2

58 7 0
                                    

Atının üzerinde ilerleyen Reiner duyduğu tanıdık sesle kafasını iki yana salladı. Hayal görüyorsun. Yoluna ve görevine odaklan.

Ancak bu ses tekrar edince kafasını sesin geldiği yöne çevirdi. Yüzbaşı Qwen... Her ne kadar gözlerine inanamasa da yüzbaşının bir bildiği olduğuna inanarak komutan Erwin'e seslendi. Onu tanıdığını belli etmemeliydi, henüz yüzbaşının planını bilmiyordu.

"Komutan Erwin, nehrin kıyısında bir kadın var!"

Mavi gözlü komutan duyduklarıyla nehrin kenarına çevirdi gözlerini. Gerçekten de orada bir kadın vardı. Kimdi o kadın? Nasıl onu fark edememişlerdi? Ve bu kadar zaman nasıl devlerin arasında hayatta kalabilmişti? Bu kadın bir tehdit olabilirdi. Dişi titan bile olabilirdi bu kadın.

Bütün olasılıkları göz önünde bulundurmak zorunda olduğunu düşünerek iki yanındaki Hange ve Levi'ın onu duyabileceklerine emin olduğu bir sesle konuştu.

"Nehrin yanındaki kadına gidiyoruz."

Ardından ise sesini yükseltti. "Bütün askerler duvara ilerlemeye devam etsin!"

Levi ve Hange bu emirden sonra yönlerini değiştirerek nehrin kenarına geldiler. Rosaline sonunda sesini duyurabildiği için çok mutluydu. Görevin ilk adımı başarıyla tamamlanmıştı. Paradis ordusu onu bulmuştu. Sırada ise hafıza kaybı taklidi yapmak vardı.

"Yardım edin."

Açlık, susuzluk ve soğuk kendini sesine de yansıtmaya başlamıştı. Bedeninin titrediğini hissedebiliyordu ve bu her ne kadar kötü hissettirse de işe yarayacağını bildiği için şikayet etmiyordu. Ama kesinlikle hasta olacaktı, bundan emindi.

Ona doğru gelen üçlüyü gördüğünde içinden kendini tebrik ederek öksürmeye başladı. Rol olarak başlayan öksürmesi gerçeğe dönüştüğünde boğazı acımaya başlamıştı.

Hange heyecanla kadına ilerlerken Levi ise ondan iğrenmişti. Çok pis ve hasta gözüküyordu. Eğer gerekirse bile asla o kadına dokunmazdı.

Aralarından en nötr yaklaşan Erwin'di ve bunu Rosaline bile fark edebilmişti. Atlarını durdurduklarında kısa olanın kılıçlarını çektiğini görmüştü. Temkinli yaklaşıyordu, olması gereken de buydu.

Rosaline rol yapması gerektiğinin farkındaydı, o kılıçları gördükten sonra öylece durmaya devam edemezdi. Çığlık atarak askerlerden uzağa sürükledi kendini. Çığlığı çok zayıf çıksa da herkes onu duymuştu. Reiner ise endişeliydi, tek umudu ona zarar vermemeleriydi. Rosaline'e bir yüzbaşına verilmesi gerekenden daha çok değer veriyordu.

Levi kadının kılıçları görüp çığlık atmasının üzerine kılıçlarını daha çok onun gözüne tutarak yanına ilerledi. Onu durduran şey ise Erwin'in önüne uzattığı kolu olmuştu.

Sarışın komutan siyah saçlı kadına eğilerek güven vermeyi amaçlayan bir gülümseme kondurdu yüzüne. Sağ elini kadına uzatarak kendini tanıttı. Rosaline ise bu sırada rolden asla çıkmamıştı. Soğuktan titrese bile korkudan titrediği bile düşünülebilirdi. Üç Paradis'li de bu role inanmışlardı.

"Ben Erwin Smith. Keşif birliği komutanıyım. Siz kimsiniz?"

Demek bu akıl hastaları kendine keşif birliği diyorlardı. Rosaline gerçekten hasta olduklarını düşünüyordu. Kim kendi isteğiyle ölüme ilerlerdi ki.

"Adım-" duraksadı. Hafıza kaynı rolüne çok çalışmıştı. Kesinlikle batırma lüksü yoktu. Kaşlarını hafifçe çatarak yüzüne düşünen bir ifade yerleştirdi. "Adım-" tekrar duraksadı. Sonra hüsrana uğramış bir şekilde cevap verdi. "Hatırlayamıyorum." İki elini hızlıca ıslak saçlarına yerleştirerek onları hafifçe çekiştirdi. Ardından ise gözlerinin dolmasını sağlayarak endişeli bakışlarını yakışıklı komutanın mavi gözlerine çevirdi. "Neden hatırlayamıyorum?" Endişeli çıkan sesi komutanı tekrar inandırmıştı. Rosaline çok iyi bir yalancıydı.

sır; levi ackermanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin