Dudaklarım kurumuş, nefes almam gittikçe zorlanmaya başlamıştı. Bir şeyler düşün, Derin. Bir şeyler düşün. Bu, nasıl gerçek olabilmişti? Sanırım bu soruya sonsuza dek cevap verebileceğimi zannetmiyordum. Avuç içim terlemeye başlamıştı. İçgüdüsel olarak kafamı gökyüzüne kaldırdım. O kadar güzeldi ki...
Toparlanmam gerektiğini biliyor, ancak kendimi bu andan bir türlü koparamıyordum. Sürekli o rüyayı hatırlıyordum ama bir sonuca ulaşamıyordum. Fotoğrafa son kez bakıp, onu bulduğum yere, çantama geri gönderdim. Biraz daha gecikirsem Eylül şüphelenmeye başlayacaktı. Elimi çabuk tutmam gerektiğinin bilincinde olup, hızlı adımlarla yolu yarılamıştım. Rüzgar o kadar güzel esiyordu ki. Eve girmemek için ayaklarım sanki geri geri adım atıyordu. Kapıyı çalmama saliseler kala Eylül hızlı bir şekilde kapıyı açmış ve 'Nerde kaldın sen?' bakışıyla beni süzmeye başlamıştı. Yüzüme bana ait olmayan bir gülümsemeyle karşılık verdim.
"Çikolata aldın mı?" sorusuyla şoka uğrarken, evden ne diye çıktığımı şimdi hatırlıyordum. Küçük beyaz bir yalan söylemek zorunda kalmış olsam da bunu devam ettirmek hiç hoşuma gitmemişti.
-"Midem nedense kötü oldu. Bende almaktan vazgeçip, geri döndüm. Sanırım hava çarptı. "
İnandırmak için ellerimi midemin üzerine bastırıp, yüzümü ekşittim. Yalan söylemeyi beceremediğim her halimden belli olsa da Eylül daha fazla soru sormayarak beni rahatlatmıştı.
Film izleyerek bugünü bitirmek istiyordum. Eylül, 'Paranormal Activity' i açmıştı. Bir türlü odaklanamıyordum. Sürekli o fotoğrafı düşünüp, ne yapmam gerektiğine karar vermeye çalışıyordum. Hiçbir şey aklıma gelmiyordu. Eylül'e bu konudan bahsetmeli miydim, onu bile bilmiyordum. Bunları kafamın gerisine iterek, kendimi filme kaptırdım. Eylül sürekli " kapatmak istiyorum, daha fazla bakmak istemiyorum, Derin sakın beni korkutacak bir şey yapma" diyerek filmi bitirmemize neden olmuştu. Bu hali o kadar komikti ki, kendimi gülmekten alıkoyamıyordum.
Yatağın içine kendimi attığımda soğuk çarşaf tenimi ürpertmişti. Yine o fotoğraf karesini düşünmemek için göz kapaklarımı kapatıp, sessiz bir duaya başlamıştım.
Hayır hayır, yine oradaydım! Bulutların üzerinde değil, beni kurtardığı yerde duruyordum. Etrafıma bakmış, ama hiçbir şey görememiştim. Endişelenmeye başlamıştım. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu. 'Sakin ol Derin. Bu sadece bir rüya. Uyanacaksın birazdan. Bunlar gerçek değil. Nefes al. Nefes ver.' Diyerek kendimi telkin etmeye çalışıyordum. Gözlerim bir şeyleri arıyordu. Neyi aradığımı, karşıma çıkınca anladım. Enes. Tam karşımda hızlı adımlarla bana doğru geliyordu. Gülümsemekle, şaşkınlık arasında bir yüz ifadesi takındığımı görmezden gelmeye çalışıyordum. Bana doğru daha da yaklaşınca, yüz ifadesinin hiçte iyiye işaret olmadığını fark ettim. Kolumu hızlıca tutmuş beni olduğum yerden birkaç adım geriye düşürmüştü. Şaşkınlıktan, ne diyeceğimi bilemiyor, gözlerimin dolduğunu hissediyordum. Yüzü öfkeliydi. Onu bu kadar kızdıracak ne yapmıştım ki? Aklımı kurcalayan düzinelerce soruyu kendime saklayacak ve bunları daha sonra halledecektim.
Konuştuğunda sesinin titrediğini fark etmem uzun sürmemişti. Kuruyan dudaklarını diliyle nemlendiriyordu.
-"Kimsin sen?" Ne kadar saçma bir soruydu bu? Kim olduğumu bilmiyor muydu?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hayallerimdeki Hayalet
Mystery / Thriller"Bir aşk hiç bu kadar hayal olmamıştı." Derin Demir, babasını kaybetmiş ve depresyona girmiş genç bir kızdır. Bir gün haberi olmadan bir hayale dalar ve o hayalde karşısına Enes Atılgan adında fazla yakışıklı biri çıkar. Derin, kurduğu bu hayalin ge...