"Annem eskiden bir şarkı söylerdi, avcıdan kaçan bir tavşanla falan ilgiliydi. Hatırlamıyorum ama korkunç bir şeydi. Geceleri bir kaç kez tuvalete tek başıma gidememiştim. Neden bilmiyorum aklıma gelip duruyor dostum."
"Mırıldansana biraz."
"Kaç tavşan. Kaç tavşan. Kaç. Kaç. Kaç. Senden pasta yapacaklar. Kaç. Kaç. Kaç."
Kahkaham onu durdurdu. "Ne?" Şapkamı kulaklarımı kapatması için biraz daha çektim.
"Öyle değil o şarkı."
"Bilmiyorum dedim ya dostum, dalga geçmesene."
Boğazımı temizledim "Çiftlikte, her cuma. Çiftlikte tavşan turtası günü. Yani her cuma geliyor. Erken kalkıp bu küçük şarkıyı söylüyorum. Tavşan koş, tavşan koş, koş, koş, koş." Timmy başını bana eşlik ederek sallarken "Evet, böyleydi!" dedi.
"Söylesene."
"Tavşan koş, tavşan koş, koş, koş, koş .Çiftçiye eğlencesini, eğlencesini, eğlencesini verme. Tavşan turtası olmadan geçecek. Tavşan koş, tavşan koş, koş, koş, koş!"
"Ah Azizler." dedi kıkırdayarak. Nefesi soğuk havaya buhar olarak karışıyordu.
"Bir çocuk şarkısı için çok korkunç değil mi, ha? Çifcinin teki tavşanı tüfeğiyle vurup öldürecek ve ondan turta yapacak. İnsan bununla uyuyamaz, anlıyorsun ha?"
"Bilmiyorum Timmy, belki de annenin sevdiği bir şarkıydı."
Timmy gülümsediğinde yanaklarında ince, derin çizgiler olurdu. Normal insanlarınkine nazaran daha çok dikkat çeken bu mimik çizgileri bana zaman zaman yüzüne oyulmuş gibi gelirdi. Yapay ile gerçek arasında kalmış hatları andırırdılar. Şu an olduğu gibi gülüşü ifadesizliğe büründüğünde bile yok olmayan çizgiler bu kez ona hüzünlü bir hava katardı. Annesinden bahsetmem hoşuna gitmemiş gibiydi.
"Üzgünüm adamım."
"Sorun değil dostum." dedi başını iki yana savurup "Onu bazen özlüyorum."
Buna ne cevap vereceğimi bilmiyordum. Oldum olası tesellilerde aram yoktu. Ben süslü cümleler kurup insanları yatıştırma yeteneğine sahip olanlardan değildim. Bir çok yönüm gibi bu da eksikti. Susardım nokta koyulmuş cümlelerin ardından. Belki de hayatım boyunca hiç zor günler için cebimin derinliklerinde noktayı yok edecek bir virgül saklamamıştım.
Omuzuna hafifçe vurdum. Konuşmamızın bittiğini sandım.
"Biliyor musun?" dedi parmakları kesik eldivenlerinin uçları ile oynarken. "Onları öldürdüler."
"Babamın borçlu olduğu adamlar ikisini de vurdu. Tıpkı şarkıdaki gibi. BAM. İyi bir adam değildi dostum, şu kumarı seven adamlardandı, anlarsın ha? "
Bana baktığında başımı onay verircesine salladım. Devam etmek için dinlediğimi bilmeye ihtiyacı vardı. "Sonra beni dayıma verdiler. Saçlarım aynı ona benzer, bu sarı çim adama benzeyen ve şekle girmeyen şey." işaret parmağı ile artık kir yüzünden sabit duran saçlarını gösterdi. "Dayımı tekrar görsem ona, eğer bir kaç ay yıkanmazsan şikayet etmene gerek kalmaz dostum, nereye yatırırsan öyle kalırlar, demek isterdim." kıkırdadı. Yalandan da olsa ona eşlik edemedim.
"Tuhaf bir tipti, anlarsın ha? Beni zorla yanında oturtup korku filmi izler geceleri altıma kaçırdığımda da dalga geçerdi. Eğlenceli olduğu zamanlar da vardı, ağzıma kirli çoraplarını tıkmaya çalışmadığı zamanlarda."
Kaşlarım çatılınca "Hayır dostum, kötü bir adam değildi o. Sadece gerçekten tuhaftı. Eğleniyordu, ben bazen eğlenmesem de. En kızdığım şey beni ısırmasıydı. Şakalaşırken neremi yakalarsa ben çığlığı basana kadar dişlerini çekmezdi. Hah. Onun bazen köpek olduğunu düşünürdüm." diye açıkladı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sevgili Yalnız İnsanlar -2-
Science FictionUyarı: İkinci kitap ilk kitabın devamı değildir, bir önceki hikaye ile bağlantısı bulunmamaktadır. Aynı başlık adı altında okuyacağınız başka bir hikayedir. Uyarı: Kitap ile ilgili söylenecek hemen her şeyin spoiler değeri taşıması açıklama kısmı iç...