Hayaller Alemi'ne gelen ilk insan bendim. Bunu Enes'in o güzel ağzından duymak şaşkınlığımı azaltmamıştı. Yutkunarak;
"Bu gerçekten kötü." dediğimde Enes'in gözleri küçülmüştü. "Hayır bebeğim, sen şu ana kadar başıma gelen en güzel şeysin. İyi ki iç sesimi duyamıyorsun." Yanaklarımın kızardığını hissetsem de yüzümü Kızıl'a çevirip bir şeyler söylemesini bekledim.
"Şuan bu konu hakkında hiçbir fikrimiz yok. Bu yüzden Enes seni buraya getirdi. Seni saklamak istiyordu Derin, yücülerimizin ne tepki vereceğini bilmiyoruz."
Gözlerimden akan sıcacık yaşlar bir bir akarken;
"Size bela olacağım. Ben buraya nasıl geldiğimi bile bilmiyorum. Rüyada gibiyim, her şey benim suçum. Özür dilerim." dediğimde yaşlar daha hızlı akmaya başlamıştı. İlk hamleyi yapan Enes olmuştu. Koltuğundan kalkıp yatağımın kenarına oturmuş ve elleriyle gözyaşlarımı silmişti. Dokunuşu tüylerimi diken diken etmiş, saçlarımın elektriklendiğine bile yemin edebilirdim.
"Sakın... Sakın böyle söyleme. Bu senin suçun falan değil. Ben ve Kızıl her zaman yanında olacağız. Tamam mı?" dediğinde o sıcacık sesini alıp telefonuma kaydetmeyi o kadar çok istemiştim ki. Özlediğimde tekrar tekrar açıp, beynimi uyuşturmasına izin verirdim.
Kafamı yukarı aşağı sallarken, kolları boynuma dolanmıştı. EVET. ENES. BANA. SARILIYOR. YA. SAÇMALAMA. TABİİ Kİ. DE. KALPTEN. GİDİYORUM.
Gözyaşlarım yüzünden lanet burnum tıkansa da ben o güzelim kokusunu içime çeke çeke doyamamıştım. Ellerimi yavaşça kaldırıp sıkıca sarıldım. Bütün geceyi böyle geçirsek dese asla hayır demezdim. Ona sarılmak cehennemden kurutulup, cennete gitmek gibi bir şeydi. Huzur, mutluluk ve aşk kokuyordu ve ben bu cennete o kadar açtım ki...
Kollarından –zorla- sıyrıldığımda kendimi daha güçlü hissediyordum. Ben şarjı bitmiş bir bil gibiydim ve Enes benim elektriğimdi. Ona her zaman ihtiyaç duyacaktım.
Gözlerinin içine bakıp; "Teşekkür ederim." dediğimde gözlerinin içi parlıyordu.
Sessizliği bozan Kızıl olmuştu. "Bu arada Derin Korkusuz'lar sana ne söyledi? Biraz bahseder misin?"
O korku dolu dakikalar gözümün önünden bir bir geçip gitmişti. Beni en çok yaralayan şey babam olmuştu. Onu o kadar özlemiştim ki. Gerçek olması umuduna tutunmaktan başka bir çarem yoktu. Ama gerçek değildi. Sabah beni öpücükleriyle uyandırmasını, saçlarımı okşamasını ve beni şımartmasına bir bebeğin annesine ihtiyacı kadar benim de babama ihtiyacım vardı. "Nerede olursan ol baba, seni çok özledim." İçimdeki duaları sessizce bitirdiğimde Kızıl'ın sorusuna cevap verebilmiştim;
"Boş bir odaya hapsedildim. Beni kaçıran kişi siyah gözlüklü, uzun boylu bir erkekti. Sonradan sarışın bir kadınla beraber geldiler ve.. o da gözlüklüydü. Enes'in buraya geldiğini ve beni serbest bırakacağını söyledi. İnanmamıştım ama başka çarem yoktu."
Enes; "Korkusuz'ların resmi göstergesi gözlükleridir, Derin. Hiç kimse çıkaramaz ve onlar bizden daha güçlü. Buraya bir insanın geldiğini hissetmişlerdir. Seni kaçıran kişi de büyük bir ihtimalle Gölge'ydi. Korkusuzların en güçlüsü..."
Konuşması bittiğinde aklıma takılan birkaç soruyu gün yüzüne çıkarmıştım.
"Korkusuz'larla aranız neden kötü? Sanırım düşmansınız?"
"Onlarla olan düşmanlığımız asırlar öncesine dayanıyor. Bulunduğumuz yere ve bizlere sahip olmak istiyorlar. Onlara ömür boyu hizmet etmek ha? Sayıca bizden az olmalarından faydalanıyoruz sadece. Bu şekilde onları durdurabiliyoruz. Bizlere zarar verseler de iyileşmemiz hiç uzun sürmüyor. Ancak tek bir şeyi öğrenirlerse bizleri gerçekten paramparça edebilirler." dediğinde Kızıl rahatsız görünüyordu. Merakıma yenik düşüp;
"Neyi?"
Enes ağzını açacakken Kızıl elini havaya kaldırıp onu susturmuştu.
"Bunu sadece Hayalet'ler bilir Derin. Kusura bakma, söyleyemeyiz." dediğinde bu hali beni şaşırtmış olsa da haklıydı. Beni doğru düzgün tanımıyorlardı sonuçta. Bu sır, gerçekten çok önemliydi.
"Hayır, sorun değil." dediğimde yüzüme –biraz- sahte bir gülücük yapıştırmıştım.
"Biraz dinlensen iyi olacak. Eğer evine dönersen, buraya tekrar gelmeyi unutma."
Enes'in bu sözleri ağzımın açık kalmasına neden olmuştu. Tekrar buraya gelmemeyi düşünemiyordum bile. Bir yanım istemiyor, diğer yanım burada kalmak için kanat çırpıp duruyordu. Ağzımdan sadece "Umarım..." lafı çıkabilmişti. Yine odada yalnız kalmıştım. Bacağım acı içindeydi. Nasıl uyuyacağımı merak ediyordum doğrusu.
"Derin, uyan. Ne oldu sana kızım?" Gözlerimi açtığımda annem tepemde dikilmiş, meraklı bakışlarla beni süzüyordu. Eve dönmüştüm. Her yerim acımaya devam ediyordu. Hayaller Alemi'nde yaşanan her şey bende etkisini yitirmiyordu. Baş ucumdaki çekmecede duran aynayı alıp yüzüme baktım. Gözlerimin altı hafif mor, kaşımda küçük bir yara bandı vardı. Kendimi bu halimle tanımak gerçekten zordu. Ayağımı göstermemeye çalışarak küçük –emin misin?- bir yalan söylemeye başladım.
"Gece banyoda başım döndü biraz anne, tutunayım derken kaşımı çarpmışım. Gerçekten iyiyim, bir şeyim yok."
"Emin misin kızım? Korkutuyorsun beni bak. Hadi kalk hastaneye gidelim."
"Hayır annecim gerçekten iyiyim, sadece açlıktan ölüyorum. Sen git hadi bende geliyorum. Güzel bir kahvaltı yapalım." dediğimde biraz da olsa rahatlamış görünüyordu.
"Bir şey olursa seslen hemen." dediğinde alnımı öpüp gitmişti. Yavaşça ayağa kalkıp üzerime bir şeyler geçirdim. Ayağımın zonklamasını unutup yürüyüş egzersizi yapmaya çalıştım. Anneme belli etmeden yavaşça kahvaltıya geçip, midemi ödüllendirdim.
Beril'le televizyonun karşısına geçip çizgi film izlemeye başladığımızda saat 1'e geliyordu. İçimi kemirip duran tek bir şey vardı. Ya Hayaller Alemi'ne tekrar gidemezsem? Bunu denemem gerekti. İlk defa isteyerek bir hayale dalacaktım. Koltuğa uzandığımda aklımda sadece Hayaller Alemi vardı. "Şuradan bi Hayaller Alemi abi" dediğimi düşününce küçük bir kahkaha atmıştım. Neyse, sakin ol Derin ve sadece odaklan. Odaklan, odaklan...
Yataktan sıçradığımda Kızıl'ın odasındaydım. İnanamıyorum! İsteyerek gelebilmiştim ve bu gerçekten çişini bir saat tutan bir insanın tuvalete çıkması kadar rahatlatıcı bir olaydı. Üzerimdeki çarşafı atıp, yavaşça aşağıya indim. Etrafa göz gezdirdiğimde Enes ve Kızıl ellerindeki kalın kitaplarda bir şeyler arıyorlardı. Küçük bir öksürük bakışların bana çevrilmesine neden olmuştu. Derin'e bir alkış.
İkisinin yüzleri de gergindi. Utanarak; "Şey.. bölmek istememiştim." dediğimde dudaklarımı ısırıyordum. Enes bana soğuk bir bakış atmış, hiçbir şey söylememişti. Kötü bir şeylerin döndüğünü iliklerime kadar hissedebiliyordum.
Kızıl; " Derin, gel otur. Sana bir şey söylememiz gerek." dediğinde bacaklarım titremeye başlamıştı. Kıçımı koltuğa bile koymadan Enes lafa girmişti;
" Git buradan." Bu iki kelimeyi söylediğinde kalbim parçalara ayrılmış, sırtımdan ter damlacıkları akıyordu. Hayır, hayır. Bu gerçek değil. Enes ve Kızıl şaka yapıyorlar sadece. Daha 2 saat öncesine kadar neler diyen Enes, şimdi bana git diyor olamazdı. İnanmıyordum.
"Şa-şaka mı bu?" dediğimde ikisinin gözlerinin içine bakıp, bir cevap arayışına dalıyordum.
Hiç cevap vermemeleri sorunun yanıtıydı aslında. Gözlerimde biriken yaşları özgürlüklerine kavuşturmayacaktım.
"Git. Derin. Gelme bir daha." Enes tekrar bu sözleri söylemiş ve ben koca bir boşluğa çoktan adımımı atmıştım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hayallerimdeki Hayalet
Mystery / Thriller"Bir aşk hiç bu kadar hayal olmamıştı." Derin Demir, babasını kaybetmiş ve depresyona girmiş genç bir kızdır. Bir gün haberi olmadan bir hayale dalar ve o hayalde karşısına Enes Atılgan adında fazla yakışıklı biri çıkar. Derin, kurduğu bu hayalin ge...