4. to notice

42 3 0
                                    

Bir hafta evden çıkmadım. Aklımda hep cevap veremediğim sorular vardı. Çok fazla soru. Anlam veremediğim ve anlamak istemediğim sorular.

Odamın kapısı açıldığında o tarafa dönmedim.

Bana doğru yaklaşan adım seslerine de dönmedim.

"Hyung, kaç gündür neyin var? Senin için endişeleniyoruz."

Mark'ın üzüntüyle çıkan sesi kalbimi kırıyordu. Onları çok boşlamıştım. Farkındayım.

Sadece zamana ihtiyacım var.

Düşünmek için.

Anlamak için.

"Bir şeyim yok Mark. Beni düşünmeyin. Ben iyiyim."

Beni kolumdan tutup yattığım yerden kendine doğru döndürdü.

"Değilsin hyung. İyi falan değilsin. Kaç gündür odandan çıkmıyorsun. Soru soruyoruz cevap vermiyorsun. Bize her şeyi anlatabilirsin, biliyorsun değil mi?"

Kendimi kötü hissetmiştim. Üzülmelerini istemiyordum.

"Özür dilerim. Sadece aklımı toparlamaya ihtiyacım vardı. Hiç konuşamadık."

Gülümsedi. Elini uzatıp saçlarımı karıştırdı. "Ne oldu anlat hadi!"

Yatakta onun gibi oturur pozisyona geldim. "Buraya ilk geldiğimizden beri kendimi çok garip hissediyorum. Nefes alamıyorum, kalbim ağrıyor, kendimi bir anda ağlarken buluyorum."

"Peki bunlar ne zaman gerçekleşti? Sen ne yaparken?"

Biraz düşündüm. Pembe saçlı, güneş gibi parlayan birinin yüzünden mi demeliydim?

"Aslında bir şey yapmıyordum. Sadece... Biri var. Onu görünce öyle oldum. Neden bilmiyorum."

Kaşlarını şaşkınlıkla kaldırdı. Sonra sinsice gülümsedi. Neden gülüyorsun aptal? Komik bir şey mi var?

"Hyung! Yoksa sen...? Aşık olmuşsun!"

Yataktan sinir ve şaşkınlıkla fırladım. "Ne saçmalıyorsun? Niye aşık olmuş olayım?"

Benim yanıma gelip kollarımdan tutarak sallarken aynı zamanda da zıplıyordu.

"Kim o kişi? Tanıyor muyuz? Haaaa! Yoksa Johnny hyung mu? Hyung! Cevap ver!"

Beni sallamasından dolayı midem bulandı. Onu uzaklaştırdım. "Saçmala. Johnny hyunga aşık olsam önceden olurdum. Başka birisi. Xiaojun'nun arkadaşı. Pembe saçlı olan var ya."

Tabii ki ona aşık olduğumu düşünmüyorum. Bu kadar çabuk aşık olamazdım.

"Lee Taeyong'dan mı bahsediyorsun? Harika biri o! Taeyong hyung çok tatlı!"

"Adı Taeyong mu?"

"Evet! Farkında mısın bilmiyorum ama şu an alt katta salonda oturuyor. Çabuk gel tanış onlarla! Koş koş!"

Alt katta mı?

Tanrım.

Ölmek üzereyim.

Aşağı indiğimizde (Mark beni zorla sürükledi) ilk gördüğüm şey pembe saçlardı.

İşte o an...

O an farkına vardım.

Ben gerçekten...

Lee Taeyong'a aşık olmuştum.








every summertime ⌇ jaeyongHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin