gizli tarif

364 36 41
                                        

YANLİSLİKLA BUNDAN SONRAKİ BOLUMU ONCE PAYLASMİSİM MALİM Bİ TİK

COK COK OZUR

Üçüncü şahıs

Hava hafiften soğumaya başlıyordu. Kafenin kepenklerini kaldıralı 2 saat olmasına rağmen Yeonjun şimdiden yorgun hissediyordu. Tek çalışıyordu ve çok müşteri vardı.

Esneyerek siparişleri hazırlarken tezgahın karşısında ona birinin baktığını hissetti. Arkasını döndüğünde karşısında Soobin'i görmeyi beklemiyordu. Biraz daha aşağıya doğru baktığında da minik bi prenses görmüştü. Elleri tezgahın üstünde Yeonjun'a doğru bakmaya çalışıyordu. Adını daha bilmiyordu ama bir prensese benzediği çok açıktı.

"Oh, günaydın. Hoş geldiniz."

"Hoş bulduk Yeonjun abi! Bugün de bana lezzetli meyve sularından yapar mısıın~" Heyecanlı heyecanlı konuştu küçük kız. Yeonjun'un adını çok duymuştu. Spor salonuna babasıyla gittiğinde de görmüştü orada, yanına gitmek istemişti ama babası izin vermemişti.

"Yaparım tabii ki, adın neydi senin bakalım?"

"Ha-ri! Benim adım Ha-ri" Diye bağırdı küçük kız.

"Memnun oldum Ha-ri. Sana meyve sularımızın en güzellerinden yapacağıma emin olabilirsin!!"

"Teşekkür ederim Junnie!!"

"Ne demek fıstık."

Soobin boğazını temizlermiş gibi yaparak Yeonjun'un dikkatini çekmeye çalışmıştı. İşe de yaramıştı ki, Yeonjun gözlerinin içine bakarak gülümsüyordu. Soobin biraz utanmış olacak ki gözlerini çekmiş kızının saçıyla uğraşmış sonra da geri dönmüştü siyah saçlıya.

"Önerebileceğiniz ne varsa onu istiyorum."

"Damak tadıma güvendiğini varsayıyorum" Dedi Yeonjun göz kırparak.

"Yapacak mısın yoksa gideyim mi?"

"Ay tamam tamam, yapacağım. Sen de ne sabırsız çıktın ya." Yeonjun arkasını tam dönmüşken küçük Ha-ri konuştu.

"Babacığım, Junnie de bizimle gelebilir miii??"

"Bebeğim ama salona gitmiyoruz ki?"

"Biliyorum baba ya! Junnie de bizimle lunaparka gelsin!!"

Yeonjun duyduklarına şaşırmış olacak ki az kalsın elinden bardağı düşürüyordu, ağzı o şeklinde arkasını dönmüş ikiliye bakıyordu.

"Bebeğim, Yeonjun beyin işi başından aşkın gördüğün gibi. Onu da zor duruma sokmayalım dimi fıstığım."

"Ya ama babaaaa!"

"Prenses, şu an arkadaşlarım meşgul olduğu için tek çalışıyorum, bugün gelmeyecekler o yüzden üzgünüm bugün gelemem. Fakat başka bir gün müsait olduğumda gelebilirim."

"Arkadaşlarını hiç sevmedim! Niye seni tek bırakmışlar ki? Yorulmuşsundur sen!!"

"Onların da acil işleri vardı fıstık, hem bana bir şey olmaz."

"Pekii..."

Yeonjun gülümseyerek Ha-ri'nin yanağından bir makas alıp işine geri dönmüştü. Bu sırada Soobin de onu izliyordu. Ha-ri'yi genelde öyle kolay ikna edemezlerdi. İnatçı bir çocuktu. Yeonjunun böyle tatlı dille konuşarak anında Ha-ri'nin ikna olmasını sağlaması onu çok şaşırtmıştı.

Yeonjun yorgun gözüküyordu, gözlerinin altı morarmış gibiydi sanki. Soobin endişelenmeye hakkı var mı diye düşündü. Çok katı davranmıştı karşısındaki güzel yüzlü adama. Kendini ona uyuz olmuş gibi düşündürmeye çalışıyordu, ama ilk gördüğü andan beri yüzü aklından çıkmıyordu. Kendini anlayamıyordu Soobin, neydi ki bunun sebebi? Hiç bilmiyordu.

"Kendini çok yorma." Dedi birden, neden dedi bilmiyordu istemeden ağzından çıkmıştı kelimeler.

Yeonjun hafif gülümsedi, hala arkası Soobin'e dönüktü. "Ne oldu? Beni umursamaya mı başladın yoksa hmm?" dedi siyah saçlı.

"Spor salonumda yorgun düşersin de başıma bela olursun diye dedim. Zaten olay çıkarmadığınız bir gün yok."

Yeonjun bu duyduğuna güldü ve arkasını döndü.
Hafif gülümserken teşekkür etti Soobin'e. Daha sonra da hazırladığı içecekleri uzattı.

"Bizden olsun derdim ama çok inatçısın, hiç iyilik yaramıyor sana."

"İnatçı değilim mahçup olmayı sevmem."

"Aynen aynen. Bu arada Ha-ri hanım, size en gizli tarifimden yaptım! Umarım beğenirsiniz prenses hazretleri." Gülümseyerek ve kafasını severek küçükle konuştu siyah saçlı. Küçüğü çok sevmişti, çok sevimli bir şeydi.

"Teşekkür ederim Junnie, sen her zaman en güzellerini yapıyorsun zaten!"

"Ne demek fıstık!"

Soobin ikisine bakıp gülümsüyordu, Yeonjun kızıyla çok iyi anlaşıyordu. Ha-ri de Yeonjun'u sevmiş gibiydi. Elindeki kahveyi denedi, tadı cidden güzeldi. Daha önce böyle bir şey içtiğini hatırlamıyordu. Duyguları yüzüne yansımış olacak ki Yeonjun sırıtıyordu.

"Damak tadıma güvenerek iyi bir iş çıkardığını mı düşünüyorsun, yoksaaa her şeyde iyi olduğum gibi kahve yapmada da çok iyi olduğumu mu düşünüyorsun?"

"Bence sen biraz şımardın. İlk defa böyle bir şey denediğim için şaşırdım sadece."

"Öyle olsun madem." dedi Yeonjun

"Bence babam sana yalan söylüyor Junnie!" Fısıldamaya çalışarak konuştu küçük kız. Fısıldamada pek iyi değildi, birileri hep duyuyordu onu! Babası da duymuş olacak ki Ha-ri'ye doğru bakmıştı. Yanaklarını şişirerek kızgın bir şekilde baktı küçük.

"Bence de yalan söylüyor! Babana yalan söylemenin kötü bir şey olduğunu öğretmelisin Ha-ri!!"

"Haklısın Junnie, baba çok yaramazsın ya!"

Soobin güldü ve kızının elini tuttu. Ardından Yeonjuna son bir defa daha döndü. Bir süzdü çocuğu. Yeonjun uzundu, Soobinden birazcık kısaydı. Güzeldi be fiziği mükemmeldi.

"Kendine dikkat et." Dedi ve arkasını dönüp kızıyla kafeden ayrıldı.

"Ederim." sessizce söyledi Yeonjun, biliyordu onu duyamazlardı çoktan çıkmışlardı. Soobin'in onu düşünmesi pek imkanı olan bir şey değildi çoğunlukla, normal olarak şaşırmış ve biraz da utanmıştı Yeonjun. Sarışın onun kalbini çok hızlandırıyordu.

Yeni gelen müşterileri ile ilgilendi siyah saçlı. Hepsine gülümseyerek ve enerjik bir şekilde cevap veriyordu. Gördüğü ikili onu kendine getirmişti, şu an daha enerjik ve mutluydu.

Günü böyle geçti siyah saçlının. Müşterileri karşıla, siparişleri al, hazırla ve servis et. Kafenin kapanma saati gelmişti artık, içerisi boştu. Yeonjun masaları silerken dükkanın kapısından bir ses geldi. Biri kapıyı açmıştı. Yeonjun tam dönüp kapalıyız diyecekti ki karşısında gördüğü kişiyle diyeceği şeyleri geri yuttu. Yeonjun eve gitmek istiyordu. Daha fazla burda durmak istemiyordu. Elleri titriyordu resmen, ne yapacağını şaşırmıştı sanki.

"Uzun zaman oldu, güzelim."

Gym | yeonbinHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin