Kim bu adam?

48 7 13
                                        

Bir yandan bilgisayarda yeni cinayeti araştırıyor bir yandan Chuuya'yı süzüyordum. Bu adam dikkatimi dağıtıyordu. Kızıl saçlarını arkadan toplamış omuzuna atmıştı. Üstündeki beyaz gömleğin açık olan yakasından kasları "merhaba" diyordu adeta. Kendimi tutmak için çabalıyordum.

D:Chuuya bana bir kahve yapar mısın?

Bu şekilde göz odağımdan uzakta tutabilirdim onu.

C:Hemen efendim

Bu adamın "efendim" deyişine ölüp bitiyordum.

Bir kaç dakika sonra dikkatimi Chuuya'nın telefonuna gelen çağrı bozdu. Durup izin istiyormuş gibi yüzüme baktı.

D:Sorun yok konuş.

-İşteyim abi bir sorun mu var?

+İşteymiş. Bana bak sürtük eve getirdiğin beş kuruş. Her gün işe diye çıkıyorsun. Bu akşam yeterli para ile dönmezse-

Chuuya onun lafını kesti:
-Ah, tabii ki de abiciğim. Akşam görüşürüz.

Yüzünde büyük bir tedirginlik sezdim. Fakat, bir şey diyemedim.

Yeni yapılan cinayet gerçekten çok garipti. Bir adam ölüyor ve her hangi bir iz yok kamera kaydı yok. Ve büyük bir şüphem ise babam 2 haftadır eve gelmiyor.

Babamdan hep nefret etmişimdir zaten. O korkunç birisi herhangi bir yerde ölmüşse umurumda olmaz.

Bunları düşünürken tüm dikkatimi Chuuya bozdu.

C:Efendim bu gün eve 2 saat erken dönmem gerekiyor abim hasta yanında olmam iyi olur. İzninizl-

D:Tabii ki, buyur Chuuya çıkabilirsin.

Hayır hayır gitmesini istemiyorum. Sebebini bilmiyorum ama sürekli ona yakın olmak istiyorum. Ona dokunmak, sarılmak, onu hep görmek istiyorum. Fakat, beni görmüyor hislerime dair en ufak bir fikri bile yok. Bu gerçekten canımı acıtıyor. Hiç bir erkeğin ondan hoşlanabileceğini düşünmedi mi?

Saat 15:46'ı gösteriyordu kafamı bilgisayardan kaldırıp tüm gücümle esnedim. Her yerim tutulmuştu. Bilgisayarı kapatıp ayağa kalktım askıdan siyah paltomu aldım koluma takarak ofisin kapısından dışarı çıktım. Günüm yorucuydu en yakındaki kafeye gitmeye karar verdim. Gerçi evde kendi yaptığım kahvenin yerini tutamaz ama buna bile halim yoktu. Yağmur çiselemeye başlamıştı. Kendimi hemen kafenin kapısından içeri attım. Bulduğum boş masada oturdum ve garsonun gelmesini bekledim. Gözlerim dışarıdaki yagmur damlalarının kafenin cam kapısına çarpışını izliyordu. Ta ki garson görüş alanıma girene kadar. Bu da neydi böyle? Başımın üstünde dikilen bu çocuk.. Chuuya.

D:Sen nasıl? Ne?

C:Efendim lütfen sipariş verin sadece..

D:Chuuya senin burada ne işin var??

C:Efendim müşteriler ile kişisel konuşmak yasak. Ne alırdınız?

D:Klasik kahve..

C:Hemen efendim.

Bu da neydi böyle? Az önce gördüğüm çocuk gerçekten Chuuya mıydı? Burada mı çalışıyordu? 2 saat erken ayrılmasının sebebi bu muydu? Anladığım kadarıyla maddi durumları iyi değil ve aldığı psikolog maaşı ailenin durumuna yetmiyor. Psikologlar zaten pek maaş almıyor. 5 dakika sonra elinde tepsiyle yanıma geldi masaya bıraktı ve "Afiyet olsun" dedikten sonra arkasını döndü tam gidecekken bileğinden sıkıca kavradım. Yüzü çok tedirgin duruyordu

C:Efendim bırakın birisi görürse yanlış anlar

D:Burada ne yaptığını açıkla.

C:Lütfen

D:Ben senin patronunum emrediyorum.

Kasadan gelen ses ile ikimizde oraya baktık müdürü Chuuya'ya garip bir şekilde bakıyordu. Bize yaklaştı

-Efendim bir sorun mu var?

Bu sorusunu cevapsız bıraktım.

-Auzawa yanlış bir şey mi yaptın?

Auzawa mı? Tüm bunlar ne anlama geliyordu? Kimdi bu çocuk? Hayır gerçekten kimdi?

Bu bölümü burada bitiriyorum.
Hehehehe

Still in my heart~ Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin