Akşam olmuştu, hava yavaştan kararıyordu ve biraz rüzgarlı gibiydi. Soobin Yeonjun ve Ha-ri için salonu erken kapatmıştı, herkesi gönderdikten sonra da kapıları kitleyip dışarı çıkmıştı. Kafeye doğru giderken arkasında biraz uzaktan yürüyen birini hissetti. Umursamadı ve kafeye girdi.
O sırada da Yeonjun ve Ha-ri masaları geziyorlardı. Müşteriler gitmişti ve Sunoolar mutfaktaydı. Yeonjun da masaları siliyordu yanında Ha-ri ile.
"Junnie, sen böyle güzel tatlı yapmayı nasıl öğrendin?"
Duyduğu soruyla afallamıştı Yeonjun. Küçükken annesi öğretmişti ona bildiği her şeyi, ama artık hayatında değildi. Babası da annesi de yoktu artık onun için.
"Küçükken öğrendim, başkalarını yaparken izliyordum. Biraz daha büyü sana da ben öğretirim!"
Heyecanla zıplamaya başladı küçük kız, ardından Yeonjun'a doğru koştu ve bacağın sarıldı. "Oleyy! Tamam Junnie, hemen büyüyeceğim bana öğretmen için!"
Güldü siyah saçlı. Ha-ri çok sevimliydi, Yeonjun'u da çok seviyordu. Bundan dolayı çok muytluydu Yeonjun, miniğiyle iyi anlaşabilmek onu çok mutlu hissettiriyordu. Bacağına sarılan küçüğü kucağına aldı Yeonjun ve tam konuşacağı sırada yakınlarında birinin boğazını temizlediğini duydu. Döndüğünde de Soobin'i görmüştü.
O kadar küçük kıza odaklanmıştı ki kapının sesini bile duymamıştı Yeonjun.
"Merhaba, bugün eğlendiniz mi?"
Babasını duyan küçük kız gülümsedi ve konuştu. "Evet! Çok eğlendim baba, Junnie ile tatlı bile yaptık." Biraz etrafı ve üstlerini dağıtmışlardı ama sorun değildi ikisi için de. Soobin yaklaştı ve kızının burnunun üzerindeki unu sildi ardından Yeonjun'u inceledi. Yeonjun'un da burnundaki unu sildikten sonra güldü ve konuştu. "Sevindim, umarım Yeonjun'u yormamışsındır Ha-ri?"
"Yok hiç yormadı, aksine bana çok yardım etti!"
Duyduklarıyla gülümsedi Soobin. "İyi o zaman."
Aralarında sohbet ediyorlardı ki kapı sesi duyuldu. İçeri göz altları morarmış bi adam girdi. Giren kişiyi gördüğü an kaskatı kesilmişti Yeonjun. O gelmişti. Yine gelmişti ve Yeonjun çok korkuyordu. Kendisi için değil, Ha-ri ve Soobin'e bir şey olur diye korkuyordu.
Soobin içeri giren kişiye baktı, karşısındaki adam dışarda fark ettiği kişi olmalıydı. İçinde kötü bir his vardı yine. Yeonjun'dan önce konuştu Soobin.
"Kapalıyız, çıkar mısınız lütfen?"
Adam gözlerini Yeonjun'dan çekti ve alaycı bir şekilde güldü.
"Pardon, sen kimsin?"
"Soobin, Ha-ri'yi al ve git sen. Biz hallederiz." Soobin'e fısıldadı Yeonjun. Ha-ri'yi saklıyor gibi tutuyordu, Adama da bakmıyordu hiç Yeonjun. Bunu fark ettikten sonra Soobin kızını kucağına aldı ve mutfağa gitti.
"Duydun, kapalıyız. Git buradan, seni görmek istemiyorum."
Konuştuktan sonra karşısındaki adi herifin güldüğünü duydu Yeonjun. Ona baktığında gülüyor ve yavaş adımlarla Yeonjun'a yaklaşıyordu.
Yeonjun iki adım geriye gitti ve yine konuştu. "Komik bir şey söylemedim, git artık."
"Beni özlediğini biliyorum Yeonjun. Bensiz bir hiçsin sen, hiçbir şey yapamazsın. Gitmemi istemediğini biliyorum."
Duyduklarıyla ağzı açık kalmıştı Yeonjun'un. Karşısındaki adam gerçekten deliydi, bir yere kapatılmalıydı.
"Git lütfen, git artık git!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gym | yeonbin
Açãoyeonbin Her seyden habersiz tam anlamiyla dense Soobin ve onu gordugu an kafayi siyiran Yeonjun mu neeeeee 😰
