"Kırmızı takım!" dedi ve bir anda alkışlamaya başladılar.
Ben takımdekilere baktım. Birbirlerine sarılıyorlardı. "Tebrik ederiz." dedi Hwasa şef ve Luhan şaşkınlıkla bana baktı.
Kazanacağımız belliydi zaten bir an olsun bile şüpheye düşmemiştim. Benim kaptan olduğum takımın kaybetme lüksü de yoktu zaten.
Luhan kısaca. "Tebrik ederim." dedi ve yerine geçti.
Hwasa şef konuştu. "Açıkçası mavi takımın takım çalışmasını çok daha beğendik fakat filetolar iyi temizlenmemiş ve tavuklar iyi pişmemişti. Avakadoların ekşisi azdı. Tatlısı çok daha iyi olmasına rağmen bu diğer iki yemeğin eksikliği size ilk takım oyununu kaybettirdi."
Luhan başını salladı. "Bir dahakine daha dikkatli olacağız şefim." Luhan'ın kaybetmesi bana harika hissetmişti. Aslında insanların başarısıkları ile değil kendi başarım ile gururlandırdım. Fakat bu çocuğun her başarısızlığı o kaptan olduğu sürece benim başarımdı.
"Sehun sizin tabakta porsiyon sıkıntısı vardı fakat lezzetliydi. Porsiyonları daha büyük yaparsanız daha iyi olur. Tekrardan tebrik ederiz." Danilo şefin söylediği üzerine ben de başımı salladım.
Yayının bittiğine dair bir anons geçti. Yarın çekim yoktu o sebeple bu gece evde birkaç yeni tarif deneyecektim. Yüksek ihtimalle iki gün sonraki çekim kendi menüni hazırla olacaktı şimdiden hazırlık yapmam gerekiyordu.
Kulise ilerlerken Baekhyun yanıma geldi. "Sehun Chanyeol'e söyle sürekli bana bakıp göz kırpmasın."
Sinirle güldüm ve Baek'e baktım. "Onunla konuşsan daha iyi değil mi?"
Baek derin bir nefes aldı. "Chanyeol'ün yanına yaklaşmak istemiyorum geçen gün önlüğümü çalmış vermedi yenisi yaptırdım."
Arkadan bir kahkaha koptu. "Olum manyak bu çocuk." Kai Baek'im omzuna kolunu attı.
"Bence git konuş belki karşı takımı sabote edecek şeyler yaptırırsın." dedi ve tekrar güldü. Kai sinir bozucu bir tipe benziyordu. Bu dediğinde Baekhyun hiçbir şey dememişti üstelik. Fakat o hala sırıta sırıta yürüyordu.
Kulise vardığımızda içeri girdik önlüğümğ çıkartıp çamaşır makinasına koydum ve motorumun anahtarını alarak çıktım. Keyfim yerindeydi bugün tam da planladığım gibi kazanmıştık.
Zemin katta yer alan otoparka gitmek için asansöre bindim ve -2'yi tuşladım. Kapılar kapanacakken Luhan nefes nefes koştu ve asansörü dururup bindi.
"Ay gözümün önü karardı koşayım derken." kendi kendine konuştu ve bana bakıp aptal aptal güldü. En az Kai kadar sinirimi bozuyordu. Çok değişik bi çardı.
Asansör -1'inci kata geldiğinde bir anda ışıklar söndü asansörde kalmıştık. Harikuladeydi cidden. Yeterince sinir bozucu olduğu yetmezmiş gibi gözlerini kocaman açmış asansörün bütün düğmelerine basmaya başlamıştı. "Kimse yok mu!" diye bağırdığında kulaklarımı kapattım.
"Asansörde kaldık FARKINDA MISIN!??" dediğinde sinirle güldüm. Ayağımdaki kirli konverslerime bakışlarımı çeviridiğimde ona bir tekme savurmak için ihtiraslı bir çekim duymuştum resmen. Luhan ise deli gibi bağırıp bütün tuşlara basmaya devam ediyordu. "Telefon da çekmiyor. Hayatımın sonuna kadar burada tıkılı kalıcam klostrofobim var zaten benim ölür giderim ki ay tanrım bayılıcam." Hızla konuşurken bana baktı panik atak falan mı geçiyordu ordan oraya yürüyordu nefes nefeseydi zaten ortam oldukça dardı bütün oksijeni tüketmişti. Ben sadece sakin ol demekle yetiniyordum fakat beni duyduğunu sanmıyordum.
"Sehun ben iyi değilim. BİR ŞEY YAPAR MISIN MAL GİBİ BAKIYORSUN!" sırtını aynaya yaslamış göğüsü hızla inip kalkarken bağınıyordu. İlk defa klostrofobisi olan birini görüyordum. Bunlar hep filmlerde olmaz mıydı mesela kız asansörde kalınca erkek ona sarılır saçlarını okşayıp gevşetirdi falan.
"Sehun nolursun yardım et iyi değilim cidden gözümün önü kararıyor."
"Ne yapayjm Luhan. Çalışır birazdan sabret." Luhan gözlerini sıkıca kapatarak ellerini saçlarına geçirdi. Gerçekten iyi görünmüyordu.
"Sehun." dedi sessizce tam da o sıra Luhan'ı kendime çektim ve sarıldım.
Dizilerde de böyle yapıyorlardı.
Luhan başını boynuma yaslandığında nefesimi tenimde hissettim. İçime ufak bir titreme gelmişti. Ellerini sırtıma koydu. Sarımsı saçlarından gelen ferah koku ile gözlerimi kapattım. "Geçti." dedim.
Dizilerde de böyle iyi hissediyorlar mıydı acaba diye düşünmeden edemedim. Ben insanlardan nefret ederdim, temas kurmaktan da öyle.
Luhan ile sarılırken bir anda kapı açıldı. Kapının ardında Chanyeol ve birkaç asansör tamircisi duruyordu.
"VOAAH amma yakın duruyorlar." dedi Chanyeol ve tam o esnada Luhan'ı omzundan ittirdim. "Ah kafam!" elini başına koyup mızırdandığında aceleyle asansörden dışarı çıktım. İçerisi ne kadar sıcakmış.
"Asansör düğmesi takılmış fakat hallettik." dedi tamirci. Luhan sessizce teşekkür ederken tamirciler ayrıldı ve Chanyeol yüzünde aptal bir sırıtmaya bize doğru yaklaştı.
"Bilerek mi bozdunuz düğmeyi?" Luhan ile aynı anda şaşkınlıkla ona baktık. "Ne? Hayır tabiki chanyeol ne saçmalıyorsun." diye tepki gösterdi Luhan. Benim cidden çenesiz chanyeol ile uğraşacak vaktim yoktu.
Motoruma doğru ilerlemeye başladığımda Chanyeol arkamdan seslendi ama bakmadan hızla ilerleyip motoruma binip evime geçtim.
Şu çocuk bir daha yakınıma yaklaşmasa çok iyi olurdu. Bana sarılmak bir lütuftu ne cürretle bunu yapardı.
Saçları da çok güzel kokuyordu üstelik bu bile sinir bozucuydu benim için. Biran önce yarışmadan elenip gitmesini istiyordum.*
Eve geldiğimde ışığı açıp koltuğa kendimi attım. Bugün takım oyununda onlarca talihsizlikten sonra bile kazanmıştık. Gerçekten iyi bir takım kaptanıydım. Böbürlenmek çok bana göre değild tabi fakat yeteneğinin ve keskin zekasının farkında olan bir insan olarak kendimi takdir etmeden duramıyordum.Düşüncelerimi telefonuma gelen bildirim sesi böldü. Telefonu elime aldım. Mesaj Luhan'dandı.
"Luhan: tesekkür ederim sehun."
Bir süre ekrana sonra profil fotoğrafına baktım. Gerçekten yakışıklı ve sevimli bir yüze sahipti. Birçok kızın ve erkeğin isteyebileceği bir dış görünüşü vardı. Nispeten uzun boyluydu bembeyazdı ve gözleri, gözleri büyüleyiciydi. Taktığı büyük çerçeveli siyah gözlük oldukça farklı bir hava katıyordu.
Baya çekici bir çocuktu. Aklıma saçma sapan anlarda geliyordu. Beynimi meşgul ettiği için ona sinir oluyordum. Aslında sorun ise tamamen bendeydi.
Kısaca rica ederim yazdım ve telefonu kapattım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
masterchef :: hunhan exo
RandomO pastacının saçları karamel, teni beyaz çikolata ve dudakları keşfedilmeyi bekleyen tropikal bir meyve gibiydi. Ben ise elinde kanlı bıçağı ile gezen bir et aşçısıydım. Aramızdaki fark ise tam olarak burada başlıyordu.