Jisung
"Hyung geliyorum birazdan."
"Nereye?"
"Tuvalete Changbin hyung. Gelcen mi?"
"Yok kalsın."
"Bence de. Kız değiliz biz sonuçta ordu gibi gidelim." dedim ve yanlarından ayrıldım. Tuvalet, bizim yapacak başka bir şey bulamadığımızdan dolayı ayakta dikildiğimiz yerin hemen iki adım ilerisindeydi zaten.
Tuvalete girdiğimde bi erkek diğerine dayıyordu resmen. Okul tuvaletinde de yapmazsın. Bari kabine geç, dimi? Ulu orta yerde yapmayın amk. Tamam, artık normal karşılıyor olabilirim ama bu da anormal yani, kimse kusura bakmasın.
Onlara side eye atarak pisuvarların tarafına geçtim. Pisuvarı nasıl çatlatıyorsunuz amk, üstüne mi oturuyorsunuz, üstünde mi zıplıyorsunuz? Fazla sorgulamadan işimi halledip ellerimi yıkadım ve tam çıkacakken kapıya dönüyordum ki az önce diğerine dayayan çocuğun yanımda bittiğini fark ettim.
"Ne istiyorsun?" diye sordum.
"Sinirlenme bebeğim. Burada gördüklerini kimseye söylememen için uyarıya ihtiyacın var mı diye merak ettim?"
"Söylemem zaten banane ne yaptığınızdan amk. Çekil şuradan." dedim ve kolundan iterek kapıya doğru bir adım attım ki tuvaletin kapısını kapattı ve bir anda kendimi onunla kapı arasında buldum.
"Hey! Ne yapıyorsun ya! Siktir git başımdan!" diye bağırırken bir yandan onu itekliyordum.
"Yatakta ses tellerini kaybedene kadar bağırtmamı istemiyorsan sessiz ol." dedi eliyle ağzımı kapatarak. Elini ağzımdan çektim ve;
"Ne istiyorsun benden amına koyayım?" diye sordum.
"Söylememen konusunda sana güveneceğimi mi sandın?"
"Ben ne yapayım amk? Söylemeyeceğiz dedik işte. Daha ne?"
Bir anda boynuma eğildi ve öpmeye başladı. Ben onu iyice itmeye başlayınca diğer çocuk da geldi ve sırtımı kapıdan çekerek arkama geçti, kollarımdan tuttu. Diğeri ise elini belimden çekmiyordu. İğrenç geliyordu. Minho öptüğü zaman iğrenç gelmemişti. Minho bana yaklaştığında iğrenç gelmiyordu. Ama şuan bu çok iğrenç ve korkunçtu. Buradan gitmek, kusmak istiyordum. Ama bir şey diyemiyordum. Neden konuşamıyordum? Ağlamaya başlamıştım. Nasıl böylesine zayıf düşebildim bir anda. Sadece 1-2 dk boyunca boynumda dolandı ama benim için 1-2 saat gibiydi. Kafasını boynumdan kaldırdı ve;
"Eğer söylersen bunun daha fazlası olacağından emin olabilirsin, küçük sevimsiz. Hemen ağlamaya bile başlamışsın. Zavallısın gerçekten." dedi benden uzaklaşırken. Arkamdaki de daha kollarımı bırakmadan kulağıma yaklaşıp fısıldayarak "bu korku yeter sana, artık söylemeyeceğini tahmin ediyorum?" dedi ve sonrasında kollarımı bıraktı. Orospusunun yanına geçti. Kapıyı açıp tam çıkarlarken "orospu çocukları..." diye söylendiğimde kapıyı açtıkları gibi sertçe geri kapatarak içeri girdiler ve büyük oğlan bileğimden tutarak "ne dedin sen?" diye sordu kaşlarını kaldırarak. Tam da bunu demesinin üzerine içeri Minho daldı ve ilk kelimesi "JİSUNG!?" oldu. Büyük oğlanın tuttuğu bileğimi ondan kurtardı ve hiç zaman kaybetmeden yüzüne yumruk atmaya başladı. Çocuğun nefes almasına bile izin vermiyordu. Onu durdurmaya çalışsam da "Jisung, sen kenarda dur!" diye bağırıyordu sadece.
"Minho, senin başın belaya girecek, nolursun dur yapma!" (y.n: berkcan sakin ol, ben buradayım, bana odaklan!)
Beni dinlemiyordu ki. Çocuk düşmemek için lavabo tezgahına yaslanırken Minho parmağını ona doğru sallayarak "Sevgilimden uzak duracaksın. Anladın mı beni!?!! Anlamadıysan bir yumruk daha ister misin, ha?" diyordu. Sevgili... Ama şuan bunu düşünemezdim. Daha sonra Minho'yla konuşurdum zaten.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Üvey Abin. ×Minsung×
Fanfiction"Jeongin senin abin var mı?" "Hyung, neden sordun ki?" "Abin yoksa artık bir abin var da ondan!" "Estağfurullah hyung ama senin yaşında abim var evet." "Hop hop, o zaman ben üvey abin." Minsung Hyunin