtiğinde yapması gereken tek şey atından kurtulup kalan yoluna yaya devam etmekti, ya da etmemek. Duruma göre değişecekti. Eğer Paradis'liler duvarı tekrar yapma çalışmalarına giriştiyse devam etmesine gerek bile kalmadan onu bulacaklardı. Bulunduğunda ise yapması gereken tek şey hafızasını kaybetmiş gibi davranmak olacaktı. Bu sayede ada ve ada yönetimi hakkında hiçbir şey bilmediği ve olmayan ailesiyle kimliğini açıklamak zorunda kalmayacaktı.

Atıyla ilerlerken gözüne birkaç dev takılmasıyla biraz daha hızlanarak atının üzerine eğildi. Devlerin sadece insanları hedef aldığını biliyordu, görünmese yeterdi. Üstündeki ceket ve eşofmanı at ile aynı renkte olacak şekilde kahverengiydi. Atına iyice yapışırken bir yandan da etrafını kontrol ediyordu ve her an tetikteydi. Devlerin hassas noktasını ve onları nasıl öldürebileceğini teoride biliyordu ancak enselerine nasıl ulaşacağı hakkında en ufak bir fikri bile yoktu. Bu yüzden olası bir çatışmadan kaçınmak ilk amacıydı.

Ertafındaki üç tane beş metrelik onu fark etmeden oradan uzaklaşmıştı bile. Güneş batmadan ilk duvarı geçmeliydi. Saat sabahın erken saatleri olsa da yolun ne kadar süreceğinden emin olmadığı için hızını biraz daha artırdı. Tek eliyle atın dizginini tutarken bir eli de kılıcındaydı.

Öğlen olduğunda biraz dinlenmeye karar verdi. Güneş tam tepeden bastırırken rahat rahat odaklanamıyordu bile. Gözlerini biraz etrafında gezdirince sağ çaprazında küçük bir orman olduğunu gördü. Bir ağacın üzerinde, devlerden güvenli bir şekilde dinlenebilirdi. Ağacını oraya doğru hızlıca sürerken ormanın etrafında Paradis ordusunun olduğunu gördü. Bu da neydi böyle? Duvarların dışına şimdiden çıkabilecek kadar gelişmişler miydi? Şu an bunu düşünmekten daha büyük sorunları vardı. Fark edilmeden atından kurtulup devlere yem olmadan güvenli bir yere geçmeliydi. Ancak bu şu konumda imkansız gibi bir şeydi. Etrafını incelemeye devam ederek bir çözüm aradığı sırada duyduğu dev çığlığıyla kaskatı kesildi.

"Annie..."

Ağzından çıkan kelimeye engel olamamasıyla birlikte savaşçıları hakkındaki endişeleri bir örümcek sürüsü gibi parmak uçlarından bedenine yayılıyor gibiydi. Yakalanmışlar mıydı?

Bu çığlıkla birlikte etrafındaki bütün devler hiçbir şeyi umursamadan doğruca ormana koşmaya başlamışlardı. Rosaline Qwen de bunu fırsat bilerek atından atladı ve hızlıca ormana doğru koşmaya başladı. Hayır, hayır, hayır. Yakalanmaları için daha çok erkendi.

Çığlık kesildikten sonra olanları biraz olsun görebilmek için bir ağacın arkasına saklanarak içeriyi incelemeye çalıştı. Hiçbir şey göremiyordu.

sır; levi ackermanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin