0.4

26 7 11
                                        

Gizemli Sapık
Yarın akşam basketbol sahasına gelir misin Affinità?

Siz
Düşünmem lazım


Asla düşünmeyeceğim, direkt gideceğim. Onun bana zarar vermesinden veya beni tehdit etmesinden asla korkmuyorum çünkü kaybedecek hiçbir şeyim yok. Hiçbir şeye sahip birisi hiçbir şey kaybedemez.

Telefonu arka cebime sıkıştırmadan önce son kez saate baktım, 18.30 ve Aynur şimdiden hazırlanmaya başlamıştır. Ayağa kalkıp iyice esneyip gerindim.

"Efnan!" sesi evde yankılanınca kulaklarım sağır oldu. Hızlı bir şekilde yanına gittiğimde hazır olduğunu ve makyaj yapmaya başladığını gördüm.

"Efendim, Marul?" pervasızca yatağa uzandım ve suratına bakmaya başladım. Sinirli bakıyordu.

"Üstün? Öyle gitmeyeceksin di mi? Bak kahrımdan ölürüm eğer öyle gideceksen." Evlatlarının kendi istediğini yapmaları için ayılıp bayılan anne edası ile söylemişti bunu. Kahkaha attım.

"Hayır tabiki de üstümü değiştireceğim, o kadar da pasaklı değilim." aldığı cevaptan memnun olunca kendisi ile ilgilenmeye başladı ve işine kaldığı yerden devam etti. Ben ise olduğum yerde biraz daha yayılıp tavanı incelemeye başladım.

Sadece bir tavan olmasına rağmen anladı beni ve sanki benimle konuştu. Yanımdaki tek bir insan dahi senin gibi anlasa beni, bakışımdan. Anlatmak zorunda kalmadan da anlayabilse keşke şu yanımdaki 'beni seven(!)' insanlar. Kalpsizlik ile suçlamak yerine içimdeki şu duyguları görseler. Sorun umarım bende değildir.

Yayıldığım yerden kalkıp boş odaya gittim ve valizimi alıp tekrardan bu odaya geldim. Dertli dertli ne giyineceğimi düşünürken 0 seçenek arasında kaldım.

Aynur bana yardım edip kıyafeti kendisinin seçebileceğini söyledi ama o da seçemedi sanırım çünkü yarım saat boyunca valizin başında dönüp durdu. Sonunda ise elinde tuttuğu 3 elbiseyi yatağın üzerine uzatıp tek tek hepsine bakmaya başladı ben de oturup onu izledim.

"Hangisini giyeyim? Dur buldum! Ya ondadır ya bunda, en güzeli hangisi olur?" Aynur bana inanmayan bakışlar atarken ben tekerleme sonucunda elimde kalan elbiseye baktım. Bu tekerlemeler her zaman işe yarar, deneyin.

"Ben boşu boşuna mı yarım saattir elbiseleri inceliyorum?" kafamla onayladım ve sabır diledi. Elbiseyi elime alıp dokusunu hissetmeye çalıştım. Marul'un seçtiği 3 elbise de baya iyiydi ama şuan elimde tuttuğum elbise en iyisiydi. Mini, lacivert, hafif göğüs dekolteli ve tamamen yapışan bir elbiseydi.

"Erkek olsam var ya direkt sana aşık olurdum, tabi Kaan da kız olmazsa.." kahkaha attım ve aynada kendimi incelemeye devam ettim. Gerçekten çok yakışmıştı ve çok hoşuma gitmişti.

Aynur benim aksime beyaz, uzun ama derin bacak yırtmaçlı, ip askılı ve sırt dekoltesi belirgin bir elbise giymişti. Bu kıza içim gidiyor be! Bir içim su gibi olmuştu ve gerçekten çok iyiydi bu gün. Yanyana aynanın karşısında durduruğumuzda zıtlıklara rağmen uyumluyduk.

"Çok güzel gözüküyor, fotoğraf mı çeksek ya?" diye sordum istemsizce. Genelde kedileri, köpekleri ve basketbol sahasını çekerdim ama bizi çekesim geldi şuan. Kafasını hevesle salladı ve yatağın üzerine koyduğum telefonumu elime alıp kamerasını açtım. İkimizde poz verdikten sonra arka kameradan aynadaki yansımayı çektim ve Aynur'a gösterdim.

"Oha, çok güzel çıkmış. Bir kaç tane daha! Haydi, haydi!!" bazıları saçma bazıları güzel ve bazıları da karanlık olan bir kaç fotoğraf çektikten sonra hazırlanmaya devam ettik.
Göz altlarımı kapatmak için uğraşmaya başladım.

Affinità Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin