Keyifli okumalaar ~
"Varya sen baya güzelsin he." Chanyeol kuliste saçlarını düzelten Baekhyun'ın dibine girerek konuştuğunda Baek sinirle elindeki düzleştiriciyi Chanyeol'e doğru savurdu. "Bak acımam yakarım git başımdan." Chanyeol gülerek bir iki adım geriledi.
"Ben yanmışım yanacağım kadar be minik papatya." Luhan ve Kai aynaların karşısında bulunan L koltukta otururken Chanyeol'ün dediği şeye kusuyormuş gibi yaptılar. "Ay minik papatya mı?" diye sordu Baekhyun sanki az önce onun kollarını düzleştiricinin arasına koymak isteyen o değilmiş gibi.
"Ben papatya çok severim." dedi cilveyle. Ne yaşıyorlardı cidden anlam veremiyordum. iğrençti resmen. İkisi dışarı çıktıklarında gülüşme sesleri kapının ardından duyuluyordu. Aman ne hoş.
"Luhan senin en sevdiğin çiçek ne?" diye sordu Kai. Ne alakaydı şimdi biri söyleyebilir mi? Ne halta yarayacaktı. Biran önce kurutma makinesineki önlüğümün süresinin dolmasını ve kulisten def olup gitmek istiyordum.
"Bilemedim, sanırım beyaz gül." diye cevap verdi Luhan. Yüzümü ekşiterek onlara baktım. "Sana yakışacak bir çiçek bence." dedi Kai. Bunlar flört mü ediyorlardı.
"Gül kadar güzel, beyazlığı kadar saf ve masum." diye devam ettirdiğinde boğazımı temizledim. Luhan pek bir tepki vermemişti Kai'ye. İkisi birden dönüp bana baktı.
"Stüdyodayız flört edecekseniz gidin başka yerde edin." dedim ve o esnada Luhan konuştu. "Flört etmiyoruz." sinirle güldüm ve başımı yana doğru çevirdim. 1dk gösteriyordu ne zaman bitecekti şu aptal makine.
"Buradan pek öyle durmuyor Luhan. O bahsettiğin etik değerlerin nerede senin." diye sorduğumda Luhan şaşkınca bana baktı. Sinirlenmiş görünüyordu. Bence de sinirlenmeliydi. Onun varlığı bile beni rahatsız ediyordu sonuçta.
"Senin kadar nefret dolu birini daha görmedim Sehun." dedi Kai.
"Nefret etmiyorum." dedim ve biten makineden önlüğümü alıp giydim. Tam kapıdan çıkmak üzereyken durdum. İkisinin de gözlerini üzerimde hissediyordum.
"Nefret etsem yanımda tek bir dakika bir duramazdın Kai." dedim ve kapıyı kapatarak uzun koridorda yürümeye başladım.Nefret değil fakat gerginliği iliklerime kadar hissediyordum. Bu ikili tam program öncesi mükemmel bir motivasyon kaynağıydı bana(!). Beyaz gül ne ayrıca. İnsanın en sevdiği çiçek beyaz gül olur muydu tanrı aşkına. Ne saçma zevkleri vardı bu çocuğun.
Kendi kendime söylenirken büyük otomatik kapıdan geçtim ve birkaç yarışmacının çoktan gelmiş olduğu tezgahıma geçip derin bir nefes aldım.
Mutfak sabır ve odak isteyen bir yerdi. Sabrımın sınayan ve odağımı bozan herkes ve her şeyden an itibari ile iletişimi kesmeye karar vermiştim.
Kapı tekrar açıldı, Chanyeol koşa koşa yanıma geldi ve kulağıma eğilip bağırarak konuştu. "Baekhyun'a bahçeden papatya kopartıp verdim önlüğünün cebine koydu." o kendi kendini alkışlarken kulağımı tıkadım. Madem bağırarak konuşacaktı ne diye kulağıma eğiliyordu. "Sehun acaba o da bana mı aşık." diye sorduğunda dik dik baktım. Cidden umrumda değildi.
"Cidden umrumda değil." Chanyeol dediğimle ilgilenmeden karşı tezgahta yeni yerini almış Baekhyun'a çaktırmadığını düşündüğü fakat herkesin gördüğü bir şekilde göz kırptı. Baekhyun doğal olarak görmemiş gibi yapmıştı fakat gülümsüyordu.
Kısa bir süre sonra herkes yerini aldığında şefler içeri girdi ve alkışladık. Kendi menümüzü hazırlamamız gerektiğini söylemişlerdi ve ben menü için takımdaki herkese iş dağılımını ayarlamıştım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
masterchef :: hunhan exo
RandomO pastacının saçları karamel, teni beyaz çikolata ve dudakları keşfedilmeyi bekleyen tropikal bir meyve gibiydi. Ben ise elinde kanlı bıçağı ile gezen bir et aşçısıydım. Aramızdaki fark ise tam olarak burada başlıyordu.