1.4

132 29 18
                                        

Seungmin yavaş yavaş gözlerini aralarken nerede olduğunu kestiremiyordu. Ölmüştü de cehenneme mi düşmüştü? Odadaki kasvet midesini bulandırırken bileklerindeki baskı canını yakıyordu.

Kafasını sağ tarafa çevirdiğinde görmek istediği son şey olan elleri arkasındaki boyları dökülmüş duvara monte edilmiş bir demire kelepçeli annesi,Hannah ve biricik sevgilisi Chan'dı.

Kuru boğazıyla ağzından fısıltı gibi çıkan ancak bir yalvarış olan "Hayır" nidasını duyan Jung Hee yüzündeki sırıtışı bozmadan arkasına dönmüş neşeli bir şekilde adımlayarak oğlunun önüne gelmişti.

"Benim minik oğlum uyanmış mı? Ne kadar da büyümüşsün öyle!" Diyip Seungminin çenesini tutmuş sertçe kaldırmıştı.

"UZAK DUR SEVGİLİMDEN PİÇ KURUSU" Chan sevgilisini korumak istese de bağlı olan elleri buna izin vermiyordu.

Ne yapsaydı durup izlese miydi? En azından durdurmuştu o adamı.

"Vay, damadımız da mı var? İbne misin?"

Adam cıkcıklayarak güldüğünde Chan'ın karnına sertçe tekme atmıştı.

Chan, aldığı darbe ile başını arkasındaki duvara vuruken Hannah'nın ve Seungminin çığlıkları odada yankılanıyordu.

"ABİ! ABİ! ABİ!"

"KES ÇENENİ FAHİŞE"

Jung Hee elinin tersiyle Hannah'ya tokat atarken Chris yerinde tepiniyor sinirden kendi bileklerini kelepçelere sürterek zedeliyordu.

"Ah, benim güzel karım! Görmüyor musun olanları?"

Sadistçe kahkaha atarken "Görmediğini unutmuşum ya!"

Seungmin içindeki sinir ve korkuyla çığlık atıp ağlamaya devam ederken Jung Hee'nin ona dönmesiyle bir çığlık daha atmıştı.

"Şimdi size bir hediye vereceğim~ Hepiniz çok beğeneceksiniz!"

Jung Hee Seungminin bileğindeki kelepçeleri çözüp onu sürüyerek odanın ortasındaki sandalyeye oturtmuş el ve ayak bileklerini sandalyeye sıkıca bağlamıştı.

"Heekyung buraya gel"

Yandaki ellerini önünde birleştirmiş siyah takım elbiseli adam sağlam adımlarla Jung Hee'ye yaklaşırken "Demiri tekrar ısıtmanın vakti geldi"
emrini almış odadan çıkmıştı.

Bunu duyan odadaki herkes beyninden vurulmuşa dönerken Jisoo çığlık çığlığa ağlamaya kendini hırpalamaya devam etmiş, Chan demir kelepçelerle imtihana girerken, Hannah yediği tokatla burnundan akan kanın gözyaşlarıyla karışıp zemine düşmesine olanak tanıyordu.

Seungmin olacakları anlamış gibi hepsinin yüzüne uzun uzun baktı. Onları son görüşü olacaktı, son gördüğü yer bu kasvetli korkunç oda olacaktı. Seungmin bunu haketmiyordu. Hayır, Jisoo da haketmemişti. Jung Hee bunu umursamadı.

Heekyung dediği adam elinde kızgın olduğu her halinden belli olan demir çubukla döndüğünde seungminin gözlerinden yaşlar boşanma hızını arttırmıştı.

"Lütfen... lütfen bunu bana yapma"

"Oh! Ama oğlum hakettin. Babandan bu kadar kaçmak kötü birşeydir"

Bunu dedikten sonra sırıtarak Chan'a dönmüş
"Sevgilin en son seni görsün mü? Hadi size kıyak yapayım"

Seungminin oturduğu sandalyeyi tek eliyle Chana doğru çevirirken Chan gözlerinden akan şelaleyi durduramıyordu. Dişleri sıkmaktan kırılacaktı. Sevgilisine bunun olmasına izin vermezdi.

Hayat bulduğu gözlerin ışıltılarının sönmesine izin veremezdi. O ışıltılar sönerse Chan da sönerdi.

"Hadi bakalım, çubuğumuz soğumadan başlayalım"

Seungmin yalvarırcasına öp-öz babasına bakmıştı. "B-baba..."

"Bunun için geç kaldın oğlum"

Çubuğu hiç acımadan oğlunun göz bebeğine doğru itmişti. Seungmin acı dolu çığlığıyla odayı, hayır hayır, tüm Seul'ü inletirken Chan da onunla birlikte çığlık atmıştı.

Seungminin sağ gözünden kan ile karışmış beyazımsı bir sıvı akarken Jung Hee kahkaha patlamıştı "Bu hissi özlemişim"

Hiç beklemeden aynısını sol gözüne de yaparken Seungminin çığlık çığlığa bilinci kapanmıştı.

Göz yaşı çukurlarından akan kan dudaklarına doğru süzülürken Jisoo'nun haykırışları Hannah'nın sessiz ağlayışına ses olurken Chan'ın kalbini tercüme edemiyordu.

"HAYIR HAYIR HAYIR"

Jung Hee elindeki çubuğu Chan'ın önüne bırakırken Heekyung'a dönmüş "Gözlerini bağlayın aldığınız yere geri fırlatın" demiş sanki az önce kendi oğlunun dünyasını karartmamış gibi odadan çıkmıştı.

Heekyung emirleri yerine getirmiş hepsini o sokağa geri bırakmıştı. Mutluluklarının sonu olan sokağa.

Chan hemen toparlanıp Seungmin'in baygın bedenini kucağına almış hastaneye koşmaya başlamıştı. Yolda birkaç kez tökezlese de kendini toparlamış bir umut sevgilisinin görmesi için hastaneye koşmuştu.

Seungmin'i hemen ameliyata alırlarken Jisoo ve Hannah hastaneye bitik şekilde gelmiş Jisoo'ya sakinleştirici iğne yapılmıştı.

Hepsi birer birer polise ifade verirken saatlerin saatler ile kovalamacası bitmiş doktor Seungmin'in odaya alındığını söylemişti.

Chan kendini odaya atarken gözlerinde beyaz bandaj sarılmış yatakta uzanan güzel sevgilisini görmesiyle kendini yanına fırlatmıştı.

Yumuşak kahve saçlarının kan yüzünden sertleşmiş yerleri eliye yavaş yavaş açarken "Hadi elzem'im uyan. Bak... Umm yani geçti her şey hadi uyan. Bırakma beni. Anneni... Olmaz Elzem! Bu kadar çabuk vazgeçemezsin!"

Seungmin, sadece düzenli nefes alışverişler ile cevap verirken Chan göz yaşlarını sevgilisinin zarif avcuna akıtmıştı. "Üzgünüm Elzem'im, herşey için üzgünüm"

Herkes bitik halde kimseden çıt çıkmazken Jennie ve Lalisa da gelmişti. Onların da diğerlerinden farkı yoktu. Sadece Lalisa hepsine kıyafet getirmeyi akıl etmişti.

Saatler birbirleri ile tekrardan oyuna girmiş geçmişlerdi. Doktorlar birkaç kez gelmiş kontrol etmişlerdi.

'Uyanmazsa başka çaremiz yok' demişti doktor. Jisoo'nun beyninde yankılanıyordu. Oğlu uyanırdı. Erkenci biriydi zaten Seungmin. Çok uyumazdı. En azından Jisoo öyle düşünüyordu.

Saatler yorulup birbirleriyle oyunu bırakmış bu sefer de günler kovalamacaya başlamıştı.

6 günün ardından günler de yorulurken Seungmin'in işaret parmağındaki ufak hareketle Chan yerinden fırlayıp hastaneyi inletmiş doktorları odaya çağırmıştı.

Doktor:"Evet, geçmiş olsun. Hastamızın durumu iyi ancak artık görme kabiliyeti yok. Geçmiş olsun tekrar" demiş gerçekleri yüzlerine çarparak odadan çıkmıştı.

Seungmin günlerdir hareket etmemenin verdiği etkiyle başını zorla sağa çevirmiş "s-su..." diye tabiri caizse fısıldamıştı. Hannah oturduğu yerden fırlayarak kalkmış titreyen elleriyle bardağa su doldurarak abisi gibi gördüğü çocuğa vermişti.

Seungmin her bir yudumun arasında titrek nefesler alarak suyu içmiş ardından başını yastığa geri bırakmıştı.

Etrafına bakmak istese de yeni dünyası artık karanlıktan ibaretti ve bunun ne tedavisi ne geri dönüşü vardı. Herşey için artık çok geçti...

-------

Tamam bunu beklemiyor olabilirisiniz ama oldu işte.

Bu arada bölümü defalarca kez silip tekrar yazdım umarim duzgun bisey cikmistir ortaya.

Sağlıcakla kalın~🌾

elzem | chanmin ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin