Christopher, aşık olduğu çocuktan gelen mektuba bakmak için posta kutusunu kontrol etti. Gördüğü zarf ile zaferle sırıttı ve mektubu alıp koşar adımlarla evine doğru ilerledi. Bir kaç zamandır hayattaki tek neşesi bu mektuplar olmuştu gencin.
"Hannah! Ben geldim" Mutfakta bir şeylerle uğraşan kız kardeşine haber verdikten sonra odasına çıktı. Çalışma masasına oturdu ve heyecanla beklediği zarfı açtı. Bakalım bugün ne yazmış elzemim, diye geçirdi içinden hevesle.
Seungmin'in onun ismini yazdığı mektubu gülümseyerek okumaya başladı lakin kısa mektupta dağılmış mürekkeple yazılmış inci tanesi gibi yazıların anlattıkları boğazına koca bir yumru oturtmuş, hevesini kursağında bırakmıştı Chris'in.
Çocuğun kaleminden dökülen sözcükler gözlerini sulandırırken zarfı çekmeceye koydu. Koşar adımlarla merdivenleri indi ve mutfakta kendisine kahve hazırlayan kız kardeşinin yanına ulaştı.
Hannah, abisinin sulu gözlerini görünce kaşlarını çattı. "Bir sorun mu var, oppa?" Sesi endişeyle parlıyordu. Abisinin gözlerini sulu görmeye hiç alışık değildi kızcağız.
Chris, hızlıca olayı özetlerken Hannah da abisi için çok üzülmüştü. "Ne yapacağız peki?" Kendisi de acıyan kalbiyle kahve yapmaktan vazgeçerek oturmuş kara kara düşünen ağabeyinin karşısına oturdu.
Chris düşündü. Aklına gelen binbir fikiri en ince ayrıntısına kadar düşünürken tek bir fikir takılmıştı aklına. "Kore'ye dönelim geri." Başını kaldırıp kız kardeşinin şaşkınlıkla genişlemiş gözlerine baktı. "Bizi tutan ne ki burada?"
"Yok," dedi Hannah başını sallarken. "Bizi burada tutan hiç bir şey yok oppa."
Karar verilen ani karar ile Chris gemi işlerini halletmeye koyulmuş Hannah da bavullarını toparlamaya başlamıştı. Hayatlarının iplerini yeniden ellerine alan iki kardeş, uzun gemi yolculuğuna çıkmak üzere heyecanla, endişeyle ve hafifçene bir buruklukla daldılar uykuya o gece.
1 gün sonra
Chris, içi kıpır kıpır, elleri titreye titreye kilitledi kestane ağacından yapılmış, boyası sökülmüş kapıyı. Kardeşiyle yan yana son kez baktılar evlerine. Hannah evin önündeki satılık tabelasını düzeltti. "Buraya kadarmış,"
"Artık önümüzde çok farklı bir hayat var Hannah," Genç, kolunu kız kardeşinin omzuna atarak evin taşlı yolunu yürümeye başladı, sonunda evin bahçesini çıktıklarında yollarını limana çevirdiler bu sefer.
Çok bir vakit geçmeden yüksek gürültüler eşliğinde gemiye bindiklerinde bilinmeze açılan 40 günlük yolculukları başlamış oldu.
"Abi, ben daha önce gitmedim Kore'ye, Korece de bilmiyorum." Hannah kollarını güvertenin demirine yaslarken git gide uzaklaşmaya başladıkları kasaba limanını izliyordu. "Ne yapacağım?"
"Sen abine güven, balkız." Chris onun kolunu okşadı rahatlatıcı bir gülümseme ile.
Abisi ona çocukluktan beri sesleniş şekliyle seslendiğinde kıkırdadı. Balkız derdi abisi ona. Bal gibi kızsın tabii, derdi hep geniş gülümsemeleriyle.
Chris, içini ferah tutmaya çalışarak denizi izlemeye koyuldu. Sadece 40 -ki bugün geçmiş 39 gün kalmıştı- gün sonra Elzem'ine kavuşacaktı. Aylar önce gördüğü yumuşak yüz hatlarını, parlak gözlerini yeniden görecek, mis kokusunu en derinine kadar soluyacaktı belki de.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
elzem | chanmin ✓
Hayran Kurgu"Elzem'im" "Nefhalım" ___ chanmın elzem, en gereklı olan nefha, guzel koku angst (2020de yazmısım okumayın)
