Bölüm -4-

165 38 12
                                    

Eve giden yol bir türlü bitmek bilmemişti sanki. Parmağımdaki yaraya dokunup duruyor, bunun gerçek olmaması için dua edip duruyordum. Korku ve merak bütün bedenimi ele geçirmiş, beni esir tutuyordu. Belki de farkında olmadan parmağımı kesmiş olabileceğim düşüncesine asılmak istiyordum fakat bunun komik bir gerekçe olduğunu çok geçmeden farkına varıyordum.

Eve kendimi attığımda kız kardeşim kucağıma gelip beni öpücük yağmuruna tutmuştu. Onu şımartmak kendimi daha iyi hissetmemi sağlasa da yine odamda tek başıma kalmıştım. Uyumayacaktım. O hayale dalmamak için elimden geleni ardına koymayacaktım. Ne kadar süre dayanacağımı bilemesem de dayanacaktım.

Saat sabahın dördünü gösterdiğinde göz kapaklarım isyan eder gibi kapanıp duruyordu. Çaresizlik, yüzüme darbeler indirmeye devam etse de pes etmeyecektim.  Hayır hayır Derin! Birazcık daha dayan! Kendimi avutmam saniyeler içinde kaybolmuştu.

Başımın zonklaması soğuk zeminde yankı uyandırıyor gibiydi. Çok geçmeden kaçırıldığım yerde olduğumu fark etmiş, tekrar ağlamamak için kendimi zor tutmuştum. Ellerimi demir kapıyla bütünleştirdiğimde karşımda Enes'i görmüştüm. Görünüşü bir görülüp, bir kayboluyordu. Gözlerimi kırpıştırdığımda görüntü gitmişti.

Uzaktan duyulan ayak sesleri birinin değil birkaç kişinin gelişini haber veriyordu. Demir kapıdan uzaklaşıp, dizlerimi önüme çekip beklemeye başladım.

Beni kaçıran kişi yanında sarışın biriyle –ki o da Ray-Ban gözlüğü takmıştı.- kapıya dayanmış, beni süzüyordu. Enes'in " Sen 'Korkusuz' olamazsın. Ama bizden biri de değilsin. Kimsin? " dediğini hatırladığımda dudaklarım kurumuştu. Bunlar, Korkusuz'du.

"Neden size 'Korkusuz' diyorlar?" dediğimde korkumu bastırmaya çalışmış, zeki görünmeyi ümit etmiştim.

Sarışın kızın gülüş sesleri duvarları delerek zihnime süzülmüştü. O maymun suratını tokatlamamak için neler vermezdim ki...

Bu güzel anıları daha sonraya saklayıp, uygulamaya kesinlikle geçirecektim. Ayağa kalkıp, onlara doğru yavaş adımlarla yaklaştığımda bunu beklemedikleri her hallerinden belli oluyordu. Kızın gülüşleri nihayet sona erdiğinde sesim beni bile ürkütmüştü.

"Soruma neden cevap vermiyorsunuz?"  Cümlemi tamamladığımda kendimi içimden alkışlamıştım.

Genç adam, cebinden çıkardığı anahtarla demir kapıyı açmıştı. Göz bebeklerimin irileştiğini hissedebiliyordum. Bana zarar vermemeleri için geriye adım atmıştım. Ancak onlar hiçbir hamle yapmadan beklemeye devam ediyorlardı.

Meraklı bakışlarımla ne yapacaklarını tartmaya başlamıştım. Ancak genç adamın sesi düşüncelerimi bölmeye yetmişti.


"Özgürsün. Çık hadi."

Nasıl inanabilirdim ki? Beni bir anda kaçırıp, hiçbir şey yapmadan özgür kılmaları saçmalığın zirvesiydi. Yüzleri ifadesiz, söyleyeceğim şeyi bekliyorlardı.

"Dalga mı geçiyorsun benimle?" dediğimde sesimdeki alaycı ton elle tutulur cinstendi.

Hayallerimdeki HayaletHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin